1. Inhalt
  2. Navigation
  3. Weitere Inhalte
  4. Metanavigation
  5. Suche
  6. Choose from 30 Languages

AVRUPA

Yorum: Türkiye ile üyelik müzakereleri sona erdirilmeli

AB’de Türkiye ile üyelik görüşmelerinin kesilmesi tartışılıyor. Avrupa Bakanı Çelik ise eleştirileri reddediyor ve tam üyelikte ısrar ediyor. Barbara Wesel’in ‘siyasi hayal oyunlarını’ konu alan yorumu.

Propagandanın genel kuralları yalanların ‘gerçek ötesi' benzetmesiyle zararsızmış gibi gösterilmesinin alışkanlık haline gelmesinden önce de belliydi. En ihtimal dışı siyasi görüş bile durmadan tekrarlanırsa insan sonunda ona inanır. Bu denenmiş reçeteyi Türkiye Hükümeti büyük ustalıkla kullanıyor.

Suç Avrupalılarda

Avrupa Bakanı Ömer Çelik'in Brüksel ziyareti sırasında ‘en iyi savunmanın hücum olduğu' düşüncesini taşıdığı belli oluyordu. Çelik'e göre, Avrupa Birliği (AB) ile Türkiye arasındaki ikili ilişkiler iletişim bozukluğu yüzünden krize sürüklenmişti. Başmüzakereci, Avrupalıların Türkiye'yi anlayamadıklarını ve problemin, temmuz ayındaki darbe teşebbüsünden sonra Ankara'ya beklediği yakınlığı göstermeyip, hükümetin düşmanlarıyla mücadele etmesi gerektiğini kavrayamayan Avrupa'dan kaynaklandığını öne sürdü.

Kitle halindeki tutuklamalar, işkence, kamu kadrolarındaki temizlik ve basın özgürlüğünün kaldırılması aylardır aynı gerekçeyle haklı göstermeye çalışılıyor. Bu kural, mutlak muktedirlerin el kitabından alınmadır. Ama bakalım Çelik bu sözleriyle kimseyi ikna edebildi mi? Türkiye AB üyeliğine bir milimetre dahi yaklaşamadı ve aslında tam tersi oldu. Bu propagandayı dinleyen, Türkiye'nin görülebilir gelecekte AB'ye üye olamayacağına daha fazla kanaat getirdi.

Ömer Çelik suçu başkalarında arıyor. Avrupalıların İslam ve yabancı karşıtı olduğunu, Türk hükümetine yöneltilen eleştirilerin asıl nedeninin ise radikal sağın yükselmesinde aranması gerektiğini söylüyor. Yetmezmiş gibi bir de ülkesini ‘katıksız Avrupa demokrasisi' ilan ediyor.

default

Barbara Wesel

Bu Türkiye inandırıcı üye adayı olamaz

Ömer Çelik'in gerçeküstü gösterisi Erdoğan yönetimine totaliter propagandasını Brüksel'de takdim edebileceği bir platform yaratmaktan başka bir niyet taşımıyordu. Lâkin, buna daha fazla katlanmaya gerek var mı? Cumhurbaşkanı ve çevresindekilerin ileride Avrupa değerlerine ve demokrasinin temel kurallarına uymaya niyetleri hiç yok. Onlara sadece çarpıtılmış gerçekleri geniş bir kitleye yayma fırsatı yaratılmış oluyor.

Avrupalı liderler şimdiye kadar Türkiye ile iletişim kanallarını açık tutma gerekçesine sığındılar. Bu göz boyamadır. Çünkü gerçek anlamda görüş teatisinin yerinde yeller esiyor. Ankara Avrupa'nın taleplerine kulak asmayıp, demokrasinin kurallarını sürekli ihlal etmekle hedeflediği AB üyeliğinden giderek daha da uzaklaşmış oluyor. Tam üyelik görüşmeleri zaten fiilen dondurulmuş bulunuyor. Kamuoyunu abartılı açıklamalarla yanıltmak yerine müzakerelerin kesildiğini resmen açıklamak daha doğru olmaz mı?

Şantaja boyun eğmeyin

Almanya Başbakanı Angela Merkel bir yıl önce Türkiye ile geri kabul anlaşmasına vardığında, kendisine şantaja maruz kalabileceği uyarısında bulunulmuştu. Nitekim Türk tarafı şimdi kapıları açıp milyonlarca mülteciyi Avrupa'ya bırakmakla tehdit ediyor. Bu tehdit etkisini gösteriyor ve AB'yi gereksiz yere dikkatli olmaya zorluyor.

Avrupa hükümetleri Avrupa Parlamentosu'nun tam üyelik görüşmelerinin en azından askıya alınması şeklindeki tavsiye kararını yerine getirmeye bile çekiniyorlar. Aslında müzakerelerin resmen sona erdirilmesi gerekirdi. Türkiye'deki muhalefete ve basına uygulanan baskıya rağmen dillendirilen müzakereleri sürdürme masalına kim inanır? Kırmızı çizgi çoktan aşılmıştır, idam cezasının geri getirilmesini beklemeye lüzum kalmamıştır.

Popülizmin ekmeğine yağ süren işte bu çelişkili ve ikiyüzlü tutumdur. Avrupa hükümetleri nihayet kaçınılmaz olanı yapıp, sözde tam üyelik görüşmelerini sona erdirme cesaretini göstermelidirler. AB Cumhurbaşkanı Erdoğan'a verilecek yanıtın sadece ‘Avrupa ile böyle oynanamaz' olabileceği açıkça anlatılmalıdır. Böylece Avrupa politikasının dürüstlüğüne önemli bir katıda bulunulmuş olur.

© Deutsche Welle Türkçe

Barbara Wesel