02.05.2013 - Alman basınından özetler | BASIN | DW | 02.05.2013
  1. Inhalt
  2. Navigation
  3. Weitere Inhalte
  4. Metanavigation
  5. Suche
  6. Choose from 30 Languages

BASIN

02.05.2013 - Alman basınından özetler

İtalya'da yeni hükümetten beklentiler ile NSU davasında medya temsilcilerine yer dağılımı Alman basınında öne çıkan yorum konuları.

İtalya’nın yeni Başbakanı Enrico Letta ilk resmi ziyaretlerini Berlin ve Paris’e yaptı. Letta, ülkesinin Avrupa çizgisinde kalacağı mesajı verdi. Berliner Zeitung gazetesinin yorumunda, İtalya’nın artık siyasi tartışmaları bir kenara bırakarak, krizden çıkmaya konsantre olması gerektiği savunuluyor:

"İtalya’nın çok uzun süreden bu yana komünizm ya da komünizm-karşıtlığından başka sorunları var. Eski komünistlerin yanı sıra komünizm karşıtlarının da bunu sadece kavraması değil, aynı zamanda itiraf etmesinin zamanı çoktan geldi. Bu yalan İtalya’yı mahvetti. Ülke, tarihinin çıkmaz sokaklarına bakarak, 21’inci yüzyılda nasıl algılanmak istendiğini bulmak zorundadır. Ancak her şeyden önce, ki biz de bunu isteriz; hükümetlerin halk karşıtı bir yönetim yapmaması gerekir. Yoksa ne İtalya’dan bir şey olur, ne de Avrupa’dan."

Geçiyoruz İtalya'dan Almanya'ya... Federal Anayasa Mahkemesi, NSU davasında basına yer dağılımı için yapılan kura çekilişine itiraz eden serbest gazetecinin başvurusunu reddetti. İlk akreditasyon sürecinde yer alabilen serbest gazeteci Martin Lejeune, kendisine ilk prosedürde tanınan davayı izleme hakkının elinden alınmasının hukuksuz olduğunu savunuyordu. Alman basınında geniş yer alan konuda eleştirel yorumlar öne çıkıyor.

Ulusal gazetelerden Süddeutsche Zeitung’un yorumu şöyle:

"Yargı, devletin eleştiriye en az tahammül edebilen erkidir. Ama şunu öğrenmek zorundadır: Eleştiri, ön tarafında 'Bağımsızlık'’ yazan madalyonun, diğer yüzüdür. Yargı Ay’da değil, aksine toplumun içinde iş görüyor. Münih Eyalet Yüksek Mahkemesi, kamuoyunun ceza davalarına iştiraki ilkesinin temel bir hukuk ilkesi olduğunu, bunun basına sunulan bir lütuf olmadığını bir türlü anlamak istemiyor."

Hafta başında yapılan çekilişten eli boş dönen, Almanya’nın önde gelen gazetelerinden Frankfurter Allgemeine Zeitung’un yorumunda da şu satırları okuyoruz:

"Basına yer dağıtımı için çekilen kuranın sonuçları pek bir şey değiştirmedi. Gerçi şimdi istendiği gibi, Türk gazeteleri ve hatta Weimar gibi küçük bir kentin yerel radyosu Radyo Lotte Weimar ve El Cezire duruşmayı mahkeme salonunda izleyebilecek. Ama bu sefer de Almanya’nın en büyük gazeteleri dışarıda kaldı. Bu gazeteler gibi, onlar da hatalı ve anayasal açıdan düşündürücü bu süreçten davacı olmanın sonucunu kestirebiliyorlar. Çünkü hukukî açıdan noksansız bir şikâyet, davanın daha da gecikmesine neden olabilir. Hem yurt içinde hem de yurt dışında, bu dava ile artık aşırı sağcı terör çetesinin nasıl yakasını kaptırmadan Almanya’da yıllarca cinayetler işleyebildiğinin açıklığa kavuşturulması umut ediliyor. Ayrıca gerçekten bir başka örneği olmayan bu davanın anlamını kavramak konusunda gösterilen algı eksikliğinin uzun hikâyesinin neden bir son bulamadığının da…”

Hamburger Abendblatt gazetesinin 6 Mayıs’ta başlayacak davada medya temsilcilerine yer dağılımına ilişkin yorumu da şöyle:

"Yetkili mahkemenin, hem de oldukça alıngan bir tavırla, yer dağıtımına ilişkin basının gösterdiği ilgiden kamuoyu önünde şikâyetçi olması, maalesef gazetecilerin rolünün anlaşılmadığını gösteriyor. En nihayetinde onların görevi, kuvvetler ayrılığı ilkesinin taraflarının, ki buna yargı da dahil, denetimcisi olmaktır. Zor olan, ne buna uygun bir süreç düzenlemek ne de en azından duruşmanın video ile başka bir salondan takip edilmesini mümkün kılmaktır. Bilgi akışını ikinci kaynaktan takip etmek, eskiden de şimdi de ikinci sırada tercih edilebilecek bir çözümdür. Ancak bu davada, doğrusunu söylemek gerekirse, kesinlikle bir çözüm değildir."

© Deutsche Welle Türkçe

Derleyen: Başak Demir

Editör: Başak Özay

Konuyla ilgili ses ve video dosyalarımız

Reklam