03.04.2013 - Alman basınından özetler | BASIN | DW | 02.04.2013
  1. Inhalt
  2. Navigation
  3. Weitere Inhalte
  4. Metanavigation
  5. Suche
  6. Choose from 30 Languages

BASIN

03.04.2013 - Alman basınından özetler

NSU davası tartışmaları çerçevesinde Türk-Alman ilişkileri, Avrupa'da ekonomik kriz ve Hindistan'da jenerik ilaçlara yeşil ışık yakan mahkeme kararı bugünkü Alman basınında öne çıkan yorum konuları.

Almanya'da Neonazi cinayetleriyle ilgili görülecek davanın duruşma salonunda Türk medya temsilcilerine yer ayrılmaması ile ilgili tartışmalar sürüyor. Berlin’de yayımlanan Tagesspiegel gazetesi, Türk-Alman ilişkilerini ele alan yorumunda Türk ve Almanların birbirlerine daha fazla yakınlaşması gerektiğini vurguluyor.

"Almanya’daki Türk kökenliler, günlük hayatta sık sık ırkçılıkla karşı karşıya kaldığını düşünüyor. Süpermarkette kasada çalışan görevlinin başörtülü bir müşteriye ters ters bakması ile başlıyor, yabancılar dairesindeki sevimsiz muamele ile devam ediyor, en sonunda da fiziki saldırılarla doruk noktasına ulaşıyor. Bunlar Almanya’da yaşayan Türklerin kollektif hafızalarına kazınmış durumda. Münih Eyalet Yüksek Mahkemesi’nin NSU davasını kamuoyunun nasıl takip edeceğini düşünürken işte tüm bunları dikkate alması gerekirdi. Türk-Alman ilişkilerine, ayrıca bir takım Türk basını ve politikacılarının nesnel olmayan açıklamaları da zarar veriyor. Almanlar ve Türklerin tam da böyle bir dönemde birbirine daha fazla yakınlaşması gerekiyor."

Münih’te yayımlanan Münchner Merkur gazetesi ise aynı konuya ilişkin yorumunda, Ankara’nın ateşe körükle gitmemesi gerektiğini savunuyor.

"Almanya'da Türkleri etkileyen iki yangının ardından Türk politikacıların Alman soruşturma makamlarına yönelik suçlamalarının tonu kulağa çirkin geliyor. Kaldı ki bu, Alman yargısının Türk basınını NSU davasından uzak tutmaya çalıştığına dair tiz suçlamaların yanında sadece bir yan melodi. Ortada saklanacak bir şey olduğundan mı? Ankara’nın ateşe körükle gitmeye bir son vermesi gerekiyor. Münih Eyalet Yüksek Mahkemesi’nin basına yer dağıtımı konusundaki beceriksizliğini skandala dönüştürmek, dürüstlükten uzak ve tehlikeli bir eylemdir. Çünkü burada yaşayan milyonlarca Türk kökenli vatandaşın Alman hukuk devletine güvenini sarsmaktadır. Ya da ‘sarsması gerekir’ şeklinde ifade etmek daha mı doğru olur? Zira böylece Başbakan Erdoğan’ın en sevdiği role bürünmesi, yani Almanya’da sıkıntı çeken Türklerin hâmisi rolünü üstlenmesi, bir o kadar kolaylaşır."

Geçiyoruz bir başka sancılı konuya: Ekonomik krizle cebelleşen Euro Bölgesi’ndeki işsizlik oranları, yüzde 12’ye çıkarak yeni bir rekor kırdı. Ulusal gazetelerden Süddeutsche Zeitung yorum sütunlarında konuya dair şu satırlara yer veriyor.

"Bu istatistiğin ortaya koyduğu en önemli mesaj, rakamlardır ve bu rakamlar, büyük Avrupaî duygulara kesinlikle yer bırakmıyor: Zira daha önce hiç bu kadar insan işsiz kalmamış, hiç bu kadar fazla sayıda genç, geleceğe dair bu kadar az perspektifle yaşamak zorunda kalmamıştı. Kriz, bize, ortak para ve ekonomi birliğinde her şeyin birbirine bağlı olduğunu öğretti. İşte bu nedenle Yunanistan ve İspanya’daki yüzde 26’lık işsizlik oranı Almanya'ya da acı vermek durumunda. Buna karşın Almanya, güçlü istihdamını aynı zamanda kriz ülkelerinin zayıflığına borçlu. Sihirli sözcüğün adı: rekabet gücü. Eğer bu güç, Euro ülkelerinde eşit oranlarda olursa ekonomik dengesizlik ancak o zaman giderilebilir.”

Geçiyoruz yoksulları sevindiren bir habere. Hindistan Yüksek Mahkemesi'nin aldığı kararla, Hindistan gibi yoksul ülkelerde insanlar artık Novartis'in sunduğu ilaçlardan daha ucuz jenerik kanser ilaçları alabilecek. Basın turumuzu Die Welt gazetesinin konuya ilişkin yorumu ile noktalıyoruz:

"İsviçreli ilaç firması Novartis’in Hindistan Yüksek Mahkemesi'nde kanser ilacının patentiyle ilgili davayı kaybetmesi büyük coşku ile karşılandı. Artık kalkınmakta olan ülkelerde milyonlarca insanın kanser ilacına erişmesi mümkün olacak. Peki, insan hayatını kurtarmak söz konusu olunca, telif haklarını çalmaya izin var mı? İlaç üretim aşamasına gelene kadar etken maddeler üzerinde gerçekleştirilen uzun araştırma süreçleri ve harcanan paranın bir şekilde çıkarılması gerekiyor. Belirli bir süre için o şirkete özel pazarlama hakları tanıyan patentler, ilaç sanayisinde tam da araştırma-geliştirme ve yenilikler için önemli bir önkoşul oluşturuyor."

© Deutsche Welle Türkçe

Derleyen: Başak Demir

Editör: Beklan Kulaksızoğlu

Konuyla ilgili ses ve video dosyalarımız

Reklam