04.04.2013 - Alman basınından özetler | BASIN | DW | 03.04.2013
  1. Inhalt
  2. Navigation
  3. Weitere Inhalte
  4. Metanavigation
  5. Suche
  6. Choose from 30 Languages

BASIN

04.04.2013 - Alman basınından özetler

Almanya'da diploma denklik yasasının birinci yılı, BM'de imzalanan tarihi karar ve Kuzey Kore'nin tehditleri, bugünkü Alman basınında öne çıkan yorum konuları.

Uzun süren çalışmaların ardından yürürlüğe giren Almanya dışında alınan yüksek okul ve meslek diplomalarının tanınmasını kolaylaştıran diploma denklik yasası, Almanya'da bir yılını doldurdu. Märkische Oderzeitung, yasanın ilk yılında ortaya çıkan bilançoyu yetersiz buluyor:

"Federal hükümet, yürürlüğe girmesi ile yasadan yaklaşık 300 bin kişinin faydalanacağını öngörmüştü. Ancak açıklanan rakamlar, yalnızca 30 bin kişinin başvuruda bulunduğunu gösteriyor. Sonucun bir başarı olduğu söylenemez. Tabii bunun suçlusu ilk etapta federal hükümet değil, eyaletlerdir. Çünkü örneğin doktorluk, avukatlık veya ebelikten farklı olarak her meslek federal yasaların düzenleme alanına girmiyor. Aralarında öğretmenlik ya da mühendisliğin de bulunduğu pek çok meslek eyaletlerin yetki alanında. Oysa tam da bu mesleklerde büyük bir ihtiyaç söz konusu. Hâlihazırda Almanya’nın 16 eyaletinden sadece 5’i yasaya uygun düzenlemeler yaptı. Devlet, bu şekilde büyük bir potansiyelin boşa harcanmasına yol açıyor. Ülkedeki nitelikli işgücü açığı göz önüne alındığında bu, sorumsuzca bir tutumdur. Öyle görünüyor ki eyalet politikacılarının bir kısmı, hâlâ işin ciddiyetini anlamış değil."

Federal diploma denklik yasasını henüz çıkartmayan 11 eyalet arasında yer alan Baden-Württemberg eyaletinden Pforzheimer Zeitung eyalet politikacılarına ağır eleştiriler getiriyor:

"Sosyal Demokrat Partili (SPD) Bilkay Öney’in yönetimindeki Eyalet Uyum Bakanlığı'nın bir yasa tasarısı hazırlaması beklentileri şimdiye kadar boş çıktı. Hem de orta vadede 200 bin nitelikli işgücü eksiği bulunan bir eyalette. Baden Württemberg eyaletinde, iyi eğitim almış göçmenlerin diplomaları hâlâ tanınmadığı için, vasıflı insanların temizlik işlerine koşturulmasına ya da vasıflarının altındaki ufak işlerle idare etmesine artık daha uzun süre izin verilemez. Buna, eldeki değerleri takdir etmek ve değerlendirmek denemez."

Stuttgarter Zeitung’un yorumunda ise BM Genel Kurulu’nda yapılan oylamada kabul edilen, Uluslararası Silah Ticareti Antlaşması’na dair şu satırları okuyoruz:

"Kurallar öyle zayıf bir şekilde ifade edildi ki, gelecekte de kriz bölgelerine silah ticareti yapmak büyük bir sorun olacakmış gibi görünmüyor. Zira Suudi Arabistan’a Alman tanklarının satışı gelecekte de mümkün. Yani iş sadece silah ihracatçılarının kendi gevşek taahhütlerine bırakıldı, etkili yaptırımlar getirilmedi. Bununla birlikte iyi bir antlaşma bile panzerfaust gibi tanksavarların Suriyeli muhaliflerin ya da teröristlerin eline geçmesini engelleyemez. Ayrıca tam da Rusya ve Çin gibi dev silah ihracatçıları iyi görüntü vermek adına çekimser kaldılar. Zira çekimserliklerinin onlara yüklediği bir sorumluluk yok. Pekin’deki özgüven sahibi yöneticileri tutum değiştirmeye ikna etmek pek gerçekçi görünmüyor. İşbirliği konusunda Rusya'nın da durumu farklı değil."

Geçiyoruz Kore Yarımadası‘ndaki gerginliğe. Münchner Merkur gazetesi bölgede tırmanan gerginliği şöyle yorumluyor:

"Kuzey Kore lideri Kim Jong Un, bölgede şu an hakimiyet için birbiriyle mücadele eden ABD ve Çin gibi büyük güçler arasında gerginlik yaratmayı, kendi hayatta kalma şansı olarak görüyor. Kim, Çin’in tampon bölge işlevi gören Kuzey Kore’nin düşmesine izin vermeyeceğinden yola çıkıyor. Tabii Kuzey Kore lideri ülkesinin ancak uluslararası yardımlarla ayakta kalabileceğini de biliyor. Bu yardımları alabilmek için de kendini göstermesi, tanınması ya da kendisinden korkulması gerekiyor. Kim nükleer tezlere sarılıyor. Kuzey Kore’nin nükleer kapasitesi sınırlı olabilir ama nükleer güç olma yolunda onu durdurabilmek de artık mümkün değil."

© Deutsche Welle Türkçe

Derleyen: Başak Demir

Editör: Beklan Kulaksızoğlu

Reklam