1. Inhalt
  2. Navigation
  3. Weitere Inhalte
  4. Metanavigation
  5. Suche
  6. Choose from 30 Languages

DÜNYA

Yoksullar daha mı az değerli?

Dünya Sağlık Örgütü’nün faaliyetlerine başladığı 1948 yılından bu yana temel insan haklarından biri olan sağlıksal bakımdan hala küçük bir kesim yararlanabiliyor. İstatistiklere göre, dünyada her dakika bir kadının hamilelik ya da doğum sırasında önlenmesi mümkün komplikasyonlar nedeniyle ölmesi, kadının toplum içindeki konumunun ne denli zayıf olduğunu kanıtlıyor. Ulrike Mast-Kirchner’in yorumu:

“15 yıl boyunca bitkisel hayat yaşayan Amerikalı Terri Schiavo’nun bakımının sürdürülmesi için anne ve babasının sonuna dek mücadele vermesi anlayışla karşılanabiliyor. Çünkü batılı sanayi ülkelerinde insan hayatının değeri çok yüksek ve ölümle yaşama ilişkin kararın ahlaksal boyutu medya ve toplumun ilgi odağına dönüşebiliyor.

Ancak ölüm tehlikesi doğumla başlayan sayısız anne ve çocuğun hayatta kalmasını sağlamak için hiçbir parlamento, hükümet ya da lider oturumlar düzenlemiyor, kararlar alınmasını talep etmiyor. Yoksul ülkelerde hiçbir yasa, anne ve çocuğun yaşam şansını arttıracak önlemleri içermiyor.

Oysa her yıl 3 milyon bebeğin ölü doğması ve 10 milyondan fazla çocuğun 5 yaşına ulaşamadan ölmesi, önlemeyecek bir kader değil. Sivrisinekten koruyacak cibinlik, temiz bir ortam, temiz su ve asgari tıbbi bakım gibi basit önlemler birçok çocuğun hayatını kurtarabilir. BM’nin göstereceği dürüst bir angajmanla kadınlara yardıcı olunabilir. Ayrıca aile planlamasını hedef alan programlarla hamilelik ya da doğum sırasında ölen kadınların sayısı üçte bir oranında azaltılabilir.

Sahra Çölü’nün güneyindeki Afrika ülkelerinde 16 kadından birinin doğum yüzünden ölmesi sadece insani bir felaket değil, aynı zamanda insan yaşamına yönelik ilgisizliğin kanıtı. Yoksul ülkelerde AIDS virüsü taşıyan çocuklara hiçbir tıbbi bakım uygulanmaması, kar peşindeki ilaç sanayiinin pazar politikasını ve temel insan hakkı olan sağlığın bu insanlardan esirgenmesini belgeliyor.

Alman “Dünya Nüfusu Örgütü”, BM’nin 1994 yılında Kahire’de yapılan Dünya Nüfus Konferansı’nda vadettiklerini yerine getirmediğine işaret ediyor. Söz konusu konferansta tararlaştırılan önlemlerin alınmamış olması, BM’nin milenyum hedeflerini gerçekleştiremediğini ve muhtaç insanlara yardımın esirgendiğini gözler önüne seriyor.

Batılı sanayi ülkelerinde sağlık sistemlerine büyük paralar yatırılması, pahalı cihazlar geliştirilmesi meşru. Ancak aynı zamanda, yoksul ülkelerdeki anne ve çocukların sağlık hizmetlerinden yoksun bırakılması, ayrımcı, küçümseyici ve tehlikeli bir tutum. Çünkü hayatının devletler topluluğu içinde en ufak bir değer taşımadığını gören bir bireyin, o topluluğa değer vermesi beklenemez. Oysa sağlığın temel insan hakkı olduğu bir geleceği garanti edebilecek, bu hakkı yoksul kesimler için de sağlayabilecek tek organ ulaslararası topluluktur. "

  • Tarih 07.04.2005
  • Hazırlayan Ulrike Mast-Kirchner / DW
  • Yazdır Bu sayfayı yazdır
  • Kısa link http://p.dw.com/p/AZxI
  • Tarih 07.04.2005
  • Hazırlayan Ulrike Mast-Kirchner / DW
  • Yazdır Bu sayfayı yazdır
  • Kısa link http://p.dw.com/p/AZxI

DW TÜRKÇE'Yİ TAKİP EDİN