′Önceliklerimizi hedef kitlemize göre belirliyoruz′ | ALMANYA | DW | 19.04.2013
  1. Inhalt
  2. Navigation
  3. Weitere Inhalte
  4. Metanavigation
  5. Suche
  6. Choose from 30 Languages

ALMANYA

'Önceliklerimizi hedef kitlemize göre belirliyoruz'

Deutsche Welle (DW) ilk yayınını 3 Mayıs 1953 tarihinde gerçekleştirmişti. Peki geçen 60 yılda Deutsche Welle nereye geldi? DW Genel Müdürü Erik Bettermann yanıtlıyor.

DW Genel Müdürü Erik Bettermann

DW Genel Müdürü Erik Bettermann

-    DW’deki 12 yıllık görev döneminize, milenyumdan bu yana DW'ye damgasını vuran en önemli olaylar nelerdi?

Erik Bettermann: Siyasî açıdan kuşkusuz 11 Eylül 2001 saldırılarıydı. Kapsamlı sonuçları oldu. Göreve başlamamdan birkaç gün önce yaşanan bu olay, Deutsche Welle‘nin ülkemiz açısından ne kadar değerli olduğunu, kendi sesini duyurabilmenin ne denli önem taşıdığını bana bir kez daha gösterdi. Bunun dışında son derece hızlı bir şekilde ilerleyen teknoloji dünya genelinde bir iletişim devrimine yol açtı. Medya hizmetlerinin üretimi ve iletiminin yanı sıra kullanıcı davranışları da büyük ölçüde değişti.

-    İkinci Dünya Savaşı’ndan sekiz yıl sonra kurulan DW'ye başlangıçta sancıları dindirmek ve Almanya’nın uluslararası topluma yeniden katılımına eşlik etmek görevi verilmişti. Peki DW’nin 60 yıl sonra yayınlarıyla üstlendiği görev nedir?

Bettermann: DW eskiden olduğu gibi şimdi de ülkemizi ve değerlerini aktarmakla yükümlüdür. 2005 yılında yürürlüğe giren DW Kanunu'nda DW'nin görevi, "Almanya’yı Avrupa kültürüyle bütünleşmiş bir ulus ve özgürlükçü demokratik bir hukuk devleti olarak anlaşılır kılmak' olarak belirlenmektedir. Bu yasa ile programlarımız modernleştirildi ve genişletildi. Çok dilli gazetecilik hizmetlerimiz ve DW Akademisi ile bizler bugün bir kültürler arası diyalog platformuyuz ve hem Alman hem de diğer bakış açılarına bir forum sunmaktayız. Bu nedenle kendimizi özgürlüğün ve insan haklarının sesi olarak da algılıyoruz. Bunun dışında Almanca dilini de teşvik ediyoruz. Bu da bizim görevlerimizden biri.

-    Peki bu, DW'nin gazetecilik hizmetleri açısından ne anlama geliyor?

Bettermann: Biz dünya kamuoyuna ulaşmayı hedefliyoruz. Bu nedenle 30 dilde haber içeriği hazırlıyoruz. Bize yasal olarak verilen görev ve oluşturulan DW'nin yayın ilkeleri, redaksiyonlarımızın çerçevesini çiziyor. Ayrıca dinleyicilerimiz, izleyicilerimiz ve internet kullanıcılarımızın beklentileri de çalışmalarımızın yönünü belirleyen bir temel. Yayınlarımızda dünyanın farklı bölgelerinden ve dillerinden insanlara farklılıkları gözeterek hitap edebilmek zorundayız. Teknolojik gelişmeler ve kullanıcı davranışlarındaki değişiklikler göz önünde bulundurulduğunda bu, sürekli bir uyum süreci anlamına geliyor. Yıllarca kısa dalgadan yayın yapmamızın, uydu televizyon hizmetlerini genişletmemizin, interneti zamanında devreye sokmamızın ve bugün multimedyal çalışmalar yapmamızın nedeni de bu. İçeriklerimizi mümkün olduğunca bölgeselleştirmemizin nedeni de bu. Bir yıldır altı bölgesel frekans üzerinden Almanca, İngilizce, İspanyolca ve Arapça televizyon yayını yapıyoruz. Diğer dillerde de Asya, Güneydoğu Avrupa ve Brezilya’daki ortaklarımız için televizyon programları üretiyoruz. Online faaliyetlerimiz arasında elbette sosyal medya ve mobil hizmetlerimiz de yer alıyor.

-    Üstlendiği yasal görev, devlet tarafından finanse edilmesi ve buna rağmen 60 yıldır devam eden bağımsız gazetecilik...  DW böyle zor bir alanda nasıl güvenilir bir ses olarak kendine yer buldu?

Bettermann: Yurtdışında yayın yapmak üzere vergi mükellefleri tarafından finanse edilen bir kamu kuruluşu olarak bizim uluslararası enformasyon pazarında önemli bir avantajımız var: Basın özgürlüğü ve bu özgürlüğün koruma altına alınmasını öngören anayasanın 5’inci maddesinden ülke içine yayın yapan kuruluşlar gibi biz de faydalanıyoruz. Bu nedenle bağımsız gazetecilik ile bize verilen yasal görev ve finansmanımızın vergi kaynaklarından sağlanması arasında bir çelişki bulunmamaktadır. Ülkemizin dengeli bir şekilde, iyi bir gazetecilikle yansıtılması konusunda DW geçen yıllar içinde güvenilir ve inanılır bir bilgi kaynağı olarak ününü pekiştirdi. Bunda, kendi ülkesinde baskı altında olan seslere sıkça yer vermemizin de katkısı var. Bu, 70'li yıllarda Yunanistan’daki diktatörlük dönemi için de geçerliydi, bugün örneğin Çin’deki rejim karşıtı edebiyatçı ve sanatçılar için, Arap ülkeleri ve İran’daki aktivistler için de geçerli. İnsanlar bize güveniyor. Bu, uluslararası bir yayın organı için en yüksek değerdir.

