1. Inhalt
  2. Navigation
  3. Weitere Inhalte
  4. Metanavigation
  5. Suche
  6. Choose from 30 Languages

TÜRKİYE

Yerli otomobil projesi ne kadar gerçekçi?

Türkiye'de 'yerli otomobil' projesi, beş büyük şirketin biraraya gelmesi ile başladı. İlk aracın 2021'de banttan indirilmesi planlanıyor. Ancak, projenin 'gerçekçi ve ekonomik' olmadığına dair eleştiriler de var.

Türkiye'nin tarihi 1950'li yıllara uzanan yerli otomobil üretme rüyasında önemli bir eşik geride kaldı. Neredeyse son 10 yıldır hükümetin gündeminde olan ve çokça tartışılan "yerli otomobil" projesi, geçen hafta Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın açıkladığı beş şirketin işbirliği ile önemli bir aşamaya geçti.

Türkiye'nin otomobilini üretmeye talip olan 5 şirket Anadolu Grubu, BMC, Kıraça Holding, Turkcell ve Zorlu Holding'ten oluşuyor. Bu ortak girişim grubunu oluşturan şirketler, toplamda 65 milyar dolarlık ciroya ve 110 bin kişilik işgücüne sahip Türkiye'nin seçkin ve teknoloji alanında yetkin firmaları. 2018 başında ortak şirket kurup prototipleri 2019'da üretmeyi hedefleyen beş şirket, ilk otomobili ise 2021'de banttan indirmeyi planlıyor.

Peki yerli oto üretimi için talip olan beş büyük şirket nasıl bir iş bölümü gerçekleştirecek? Üretilecek otomobil nasıl bir teknolojiye sahip olacak? Yerli otomobilin fiyatı, hedef pazarları ne olacak?

Şimdilik bu sorulara net yanıtlar almak için erken. Zira ortak girişim grubu önce 2018 başında ortak bir şirket kuracak ve uluslararası danışmanlar ile görüşmeler yaparak küresel trendleri gözeten ve çağın ihtiyaçlarına uygun bir araç modellemesi yapacak. Bu konuda elektrikli ve otonom araç üretimi fikri öne çıkıyor. Bilim, Sanayi ve Teknoloji Bakanlığı'ndan edinilen bilgilere göre, şirketlerin ilk 2 yıl tasarım üzerine yoğunlaşacağı, son 2 yılın ise yer seçimi ve fabrika inşaatı ile geçirileceği belirtiliyor. TÜBİTAK da tasarım geliştirme konusunda ortak girişim grubuna destek verecek. 

Çin'in Çangçun kentindeki Toyota fabrikası

Çin'in Çangçun kentindeki Toyota fabrikası

"Kaliteli ve ucuz olacak"

Yerli otomobil projesi hakkında açıklamalarda bulunan Bilim, Sanayi ve Teknoloji Bakanı Faruk Özlü, Türkiye'nin yerli otomobil üretimine soyunmasının hayalci değil, gerçekçi bir yaklaşım olduğunu söyledi. 2017'de Türkiye'nin otomotiv ihracatının 28 milyar dolar olmasının beklendiğini vurgulayan Özlü, "Türkiye'de kişi başına yaklaşık 11 bin dolar seviyesinde olan geliri, 2023'te 25 bin dolara çıkarmayı hedefliyoruz. Bu hedefe ulaştığımız zaman, bin kişide 200 olan otomobil ihtiyacı sayısı 400, 600, 800'e yükselecek. Bir otomobilin ortalama 20 bin dolar seviyesinde ve kullanım ömrünün yaklaşık 10-15 yıl olduğunu da düşünürsek, önümüzdeki dönemde Türkiye'de 1,5 trilyon dolarlık sektörden bahsediyoruz" dedi. Bu büyüklükteki bir sektörde marka yapmamanın çok yanlış olacağını ifade eden Özlü, " 'Otomobille bizim ne işimiz var? Biz yapmamalıyız' diyenlerin özgüven eksikliği olduğunu düşünürüm" diye konuştu.

Hedef Kuzey Afrika ve Ortadoğu

Özlü, gelecek 10 yılda içten yanmalı motorların piyasadan çekilmesinin beklendiğini, bu sebeple dünyada trendlerin sıfıra yakın karbon emisyonu, yüksek tork gücü, sürüş yeteneği ve enerji tasarrufuyla elektrikli otomobilden yana olduğunu söyledi. Başta ABD, Çin ve Avrupa'daki büyük şirketlerin tercihlerinin de elektrikli motor yönünde olduğuna dikkat çeken Özlü, Türkiye'nin de bu teknolojik trendin gerisinde kalamayacağını ancak bu konudaki tercihi ortak girişim grubunun yapacağını vurguladı. "Türkiye'nin otomobili, aynı segmentteki otomobillerden daha kaliteli ve daha ucuz olacak" diyen Özlü, hedef pazarların ise Kuzey Afrika ve Ortadoğu olabileceğini kaydetti.

Türkiye iş dünyası yerli otomobil projesinden ve yaratacağı ekonomik hareketlilikten hayli umutlu. DW Türkçe'ye konuşan Türkiye İhracatçılar Meclisi (TİM) Otomotiv Sektör Kurulu Başkanı Ömer Burhanoğlu, Türkiye'nin gerek otomotiv gerek otomotiv yan sanayii alanında kendi markasını yaratabilecek nitelikte olduğunu söylüyor. Burhanoğlu, yerli otomobil projesinin tüm sektörü derinden etkileyecek ve geliştirecek potansiyele sahip olduğuna da vurgu yapıyor. Üretimde elektrikli, hibrit ve otonom modellere öncelik verilmesi gerektiğinin altını çizen Burhanoğlu, "Pek çok ülke bu alanda yatırım yapıyor. Dolayısıyla hızlı hareket etmek çok önemli. Bunun için de beş şirket arasından bir lider yönetici seçilmeli ve hızlı kararlar alınmalı" diye konuşuyor.

