1. Inhalt
  2. Navigation
  3. Weitere Inhalte
  4. Metanavigation
  5. Suche
  6. Choose from 30 Languages

AVRUPA

YORUM- Madalyonun iki yüzü: PASOK ve Yeni Demokrasi

Deutsche Welle Yunanca servisinin şefi Spiros Moskovou, Karamanlis’in Yeni Demokrasi Partisi’yle Papandreu’nun PASOK Partisi’nin aslında aynı madalyonun iki yüzü olduğu görüşünde:

default

Yunanistan'da yapılan genel seçimleri Yorgo Papandreu liderliğindeki ana muhalefet partisi PASOK kazandı. Oyların yüzde 44’ünü alan Sosyalistler tek başına hükümeti kuracak çoğunluğu elde etti. İktidarda yer alan, Kostas Karamanlis liderliğindeki muhafazakâr Yeni Demokrasi Partisi ise oyların ancak yüzde 34’ünü alabildi.

Karamanlis’in yenilgisinde en çok partizanlık ve yüksek kamu borçlanmasının etkili olduğu belirtiliyor. Ancak yeniden şekillenen Yunanistan siyasetini mercek altına alan Deutsche Welle Yunanca servisinin şefi Spiros Moskovou, Karamanlis’in Yeni Demokrasi Partisi’yle Papandreu’nun PASOK Partisi’nin aslında aynı madalyonun iki yüzü olduğunu söylüyor:

Moskovou_Spiros.jpg

Deutsche Welle Yunanca servisinin şefi Spiros Moskovou

“Seçimlerin galibi PASOK lideri Yorgo Papandreu, Yunan siyasetinde çok bilinen bir isme sahip. Zafer konuşmasında, "Yunanlıların yüzlerini yeniden güldürmeyi" taahhüt eden sosyalist lider, uzun yıllar başbakanlık yapan ünlü politikacı Andreas Papandreu’nun oğlu.

Aslında 2004 yılındaki seçimlerde, iktidarı sosyalist lider Kostas Simitis’ten devralan Karamanlis de değişim sözü vermiş hatta 2007 yılındaki erken seçimlerde de aynı vaadini yineleyerek iktidara gelmişti.

Her Yunanlı, siyasetçilerin “değişimle” ne kastettiğini biliyor. Üzerinde durulan konular, yolsuzlukla mücadele, siyaset ve ekonomide şeffaflık ve finans sektörünün yeniden yapılanması gibi toplumun daimi ancak bir türlü dokunulamayan sorunları.

Karamanlis yönetimi altında umutlar yine boşa çıktı. Bir çok bakanın ismi yolsuzluk skandallarına karıştı. Pekçok göreve, iktidar partisine yakın isimler ve taraftarları atandı. Finans sektörü ıslah edilmedi. Ve sonunda hükümetin sadece iki yıl içersinde tüm nefesi tükendi.

Pazar günü yapılan seçimlerde Yunanlılar sadece Karamanlis’i yeniden iktidara getirmeyi reddetmekle yetinmedi, aynı zamanda panik bir tepki ortaya koyarak PASOK’a yönelerek çare aradı. Oysa ki beş yıl önce, yolsuzluk ve çok sayıda skandal nedeniyle seçmenlerin oylarıyla iktidardan alaşağı ettikleri bizzat PASOK'un kendisiydi.

Farklı koşullar altında Yunan iktidarında yaşanan hanedanlık siyasetindeki değişim, güneydeki bir operetin bir perdesi gibi görülebilirdi. Ancak bunların, euro bölgesinin en güçsüz ve iktisadi çöküşe sürüklenen bir ülkesinde yaşanıyor olunması daha çok "gerçek bir trajedinin" yaşandığını ortaya koyuyor.

En son verilere göre 296 milyar euroya ulaşan kamu borcu ve gayri safi yurtiçi hâsılanın yüzde 11’ine ulaşan bütçe açığıyla Yunanistan, Maastricht kriterlerini yerle bir etmiş durumda.

Karamanlis, seçimleri kazanmaları halinde sıkı önlemler öngören bir finans politikası uygulayacaklarını söylerken son aylarda sadece seçimleri kazanabilmek için gayri safi yurtiçi hâsılanın yüzde 2,5’ini har vurup harman savurdu. Yine uzmanların hesaplamalarına göre seçimlerin galibi Papandreu’nun, seçim vaatlerini yerine getirebilmek için önümüzdeki aylarda yine gayrisafi yurtiçi hâsılanın yüzde 2,5’ine ihtiyacı olacak.

PASOK ile Yeni Demokrasi Partisi’nin aslında aynı madalyonun iki yüzü olduğu konusunda artık hiç şüphe yok. Eskimiş ve ciddi anlamda yolsuzluğa meyil eden iki partili sistem sadece ikna edici bir alternatif eksikliği nedeniyle ayakta kalıyor. Papandreu’nun “Yunanlıların yüzünü yeniden güldürme vaadini” gerçekleştirmesi hiç de kolay olmayacak. Depresyon, Yunan toplumunun bir çok alanına yayıldı. Söz konusu olan sadece oy vermeyen yüzde 30’luk bir kesim değil. Ayrıca Aralık ayında Atina’da yaşananların da gözler önüne serdiği gibi, gelecekten herhangi bir beklentisi olmayan ve isyan etmeye hazır bir gençlik var.

Bu sefer de ciddi anlamda Yunanistan’da değişim yörüngesine girilmez ise işte o zaman toplumsal uzlaşı ortamı tümüyle çökme tehlikesiyle karşı karşıya kalır.”

Spiros Moskovou / Çeviri: Değer Akal

Editör: Murat Çelikkafa