Çağaptay: Trump ve Erdoğan’ın birbirine ihtiyacı var | TÜRKİYE | DW | 20.01.2017
  1. Inhalt
  2. Navigation
  3. Weitere Inhalte
  4. Metanavigation
  5. Suche
  6. Choose from 30 Languages

TÜRKİYE

Çağaptay: Trump ve Erdoğan’ın birbirine ihtiyacı var

Donald Trump başkanlığında Türkiye ile ilişkilerde ön plana çıkması beklenen konuları Washington Enstitüsü Türkiye Program Direktörü Soner Çağaptay Deutsche Welle Türkçe’ye değerlendirdi.

Washington Enstitüsü Türkiye Program Direktörü Soner Çağaptay, ABD'de Başkanlık görevini bugün devralan Donald Trump'ın Türkiye politikalarıyla ilgili öngörülerini DW Türkçe'ye anlattı. Trump yönetiminin Suriye'de IŞİD'le mücadele için Türkiye'den daha fazla katkı isteyeceğini, buna karşılık PYD/YPG konusunda Ankara'ya daha anlayışlı davranabileceğini belirten Çağaptay, Fethullah Gülen'in iadesi konusunda ise Ankara'nın somut kanıtlar sunmasının önemini koruyacağını kaydetti. Trump ve Cumhurbaşkanı Erdoğan arasında benzer kişisel özellikler nedeniyle başlangıçta bir 'kimyasal uyuşma' beklenebileceğini belirten Çağaptay, süreç içinde aynı nedenlerden ötürü bir kriz de çıkabileceği uyarısında bulundu.

Deutsche Welle Türkçe: TBMM'de anayasa değişikliği oylanmaya devam ediyor. Washington yemin törenine odaklanmış olsa da Türkiye’deki gelişmeler şu dönemde yakından izleniyor mu?

Soner Çağaptay: İzleniyor. Çünkü şu dönemde demokrasi, insan hakları, basın özgürlüğü alanındaki gelişmeler artık burada Türkiye konusunda neredeyse bir önyargı oluşturdu diyebiliriz. Türkiye burada dünyada en çok gazeteci tutuklayan, basın özgürlüğüne yönelik ihlallerin yapıldığı ülkeler arasında gözüküyor ne yazık ki. Bu birinci gelişme. İkincisi, Türkiye’de artan terör saldırıları son dönemde Amerika’nın gündeminde. Bunlar da endişeyle takip ediliyor. Şimdiye kadar dışarıya verdiği izlenim hep istikrarlı bir ülke olmuş olan Türkiye ilk defa istikrardan uzak, terör saldırılarından muzdarip bir ülke görünümünü vermeye başladı. Bu da tabii, Amerikan basınında sık sık işlenen, takip edilen ve ne yazık ki gündeme gelen bir konu.

Soner Çağaptay

Soner Çağaptay

DW Türkçe: Donald Trump bugün yemin töreninin ardından resmi olarak göreve başlıyor. Yeni ABD Başkanı ile Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın ikili ilişkisi nasıl olacak?

