Zirve tarihe geçecek mi? | DÜNYA | DW | 09.04.2015
  1. Inhalt
  2. Navigation
  3. Weitere Inhalte
  4. Metanavigation
  5. Suche
  6. Choose from 30 Languages

DÜNYA

Zirve tarihe geçecek mi?

Sosyalist Küba 1994 yılından beri düzenlenen Amerikalar zirvesine ilk kez katılıyor. 35 devlet ve hükümet başkanının katılacağı Panama'daki buluşmada Obama'nın Castro ile özel görüşme yapıp yapmayacağı merak konusu.

Yedinci Amerikan Devletleri zirvesi, daha öncekilerden farklı olacak. Devlet başkanı Raul Castro'nun başkanlığındaki Küba heyetinin de zirveye katılacak olması, Küba ile ABD arasındaki yumuşamanın işareti olarak niteleniyor.

Muhafazakar Amerikan Stratejik ve Uluslararası Etütler Merkezi'nden Carl E. Meacham Deutsche Welle'ye verdiği demeçte Küba'nın artık eski Küba olmadığını söyledi:

“Küba artık bir zamanlar olduğu Küba değil. Soğuk Savaş yıllarında Sovyetler Birliği'nin uzantısı gibiydi. O yıllarda Küba'nın üstlendiği rolden artık eser kalmadı.”

Küba artık Rusya'dan mali yardım alamıyor. Petrol ihtiyacını, varil fiyatının düşmesi yüzünden krize sürüklenen Venezüella'dan karşılıyor. ABD ile Küba arasındaki buzların erimeye başlamasında, açılım politikasını siyasi mirası olarak gören Başkan Barack Obama'nın rolü olmadı. Sol eğilimli Ekonomi ve Siyaset Araştırmaları Merkezi'nin uzmanlarından Mark Weisbrot zirve münasebetiyle Panama'da bulunan DW editörü Miodrag Soric'e yaptığı açıklamada şunları söyledi:

“Amerikan dış politikasının partiler üstü anlayışına, Küba'daki rejimin bu yoldan daha kolay tasfiye edilebileceği görüşü hâkimdir. Bu politikanın işe yarayıp yaramayacağı ise ayrı bir konudur.”

Obama'nın zirvede Castro ile özel görüşme yapıp yapmayacağı henüz belli değil. 17 aralıkta iki devlet arasında diplomatik ilişkilerin başlatılması kararlaştırılmıştı. Amerikan tarafı görüşmelerin beklendiğinden zor geçeceğini düşünüyor. Küba yönetimi terörist devletler listesinden çıkarılmayı talep ediyor ve bunun ekonomik rahatlama getirmesini umuyor. Washington ise insan haklarının iyileştirilmesi karşılığında bu talebi karşılamaya hazır gibi görünüyor. Ancak Havana yönetimi bu konuda tavize yanaşmıyor. Zirveye davet edilen rejim karşıtlarının adadan ayrılmasına izin verilmemiş ve Küba polisi mart ayında yüzlerce muhalifi tutuklamıştı. Konunun zirvede dile getirilmesi bekleniyor.

Kuzey ve Güney Amerikalar arasındaki sorunlar

Obama yönetimi yeni Küba politikasından ve Orta Amerika ülkeleriyle enerji ve ekonomi alanlarında işbirliği yapmak üzere milyarlarca doları gözden çıkarmasından dolayı övülmeyi bekliyor. Obama'nın geçen yıl ülkedeki milyonlarca kaçak işçiye ABD'de kalma hakkı tanıması Güney Amerika ülkelerinde olumlu karşılanmıştı.

Zirveye bir ay kala ABD, ağır insan hakkı ihlallerinden dolayı Venezüella'ya yaptırım uygulamaya başlamıştı. Devlet Başkanı Nicolas Maduro ülkenin içinde bulunduğu kötü ekonomik duruma bahane bulmak için sürekli olarak ‘Amerikan saldırganlığından' söz ediyor. Küba, Ekvador ve Bolivya, Venezüella'nın yanında yer alıyor.

Başkanın yaptırım kararını savunan Stratejik ve Uluslararası Etütler Merkezi'nden Carl E. Meacham ABD'nin yaptırım politikasına uymayan Latin Amerika ülkelerini eleştirdi:

“Yaptırımlar 2014 Şubatındaki ayaklanmayı izleyen insan hakkı ihlalleri nedeniyle yedi önde gelen hükümet üyesini hedef alıyor. Söz konusu bakanların yurtdışı banka hesapları donduruldu ve ABD'ye girişleri yasaklandı. Washington harekete geçerken, bölge ülkeleri duruma seyirci kaldı.”

Çin'in nüfuz alanını daraltabilir mi?

Washington aynı zamanda Çin'in Latin Amerika ülkeleri üzerinde nüfuz kazanmasını önlemeye de çalışıyor. Çin ekonomisi tekleme belirtileri gösterirken ABD'den ekonomik canlanma işaretleri geliyor. Aralarında ABD'nin büyük önem verdiği Brezilya'nın da bulunduğu birçok Latin Amerika ülkesi ABD'deki canlanmadan yararlanmayı umuyor.

Başkan Obama'nın Panama zirvesinde önemle vurgulayacağı konular, uyuşturucu kaçakçılığıyla mücadele ile enerji ve iklim politikalarında işbirliği olacak. Devlet ve hükümet başkanlarının ortak bildiri üzerinde uzlaşacakları şüpheli. 2009 ve2012 zirvelerinde derin görüş ayrılıkları yüzünden ortak bildiri hazırlamak mümkün olmamıştı.

© Deutsche Welle Türkçe

Miodrag Soric