1. Inhalt
  2. Navigation
  3. Weitere Inhalte
  4. Metanavigation
  5. Suche
  6. Choose from 30 Languages

YAŞAM

Woodstock, özgürlüğün sembolü oldu

1969 Woodstock festivalinin üzerinden 40 yıl geçti. Yüz binlerce isyankar gencin yeni bir dünya ve özgürlük talebiyle bir araya geldiği açık hava festivali kısa süre içerisinde bir efsaneye dönüştü.

Joe Cocker Woodstock'ta sahne alan müzisyenler arasındaydı

Joe Cocker Woodstock'ta sahne alan müzisyenler arasındaydı

3 günlük müzik şöleninde, aralıksız yağan yağmura ve çamura aldırmayan; özgürlük, sevgi ve barış mesajı veren gençler, yeni bir kuşağın sembolü haline geldi, ABD'de ve dünyada birçok tabunun yıkılmasına etkili oldu. Sonraki yıllarda birkaç kez tekrarlanan festival, hiçbir zaman1969 efsanesinin yerini alamadı. 1969 yılında Woodstock’ı yaşayanlar, anılarını anlattı.


Bundan 40 yıl önce, New York City yakınlarındaki Woodstock’ta düzenlenen Rock festivaline gelenleri büyük bir müzik şöleni bekliyordu. 18 dolar giriş ücreti alınan festivalde 3 gün boyunca Rock dünyasının devleri sahne alacaktı. Country Joe McDonald, Jimi Hendrix, Joe Cocker ve Jefferson Airplane, Woodstock'ta sahne alacak 32 solist ve gruptan yalnızca bir kaçıydı.


60 bin kişi bekleniyordu, yarım milyon geldi

60 bin izleyicinin beklendiği festival alanına yüz binlerce kişi akın etti. Vietnam Savaşı’na karşı çıkan, barış ve özgürlük mesajları veren yaklaşık yarım milyon kişi, 240 hektarlık çiftlik alanında toplandı. Büyük ilgi karşısında neredeyse herkesin ücretsiz girdiği festival alanında, 3 gün boyunca büyük bir coşku ve dayanışma yaşandı. Müzik festivali, “love and peace” yani sevgi ve barış sloganıyla, Vietnam Savaşına karşı başkaldırıya dönüştü.

Arlo Guthrie, festival sırasında kendisini tarihin bir parçası olarak hissettiğini anlatıyor:


Ben hayatım boyunca böyle bir duyguyu ilk kez, Başkan Kennedy öldürüldüğü zaman hissetmiştim. İşte o anda, adeta çocukluk dönemim sona ermişti. Bizlerin, çok farklı şeylerin olup bittiği, büyük bir dünyada yaşadığımızın farkına vardım. Kendi küçük yaşamım bir anda, sanki daha büyük bir dünya tarafından işgal edildi. Bu duyguyu ikinci kez Woodstock’ta yaşadım.”


Dönemin dev sanatçıları Woodstock’ta

500 bin kişinin 3 gün boyunca ayrılmadığı festival alanında hiçbir adi suç yaşanmadı. Yağan yağmura, yerlerde oluşan çamura, festival alanında yeterli yiyecek ve sağlık hizmeti olmamasına aldırmayan gençler, festivalde sahne alan dev sanatçılarla doyasıya eğlendi.

Woodstock'ta yaşanan anları çektiği fotoğraflar ile ölümsüzleştiren gazeteci Christopher Phillips, şöyle konuşuyor:

“Uzaktan büyük bir tepenin, tümüyle insan vücutlarıyla kaplı olduğunu görüyordum. Islanmamak ve kendilerini sıcak tutabilmek için battaniyelerle örtünmeye çalışıyorlardı. Woodstock’a ilişkin hâlâ hatırladığım anım, oradaki çok keskin, kötü koku. Son derece nemli havanın yanı sıra, idrar, pislik ve marijuana kokuları ortalığı kaplamıştı. Bugün bile bu kötü kokuyu hatırladığımda içim kalkıyor”

Woodstock, özgürlük, sevgi ve barış mesajlarının yanı sıra, bohem bir yaşamı ve uyuşturucuyu olumlayan bir kültürü de yansıtıyordu. Festivalde uyuşturucu kullanımına bağlı olarak yaklaşık 800 kişi sağlık merkezlerine kaldırıldı, iki kişi yaşamını yitirdi.


Medyanın rolü

Christopher Phillips'e göre festivalin bir efsaneye dönüşmesinde medya önemli rol oynadı. Medya istese bu etkinliği çok farklı bir şekilde de yansıtabilirdi:

“Yasaların ihlal edildiği, uyuşturucunun kullanıldığı, cinsel başkaldırın yaşandığı devasa bir olaydı. Öyle ki, dönemin Başkanı Nixon’un, Amerikan toplumsal ahlaki değerlerinin ayaklar altına alınmasını önleme adına, orduyu ya da ulusal muhafızları Woodstock’a gönderebilirdi.”

Woodstock, “başka bir Amerika” ve başka bir dünya umutlarını güçlendiren, birçok tabuyu yıkan bir etkinlik olmuştu. Festival alanını dolduran yüz binlerce kişi benzer umutları taşıyordu ancak ortak bir siyasi görüş yoktu. Hipi liderlerinden Abbie Hoffman, The Who grubunun sahne almasından önce bildiri okumaya kalkıştığında gitarist Pete Townsend onu gitarıyla sahneden kovalamıştı.

Woodstock, 40 sene sonra da tartışılmaya devam ederken, onu yaşayanlar için festival tarihi bir anlam taşımaya devam ediyor. Bu kişilerden biri de Graham Nash:

“Woodstock, benim yalnız olmadığımı anlamamı sağladı. Woodstock’taki herkesin de aynı hisleri paylaştığını düşünüyorum. Bizler dünyayı değiştirebilirdik. Sevgi ve barış düşüncelerimizle dünyayı yavaş yavaş değiştirebilirdik. Woodstock’ta bunu biliyorduk: Biz yalnız değildik”

Michael Kleff / Çeviri: Ayhan Şimşek

Editör: Meltem Karagöz