1. Inhalt
  2. Navigation
  3. Weitere Inhalte
  4. Metanavigation
  5. Suche
  6. Choose from 30 Languages

DÜNYA

Yoksulluk insanlığın kaderi değil

Gıda krizi ve yoksulluğa neden olan faktörler doğal felaketlerin yanı sıra siyasi, iktisadi ve sosyal alanlarda yapılan ciddi hatalar.

default

Yer küre, dünya nüfusunu doyurabilecek kadar bereketli. Kitlesel açlığa ve açlıktan ölümlere doğanın kendisi yol açmıyor.

BM Gıda ve Tarım Örgütü FAO, yirmi yıl önce,“Sorunun gıda eksikliğinden değil siyasi irade eksikliğinden kaynaklandığı“ tespitini yapmıştı. Alman Teknik İşbirliği Kurumu Başkanı Hans-Joachim Preuss da aynı noktaya vurgu yapıyor:

"Açlığın asıl nedeni yoksulluk. Kişilerin yiyecek bir şey alamaması daha çok yoksullukla ilgili. Ve bu özellikle Afrika ülkeleri için geçerli.“

Dünya nüfusunun neredeyse yarısı günde iki dolardan az bir parayla geçinmek zorunda. Hatta insanlığın beşte biri de bir dolardan az bir parayla hayatta kalma mücadelesi veriyor. Geceleri aç karnına yatağa giren, az ya da yetersiz beslenme nedeniyle yaşamını yitirenler işte bu kesimde yer alıyor.

Yoksulluk ve siyaset

Hükümetlerin istihdam yaratmaya dönük kararlılıkla adım attığı ülkelerde açlık sorunu hafifliyor. Diktatörlük ve siyasi keyfiyetin hüküm sürdüğü ülkelerdeyse yoksulluk ve açlıktan ölen insanlar gün geçtikçe artıyor.

Açlığı arttıran bir diğer önemli etken de yine insanlığın yol açtığı iklim değişimi. İklim değişimi kuraklık ve kötü hasada yol açıyor.

Ayrıca son yıllarda ardı ardına yaşanan üç kriz en çok az gelişmiş ülkelerde yaşayan insanlara darbe indirdi. Gıda fiyatlarındaki ani artışla yaşanan kriz tam aşıldı derken küresel ekonomik ve mali kriz patlak verdi. Her üç krizin en ağır sonuçlarını yine yoksullar göğüslemek zorunda kaldı.

Gelişmiş ülkelerin sorumluluğu

Tabii ki sanayi ülkelerinin de açlıkla mücadelede yükümlülükleri var. Alman Teknik İşbirliği Kurumu Başkanı Hans-Joachim Preuss bu yükümlülükleri şu sözlerle ifade ediyor:

"Gümrükler ve diğer ücretlerde indirim yaparak yoksul ülkelerin bizim pazarlarımıza girmelerine imkân sağlamalı ve onlara gerçekten de bir fırsat tanımalıyız. Böylelikle gelişmekte olan ülkelerdeki üreticilerin pamuk gibi ürünlerini Avrupa pazarlarına sunmasına olanak tanımış oluruz. Bu onlara gelir sağlayacaktır. Gelir, talebi arttıracak ve talep de bu ülkelerde daha fazla gıda ürünlerinin üretimine olanak tanıyacaktır.”

Açlıkla mücadelenin en etkin yollarından biri, sanayi ülkelerinin pazarlarını gelişmekte olan ülkelere açmalarından geçiyor. Çin ve Hindistan gibi devletlerin ekonomiye müdahalesi ortadan kaldırılabilir ve yolsuzlukla mücadele edilirse özel girişimciliğin de gelişmesi sağlanabilir.

Karl Zawadzky / Çeviren: Değer Akal

Editör: Beklan Kulaksızoğlu