Çağaptay: Ben aslında iki liderin ilişkisinin başta oldukça iyi olacağını düşünüyorum. Çünkü gerek sağcı, gerek popülist, gerekse anti-elitist olmaları sebebiyle aralarında bir kimya uyuşumu bulunduğundan söz etmek mümkün. Ayrıca iki liderin birbirine ihtiyacı var. Erdoğan iki konuda Trump’tan talepte bulunacak: Bir, Amerika’nın PYD/YPG ile olan ilişkisini kesmesi gerektiği konusunda ısrarcı olacak. İkincisi Fethullah Gülen konusunda daha yapıcı ve Türkiye’nin duruşuna daha yakın bir tavır almasını isteyecek. Trump’ın da Türkiye’den temel bir isteği olacak: IŞİD’e karşı mücadele. Trump’ın Ortadoğu politikasının iki ayağı var: Birincisi IŞİD’i yenmek. İkincisi bunu Amerikan askerlerini Irak ve Suriye’ye göndermeden yapmak. IŞİD’i Irak ve Suriye’ye asker göndermeden nasıl yenecek Amerika? Türkiye’nin halihazırda Suriye’de bulunan kuvvetleri ve daha da artabilecek olan askeri varlığı üzerinden. İşte buradan baktığımızda aralarında stratejik değil ama karşılıklı alışverişe dayalı ilişki oluşacağını söyleyebiliriz. Bu alışverişte IŞİD, Fethullah Gülen ve PKK, YPG ayakları olacağını söyleyebiliriz. Bu, ilişkinin tabii alışveriş yönü. Ancak aralarındaki ilişki hakkında şunu da söylemek lazım. Benzerlikler sabit olmakla beraber liderlik usülleri birbirine o kadar çok benziyor ki ikisi de fevri davranabilen, çabuk kızabilen ve karşılarındakini kolay aşağılayabilen liderler. Dolayısıyla, bu iyi başlayacak olan alışverişe dayalı, iyi siyasi kimyaya dayalı ilişki acaba bir süre sonra şahsi siyasi bir krizde kırılabilir mi? Ben o soruyu soruyorum.

DW Türkçe: Sizce Trump Suriye konusunda Türkiye’nin endişelerine karşı duyarlı olacak mı?

Çağaptay: İlk aşamada Trump’ın Türkiye’nin YPG/PYD konusundaki hassasiyetlerini dinleyeceğini düşünüyorum. Çünkü Trump şunun farkında. YPG/PYD her ne kadar Amerika’ya şu ana kadar ne kadar çok yardımcı olmuş olsa da bu grubun Suriye’deki demografik ve askeri derinliği sınırlı. Bu grup Suriye’de sadece Kürtlerin var olduğu azınlık ya da çoğunluk olarak var olduğu topraklarda etkili olabiliyor. Kürtlerin olmadığı topraklarda etkinliği olamıyor. İşte Rakka bunun bir örneği. PYD kuvvetleri Rakka’yı almak için Amerika’ya destekte bulunabilir ama nüfusunun tümü Araplardan oluşan Rakka’yı PYD’nin ertesi gün elinde tutmasına imkan yok Rakka’yı eline geçirse bile. Yani birinci gün Rakka’nın fatihi olacak, ikinci gün Rakka’nın işgalcisi olacak. İşte Amerika bunu bildiği için Suriye’deki Arap kuvvetlerle daha derinden ilişkisi olan Türkiye’nin Suriye’de askeri ve demografik derinliğinin daha büyük olabileceğini biliyor. Bundan dolayı ben şimdiye kadar PYD’den istifade etmiş olsa bile Amerika’nın stratejik anlamda aslında Türkiye ile birlikte çalışmak isteyeceğini düşünüyorum.

DW Türkçe: Peki Amerika YPG'den vazgeçecek mi?

Çağaptay: Amerika’nın YPG’den tümüyle vazgeçip geçmeyeceği Türkiye’nin masaya ne getireceği ile alakalı. Eğer Türkiye masaya Rakka dahil olmak üzere Suriye’nin tümünü IŞİD’den temizlemek için bir askeri planlama getirirse, ki bu planlamanın içinde hem Türk kuvvetleri olacak, hem Suriye Arap kuvvetleri olacak hem Amerika’nın istihbarat askeri desteği olacak. O planı getirebilirse Türkiye, Trump’ın YPG’den vazgeçmesi çok kolay. Ancak Türkiye böyle bir planı getirmezse o zaman Trump hem Türkiye hem de YPG ile birlikte çalışmak zorunda kalacak.

DW Türkçe: Yani Türkiye’nin bölgeye daha fazla asker göndermesi ve Esad ile birlikte hareket etme noktasına gelmesi gerektiğini mi söylemek istiyorsunuz?

