1. Inhalt
  2. Navigation
  3. Weitere Inhalte
  4. Metanavigation
  5. Suche
  6. Choose from 30 Languages

EKONOMİ

Yeşil enerji revaçta

Dünya İklim Konseyi'nin Berlin'de tanıtılan özel raporuna göre, 2050 yılında enerjinin %75'i yenilenebilir kaynaklardan karşılanacak. Yeşil enerji aynı zamanda fakirliğin yenilmesine de önemli katkıda bulunabilir.

default

Tükenmez yeşil enerjinin, yakıt masrafı ve petrol ya da doğalgaz gibi ithalat bağımlılığı olmadan küresel enerji ihtiyacının karşılanmasında önemli rol oynayacağı kesin. Kafaları karıştıran tek unsur, yenilenebilir enerjilere geçişin kaça mal olacağı. Dünya İklim Konseyi’nin Berlin’de tanıttığı özel rapor yenilenebilir enerjilere geçişin maliyet hesaplarlına ışık tutuyor. 120 bilim insanının üç yıl süreyle 160 farklı senaryo üzerinde çalışarak hazırladığı değerlendirme yenilenebilir enerjilerin haritasını oluşturuyor.

Potsdam İklim Araştırmaları Enstitüsü Başkanı ve Berlin Teknik Üniversitesi İklim Değişimi Ekonomisi Profesörü Ottmar Edenhofer önerilerde bulunmayıp, biyo kütle, su, jeotermi ve diğer yenilenebilir enerji kaynaklarının sunduğu alternatifleri sıralıyor.

Küresel yeşil enerji potansiyelinin hesaplanıp kıyaslanabilir kalıplara dökülmesi, Dünya İklim Konseyi tarafından hazırlatılan özel raporun ana temasını oluşturuyor.

Teknik komisyon üyelerinden Profesör Edenhofer muazzam yenilenebilir enerji potansiyeli bulunduğunu ama bunun nasıl değerlendirileceğinin siyasi bir konu olduğunu söylüyor. Profesör Edenhofer, 'Küresel enerji ihtiyacının yüzde 80’i yenilenebilir enerji kaynaklarından karşılanabilir. Ama bu ancak, iddialı bir iklim koruma politikasıyla ve siyasi tercihlerin değişmesiyle mümkün olabilir', diyor.

Venedik Üniversitesi Çevre Ekonomisi Profesörü Carlo Carraro da, karbondioksit emisyonuna önemli bir fiyat biçildiği, yani gelecekte fosil enerji hammaddesinin yeşil enerjiden çok daha pahalıya geleceği kesinleştiği takdirde, yenilenebilir enerjilere geçmenin çok kolay olacağı görüşünde.

Siyasi irade şart

Fosil enerji hammaddesinin harici maliyeti, yani atmosferin karbondioksit deposu olarak kullanılmasının bedeli şimdilik fiyatlara marjinal nispette yansıyor. Karbondioksit emisyonu bağlayıcı anlaşmalarla sınırlandırılabilmiş değil. Fukuşima faciası nedeniyle nükleer enerji maliyetine risk payı bindirilmesi de siyasi bakımdan mümkün değil.

Nitekim, araştırmacıların işledikleri senaryoların yarıdan fazlasında, 2050 yılına kadar enerji miksajındaki yeşil enerji payının yüzde 30’u aşmayacağı, en kötü ihtimalle de bu oranın yüzde 15’in altında kalacağı dile getiriliyor.

Almanya Çevre Bakanı Norbert Röttgen bu tablonun umutsuzluğa kapılmak için bir neden olmadığını ve iklim konseyi raporunda gösterilen çıkış yollarını cesaret verici bulduğunu söylüyor. Bakan Röttgen, Almanya’nın bu alanda yapabileceği en iyi şeyin dönüşümün ekonomik bakımdan hayal olmadığını kanıtlamak olduğunu ve ileri derecede gelişmiş bir sanayi ülkesinin bu büyük sınavı göğüsleyip transformasyonu ekonomik bakımdan da başarabileceğini, belirtiyor.

Son iki yıldır yenilenebilir enerji yatırımları artıyor. 150 gigavoltluk yeşil elektrik tesisleri kuruldu. Yenilenebilir enerji teknolojisinin maliyeti hızla düşüyor. Biyo kütle, su ve kısmen rüzgâr enerjisinin maliyeti termik santrallerin üretim maliyetiyle at başı gidiyor.

Ucuz teknoloji kalkınmayı tetikler

Isınmada kullanılan enerjinin üretiminde de yenilenebilir kaynakların maliyeti petrol ve doğalgaz düzeyine indiğini belirten Profesör Edenhofer, modern teknolojinin sera gazı emisyonunu üçte bir oranında azaltabileceğini söylüyor. Edenhofer yenilenebilir enerjilere geçişin risklerini ise şöyle sıralıyor:

'Yenilenebilir teknolojisinin gelişip daha da ucuzlatılması şart. Yeşil enerjinin mevcut enerji altyapısına entegrasyonunun maliyeti hakkında kesin bir şey söylemek imkansız. Biyo enerjiden yararlanmanın avantajlarının yanı sıra, tarımlık arazinin daralması ve ormanların yerini enerji hammaddesi üretiminin alması gibi dezavantajları da var.'

Yenilenebilir enerji dünyanın en fakir ülkeleri açısından da önemli imkanlar sunuyor. Dünya nüfusunun 1,4 milyarlık bölümü elektrik enerjisinden yararlanamıyor. Bir milyardan fazla insan, sağlık açısından sakıncalı olan geleneksel yakıtla ısınıyor. Profesör Edenhofer düşük maliyetli yenilenebilir enerjinin elektriği fakirlerin de ayağına getireceğini, dolayısıyla da kalkınmaya önemli katkıda bulunacağını sözlerine ekliyor.

© Deutsche Welle Türkçe


Richard Fuchs/A. Günaltay

Editör: Ayhan Şimşek