-    DW Akademisi‘ne dünya genelinden gelen güçlü talebin bir nedeni de bu mu?

Bettermann: Biz yaklaşık 50 yıldan beri dünya genelinde özgür ve şeffaf bir medya sisteminin gelişimini teşvik ediyoruz. Ekonomik İşbirliği ve Kalkınma Bakanlığı bu konudaki en önemli ortağımız. Birlikte gelişmekte ve dönüşüm sürecinden geçmekte olan ülkelerde gazetecilik kalitesini ve medyanın etkinliğini güçlendirmeye çalışıyoruz. Örneğin Tunus ve Suriye’de aktif durumdayız, Myanmar’da dışa açılımı destekliyoruz ve Latin Amerika’da da uzun vadeli girişimlerimiz var. Burada söz konusu olan sadece gazetecilerin eğitilmesi değil. Medya kuruluşlarının ekonomik açıdan hayatta kalmasını sağlayacak stratejilerin geliştirilmesine ve dezavantajlı konumdaki halk gruplarının bilgiye ulaşmasına da yardımcı oluyoruz. Devlet yayın kurumlarının kamu yayıncılığı yapısına kavuşturulmasına geçmişte de destek olduk. Şu an bunu yaptığımız ülkeler arasında Moldova Cumhuriyeti de bulunuyor. Talep o kadar yoğun ki, tüm istekleri yerine getirebilmemiz mümkün değil. Medyayla ilgili eğitim programlarımıza her yıl yaklaşık 3 bin kişi katılıyor. Eğitimi yerinde vermeye ve desteğin uzun vadeli olmasına önem veriyoruz. Ayrıca ortaklarımıza uzmanlaşma olanağı olarak “Uluslararası Medya Araştırmaları“ başlığı altında bir yüksek lisans programı sunuyoruz. DW Akademi, uluslararası medya gelişimi alanında Almanya'nın en önde gelen kuruluşu konumunda.

-    Deutsche Welle yönünü kısa dalgadan multimedyal yayınlara çevirdi. Bu dönüşümün bir gereği mi?

Bettermann: 1953’ten bu yana uluslararası radyo ve küresel iletişim koşulları inanılmaz boyutlarda değişti. Değişime sürekli uyum sağlamayan ve esneklik göstermeyen bir yayın kuruluşu gelişmelerin dışında kalmaya mahkumdur. Ancak biz oldukça erken harekete geçerek dijital üretim ve yayına başladık. Biz Almanya’da kamu radyoları arasında interneti ilk kullanmaya başlayan kurumuz. Multimedyal dönüşümün öncüsü biz olduk. Bizim kurumumuzda eğitim destekli staj tüm alanları kapsıyor: Kamera önü, mikrofon ve online. Otuz 30 dildeki yayınlarımız haber hizmetleriyle uzun zamandır sosyal ağlarda da varlık gösteriyor. Modernleşme elbette bazı şeylerden vazgeçmemizi de gerektirdi. Öncelikle artık dinleyicisi olmayan radyo programlarımızı kaldırdık. Televizyon ve internet hizmetlerimizi geliştirme gerekliliği karşısında kaynak yaratabilmek için kısa dalga yayınlardan büyük oranda vazgeçmemiz gerekti. Ancak bu dönüşümü ek kaynak almadan kendi gücümüzle gerçekleştirme imkânı artık kalmadı. 1990’lı yılların sonlarından beri DW’nin bütçesi üçte birden fazla bir oranda küçüldü.

-    Peki DW’nin 60’ıncı yaşında en güzel doğum günü hediyesi ne olur sizce?

Bettermann: DW kuruluşundan bu yana ülkemizin dış ilişkilerinde önemli bir işlev gördü. Almanya’nın sesinin uluslararası kamuoyunda duyulmasını, Almanya'daki havanın algılanmasını sağladı. Ve geçtiğimiz on yılda üstlendiği görevin önemi daha da arttı. Birçok ülke, sınır ötesi medya faaliyetlerinde bulunmak ya da faaliyetlerini genişletmek için yoğun çaba harcıyor. Siyasi, ekonomik ve kültürel amaçları için uluslararası iletişimin önemini anladılar. Dünya kamuoyunun gözüne girme konusunda rekabet giderek sertleşiyor. Benim dileğim ülkemizde, Almanya’nın bu rekabette geride kalmaması gerektiğine ilişkin siyasi ve toplumsal bir görüş birliğinin oluşmasıdır. Ülkemizin dışarıya yansıtılması için medya sistemimizin sunduğu olanakları daha iyi kullanmak zorundayız. Ülke içinde sahip olduğumuz çeşitlilik ve mükemmel kaliteyi New York, Singapur, Kahire ve Buenos Aires’teki hedef kitlelerimize de sunmalıyız. Hedef kitlelerimize Almanya’nın en iyisini göstermemiz gerekiyor. Bu nedenle Almanya’nın yurtdışı yayınlarını Alman medya sistemi ile bütünleştirmek için tüm gücümle çalışıyorum. DW’nin 60’ıncı yılında bu yöndeki görüşmeleri başarıyla tamamlayabilirsek, bu kurumumuz için en güzel hediye olur.

©Deutsche Welle Türkçe

Söyleşi: Klaus Dahmann, Çeviri: Hülya Schenk

Editör: Beklan Kulaksızoğlu

Reklam