1. Inhalt
  2. Navigation
  3. Weitere Inhalte
  4. Metanavigation
  5. Suche
  6. Choose from 30 Languages

YAŞAM

Yüz otuz yıllık tehlike

Bundan tam 130 yıl önce Alman doktor Robert Koch, tüberküloz hastalığına yol açan bakteriyi buldu. Halk arasındaki adıyla verem, özellikle de fakir toplumlarda etkisini sürdürüyor.

Batılı sanayi ülkelerinde bulaşıcı hastalık tüberküloz, yani halk arasında bilinen ismiyle verem, geçtiğimiz yıllar içinde gözden kayboldu. Ancak dünya üzerinde verem hâlâ en yaygın hastalıklardan biri olarak kalmaya devam ediyor.

Alman doktor Robert Koch'un 24 Mart 1882’de verem hastalığına yol açan bakteriyi bulmasından 100 yıl sonra, 1992 yılında Dünya Sağlık Örgütü, bu bulaşıcı hastalığın tehlikelerine dünya kamuoyunun dikkatini çekmek üzere 24 Mart gününü Dünya Verem ile Mücadele Günü ilan etti.

Kötü beslenme, kötü hijyenik koşullar

Dünya çapında tüberküloz hastalığına yakalanmış olan insan sayısı yaklaşık 9 milyon olarak tahmin ediliyor. Her yıl bu hastalığa yakalanan milyona varan sayıda insan yaşamını yitiriyor. Son derece bulaşıcı olan verem, yoksulların hastalığı olarak da tanınıyor. Özellikle kalkınmakta olan ülkeler bu hastalıktan oldukça muzdarip. Kötü beslenme ve kötü hijyenik koşullarda bakterilerin işi kolaylaşıyor.

Aynı şey, vücudunun bağışıklık sistemi zayıflamış, örneğin vücudunda HIV virüsü taşıyanlar için de geçerli. Robert-Koch Enstitüsü’nün 19 Mart’ta açıkladığı tüberküloz raporuna göre dünya çapında hastalıkta gerileme kaydedilmiş. Ancak doktor Walter Haas, bunun “Tehlike geçti” anlamına gelmediğini belirtiyor. Çocuk doktoru ve aynı zamanda bulaşıcı ve solunum yolları hastalıkları alanında çalışan doktor Haas, “Tüberküloz hastalığı, insana bulaştıktan yıllar hatta on yıllar sonra zuhur edebilir. Bugün bu bulaşma yollarını kurutmak, ileriki dönemlerde de tehlikeyi önlemek anlamına geliyor” şeklinde konuşarak, önlem almanın çok önemli olduğuna dikkat çekti.

Tüberküloz bakterisi, aynı üşütme ya da grip vakalarında olduğu gibi, örneğin öksürme sırasında sıçrayan tükürükler yoluyla bulaşabiliyor. Bundan yüzde 80 oranında etkilenen ise akciğer. Hastalığın seyri birbirinden farklı olabiliyor. Yorgunluk, iştahsızlık, lenf bezlerinin şişmesi, ateş ve öksürük, tüberkülozun ilk belirtileri olabilir. Hastalığın daha ağır seyrettiği durumlarda kanlı balgam, yoğun kilo kaybetme, menenjit ve koma durumunun ortaya çıkabileceği, hatta ölüme kadar götürebileceğine işaret ediliyor. Hastalığın seyri, erken teşhise ve antibiyotik tedavisine bağlı. Çoğunlukla birkaç ilaç karışımı altı ay süre ile ve hastalığın geçmesinden sonra da kullanılmak zorunda.

“Sınır Tanımayan Doktorlar Örgütü”nden doktor Sebastian Dietrich, “İster Almanya'da ister üçüncü dünya ülkelerinde olsun, bugün tüberküloz tedavisinde kullanılan ilaçlar 1944 ile 1966 yılları arasında üretilmişti. Yani bu ilaçlar yarım yüzyıl yaşında ve o tarihlerden bu yana gerçekten etkili başka yeni bir ilaç da geliştirilmedi”, dedi.

Teşhiste yeni bulgular

İlaçlar konusunda gelişme olmazken, “Sınır Tanımayan Doktorlar Örgütü”nden doktor Phlipp Frisch, geçen yılın sonlarına doğru hastalığın teşhisine ilişkin yeni bir teknik geliştirildiğini şu sözlerle anlattı;

“Bu cihazın adı GenXpert. Bu makine ile şimdiye kadar olduğundan çok daha hızlı bir biçimde teşhis konulabiliyor ve bu makine birçok ülkede kullanımda. Biz bu makinenin yaygın olarak kullanılmasından yanayız, çünkü daha önce aylar süren teşhis işlemi, bu makine yardımıyla birkaç saat içinde gerçekleşebiliyor. Bu makine ile bakterinin özellikleri ve hangi ilaçların en iyi sonuç verebileceği belirleniyor. Tek bir sorun var, o da makinenin belirli bir altyapıya ve kullanımı için eğitimden geçmiş personele ihtiyacı olması.”

Kalkınmakta olan ülkelerde bu tür personel ise çok az. Şimdilerde ümitler bu hastalığın yayılmasını ve yeni hastalık vakalarının ortaya çıkmasını önleyecek olan bir aşı maddesinin geliştirilmesine bağlanmış durumda.

© Deutsche Welle Türkçe

Gudrun Heise / Çeviren: Çelik Akpınar

Editör: Ercan Coşkun