Çağaptay: Birincisi hem Türk askerinin hem de Türkiye’nin desteklediği Suriyeli Arap muhaliflerin kuvvetlendirilmesi stratejisini Türkiye’nin masaya koyması gerekecek. Türkiye’nin Suriye’de şu an iştigal ettiği üç savaş var: YPG’ye karşı savaş bir, IŞİD’e karşı savaş iki, Esad rejimine karşı savaş üç. Bu üçünün birden devam etmesi ve aynı tazyikle ve başarıyla devam etmesi çok zor görünüyor. İşte Trump belki bunun önceliklendirilmesini isteyecek. Bu açıdan baktığımızda aslında Astana’daki zirve önemli.

DW Türkçe: Astana’dan nasıl bir karar çıkmasını bekliyorsunuz?

Çağaptay: Ben Astana’dan çıkacak olan kararların Suriye’de yumuşak paylaşıma gideceğini düşünüyorum. Yani nüfuz bölgeleri oluşturma konusunda bir paylaşım olacak bu. Yani İdlib vilayeti ve Halep vilayetinin kuzeyinde Türkiye ve Türkiye’nin desteklediği Arap muhaliflerin elinde olacak. Belki Suriye hükümeti bunu istemese de Rusya’nın baskısı ile evet diyecek. Bunun karşılığında tabii Türkiye Esad rejimine karşı olan mücadeleyi azaltacak, ona karşı savaşan Arap muhaliflere verdiği desteği kesecek gibi görünüyor.

DW Türkçe: Suriye meselesinin yanı sıra, ABD ve Türkiye arasındaki diğer önemli bir faktör de Fethullah Gülen konusu. Yeni yönetim Gülen’in iadesine sıcak baktığı izlenimini veriyor. Gülen iade edilecek mi?

Çağaptay: Bunun şu anda zor olduğunu düşünüyorum. Benim bildiğim kadarıyla Türkiye’nin Amerika’ya verdiği kanıtlarda Gülen’i şahsen darbe ile ilişkilendiren maddi kanıtlar henüz ortada yok. İşte Amerikan mahkemesi bu kanıtları her zaman isteyeceği için Trump iade etmeyi istese dahi Amerikan mahkemeleri bağımsız olduğu için maddi kanıt arayacaklar. Maddi kanıt nedir? Bir email mesajıdır, bir mektuptur, böyle bir kanıt şu ana kadar sunulmamış olduğu için, ya da öyle görünüyor, Amerikan mahkemelerinin tatmin olacağını düşünmüyorum. Ama belki de Amerikan yönetimi Gülen hareketine karşı idari baskılar olmak üzere manevra kabiliyetini daraltacak kimi adımlar atabilir. Bu belki Türkiye’yi tatmin edecektir diye düşünüyorum. Ama bu tabii büyük bir pazarlığa bağlı. Bu pazarlıkta Türkiye IŞİD’e karşı masaya dört dörtlük, her anlamda iyi düşünülmüş ve IŞİD’in kesin mağlubiyeti ile sonuçlanacak bir plan getirebilirse Amerika da bunun karşılığında Türkiye’nin PYD ve Gülen talebini karşılama yönünde ciddi adımlar atabilir, diyebiliriz.

DW Türkçe: Washington’daki mevcut atmosfere baktığımızda, Cumhurbaşkanı Erdoğan güvenilir bir lider olarak algılanıyor mu?

Çağaptay: Herhalde Trump için Erdoğan ilk aşamada güvenilir bir ortak. İlk konuşmaları çok iyi geçti. Trump’ın kızı Ivanka Trump telefonda Erdoğan’ı ne kadar beğendiğini söyledi ve onu övdü. Trump CNN muhabirine basın toplantısında fırça attığı zaman Erdoğan bunun ne kadar doğru bir davranış olduğunu söyledi. Birbirlerine sürekli olarak çiçek atmaktalar ve jestlerde bulunmaktalar. Dolayısıyla ilk başta ilişkilerin iyi olacağını söyleyebiliriz. Güvenilirlik ölçüsü ise, Türkiye’nin IŞİD’e karşı mücadelede verdiği sözler ve bu sözleri ne kadar yerine getirdiğine bağlı olacak.

© Deutsche Welle Türkçe

Seda Serdar

 

Önerdiğimiz linkler

Reklam