1. Inhalt
  2. Navigation
  3. Weitere Inhalte
  4. Metanavigation
  5. Suche
  6. Choose from 30 Languages

AVRUPA

YORUM: Bütünleşmenin sembolü darbe aldı

Avrupa’da Schengen Antlaşması’nda değişiklik talepleri, Danimarka’nın Almanya sınırında gümrük kontrollerini başlayacağını açıklamasıyla yeni bir boyut kazandı. Deutsche Welle’den Bernd Riegert’in yorumu.

default

“Danimarka’daki aşırı sağcıların baskısı sonucu hükümet gümrük kontrollerini sıkılaştırarak sınırların gözetimi uygulamasını yeniden hayata geçiriyor. AB içişleri bakanları ise susuyor. Hukuki açıdan yapacak pek bir şey yok. Çünkü Danimarka zaten sınıra polis değil, gümrük memurları konuşlandırıyor. Ayrıca Danimarka, Schengen Antlaşması’nda özel bir statüye sahip. Schengen’i uygulamasına rağmen, Antlaşma’ya tam olarak taraf değil. Bunun etkisi ise ölümcül.

Almanya’nın tutumu ne olacak?

Fransa ve İtalya’nın yanı sıra Almanya da şimdi Schengen kurallarını yumuşatıp, işine geldiğinde sınırlardaki kontrolleri geçici olarak yeniden uygulamaya geçirme cesaretini bulacak. AB Komisyonu’nun içişlerinden sorumlu üyesi Cecilia Malmström aksini iddia etse de bazı AB ülkeleri, böylece Avrupa bütünleşmesinin sembolik önemi büyük olan bir dalına baltayı vurmuş oluyor. Sonuçta pasaport kontrolleri olmadan seyahat imkanı, AB’ye kimlik kazandıran önemli bir unsur.

Maalesef Schengen ile ilgili tartışmalar, ulusal devletlerin AB içindeki beraberliği bırakıp sadece kendi çıkarlarını kollamasına dayanan çatışmalar zincirinin sadece bir halkası. Konu, ulusalcılığa geri dönüş. Ayrıca üstesinden gelinemeyen borç krizi, AB ve Para Birliği’ni inanılmaz derecede zorlu bir sınavla karşı karşıya bıraktı.

Birlik ülkelerinin dış politikalarını da ulusal çıkarlar belirliyor. Ortak hareket yok. Libya konusunda Fransa öne atıldı, Almanya, BM Güvenlik Konseyi’ndeki Libya oylamasında Avrupalı ortaklarını yalnız bıraktı. Arap ve Kuzey Afrika ülkeleriyle ilgili ortak bir politikadan söz etmek mümkün değil. Hiçbir ülke ulusal yetki alanından taviz vermeye yanaşmadığı için mülteci politikaları konusunda da yıllardır durgunluk hakim.

Aşırı sağcılar güçleniyor

Asıl trajik olan, bu eğilimin, Lizbon Antlaşması’nın kabulünden sonra daha da hızlanmış olması. Brüksel’deki kurumlarda ulusal hükümetlerin temsilcileri söz sahibi. Demokratik bir şekilde seçilmiş Avrupa Parlamentosu kenara itiliyor. AB Konsey Başkanı ve Dış Politika Yüksek Temsilcisinin esamesi okunmuyor.

Avrupa düşüncesine mesafeli yaklaşan aşırı sağcılar giderek daha fazla üye ülkede gücünü artırıyor. Finlandiya, İsveç, Danimarka, Hollanda, Fransa, İtalya ve Macaristan... Bunlar, aşırı sağ ya da Avrupa'nın birliğine kuşkuyla bakan partilerin giderek güçlendiği ülkelerden sadece birkaçı.

Schengen tartışmalarının ardından ulusalcılığa geri dönüşün yakında AB’nin özüne kadar işlemesinden, ortak iç pazara kadar gelmesinden korkmak gerek. Mal, sermaye, hizmet ve kişilerin serbest dolaşımı da yakında Avrupa birliğine soğuk bakan güçlerin gözüne batacaktır. ‘Ulusal ekonomi yabancı rekabete karşı niye korunmasın ki? Belki de gümrük vergileri koymak gerek’ diyebilirler. Bu, bir ya da iki seçimde oy getirebilir, ama Avrupa’yı onlarca yıl geriye götürecektir.”


© Deutsche Welle Türkçe

Bernd Riegert / Çeviri: Beklan Kulaksızoğlu

Editör: Hülya Köylü