Yerli oto fabrikası nerede kurulacak?

Wolfsburg Volkswagen-Werk Mitarbeiter

Almanya'nın Wolfsburg tesislerindeki Volkswagen çalışanları

Yerli otomobil projesinin hayata geçirileceği yerin neresi olacağı da bir başka merak konusu. Yerli otomobil fabrikasının kurulacağı yer olarak Türkiye'de sanayinin merkezi olan Marmara Bölgesi ve ülkenin otomotiv üretim üssü konumundaki Bursa ve çevresi öne çıkıyor. Öte yandan son yıllarda savunma sanayi ve bilişim yatırımlarının toplandığı Ankara da yerli otomobil üretimi için değerlendirilen seçenekler arasında. Bu arada, yerli otomobil üretimine ülkenin farklı bir yerinden de talip olanlar var. DW Türkçe'ye konuşan Diyarbakır Ticaret ve Sanayi Odası Başkanı Ahmet Sayar, Türkiye'nin araç üretim merkezi olan Marmara'nın yerli oto üretimine ev sahipliği yapmasının lojistik açıdan karlı gibi gözükse de, yerli otomobil projesinin bölgeler arası gelişmişlik farkının kapatılması için de tarihi bir fırsat sunduğuna işaret ediyor.  Sayar, "Hükümet bu yatırımın yapılacağı yeri belirlerken, yerli otomobil projesini, bölgeler arası ekonomik ve sosyal gelişmişliği eşitlemek için bir fırsat olarak görmelidir" diyor.

"Almanya gibi yapalım"

Otomotivde Almanya örneğine işaret eden Sayar, "Almanya otomobil üreticilerinin yatırımlarını, gelişmesi gerektiğini düşündüğü bölgelerde yaptırarak bütün bölgelerinin kalkınmasını sağladı. Yerli otomotiv üretimi yatırımının stratejik yatırım olarak değerlendirilip, Almanya'da olduğu gibi Türkiye'de de ekonomik olarak daha az gelişmiş bölgelerde yapılması sağlanmalı" şeklinde konuşuyor. Mercedes-Benz'in Orta Anadolu'daki Aksaray ilinde kamyon üretimi yaptığına ve yurtdışında rekabet gücü yüksek ürünler ürettiğine dikkat çeken Ahmet Sayar, şu görüşleri dile getiriyor: "Diyarbakır da gerek yerli otomobil üretiminde gerekse de tedarik zinciri içerisinde önemli bir yer alabilir. Ortadoğu, Afrika ve Asya pazarları Avrupa otomotiv pazarına göre çok daha fazla rekabet edilebilir pazarlardır. Bu sebeple Diyarbakır'da gerçekleştirilecek otomobil yatırımı lojistik olarak da avantaj sağlayacaktır. Bunun içinde Mercedes'in Aksaray yatırımında olduğu gibi devletin Diyarbakır'a yatırım için işaret etmesi gerekiyor."

 "Yerli oto projesi ekonomik değil"

Ancak iş dünyasından olmasa da akademi çevrelerinde "yerli otomobil" projesine yönelik eleştiriler de var. Eleştirilerin merkezinde ise otomobil üretmek yerine drone ve roket teknolojilerine yatırım yapmanın çok daha karlı ve gerçekçi olacağı iddiası bulunuyor. Yerli otomobil projesini DW Türkçe'ye değerlendiren MEF Üniversitesi Rektör Yardımcısı Prof. Dr. Erhan Erkut, "Sektörün mühendislik ve işçilik yönünden yerli bir araç üretebilme kapasitesinden hiçbir kuşkum yok. Ama bunun ekonomik olarak anlamlı olduğunu düşünmüyorum" diyor.

Slovakya'da bir Volkswagen fabrikası

Slovakya'daki Volkswagen fabrikası

Şu anda Türkiye'de üretilen bazı modellerde yerlilik oranının yüzde 70'e kadar çıktığını belirten Erkut, bu oranın yüzde 100'e çıkmasının ekonomik olarak verimli olmadığını öne sürüyor. Yeni bir otomobil markası yaratmak için yaklaşık 10 milyar dolarlık sıfırdan yatırım yapılması gerektiğini kaydeden Prof. Erkut'a göre, böylesine ciddi bir kaynağı dünyada daralan bir pazar olan otomotive yatırmaktansa drone, hoverboard ve roket gibi yeni ulaşım modellerine yönelmek gerekiyor. Bununla birlikte üretim için öngörülen 2-3 yıllık sürenin gerçekçi olmadığını ifade eden Erkut, şöyle konuşuyor: "En azından sekiz yıldır üzerinde konuşulan bir projenin şimdi hayata geçirilmeye çalışılmasının temel motivasyonunun 2019 seçimleri olduğunu düşünüyorum. Konsorsiyumun bazı kestirme yollardan gidip ortaya bir ürün çıkarabilmesi mümkün. Fakat bu ürünün hepimizin gurur duyacağı, alternatif yakıt ile çalışan, otonom olan, paylaşım ekonomisine entegre olmaya hazır ve rekabetçi fiyatlı bir ürün olacağını düşünmüyorum."

© Deutsche Welle Türkçe

Aram Ekin Duran