1. Inhalt
  2. Navigation
  3. Weitere Inhalte
  4. Metanavigation
  5. Suche
  6. Choose from 30 Languages

YAŞAM

Varus savaşının gerçek sırrı çözülüyor

Alman tarihinde önemli bir yeri olan Varus savaşı hakkında yürütülen araştırmalar, çarpıcı sonuçlar ortaya çıkarıyor. Cermen kavimleri ile Romalılar arasında yaşanan çatışma, sonuçlarıyla günümüze de yansıyor.

O. A. Koch'un 1909'da tamamladığı Varus savaşı resmi... Arkada, beyaz bir atın sırtında Cermen komutan Arminius...

O. A. Koch'un 1909'da tamamladığı Varus savaşı resmi... Arkada, beyaz bir atın sırtında Cermen komutan Arminius...

Cermen kavimleri, bundan tam iki bin yıl önce Arminius olarak da bilinen Cermen lideri Hermann’ın öncülüğünde, Romalı komutan Varus önderliğindeki Romalı istilacılara karşı bir ayaklanma başlattı.

Tarihe Varus Savaşı olarak geçen savaşta Roma ordusunu büyük bir yenilgiye uğratan Cermenler’in bu zaferinin iki bininci yıldönümü dolayısıyla Almanya’nın Detmold kentinde pek çok etkinlik düzenleniyor.

Romalı komutanın intiharı

Varusschlacht Ausstellung Osnabrück

Bunlardan biri de eyalet müzesinde açılan “Mitler” adındaki sergi. Sergiyle Cermen kavimi hakkındaki tarihi sırların açıklığa kavuşturulması amaçlanıyor.

Roma İmparatorluğu hakkında pek çok tarihi bulgu mevcutken, Cermenler hakkında hala çok az şey biliniyor.

Teutoburger Ormanları'nda meydana gelen savaş tam üç gün sürdü. Romalılar’ın, Cermenlerin lideri Hermann’a karşı verdiği savaşta binlerce Roma askeri hayatını kaybetti.

Gördüğü manzaraya dayanamayan Romalı komutan Varus, askerlerinin cesetleri arasında intihar etti. "Vahşi barbarlar" adlandırılan Cermenler imkânsızı başarmıştı.

Sezar'ın hakkı Sezar'a


Tarihçi ve Arkeolog Miachael Zelle, bilinenin aksine bu savaşın Alman tarihi bakımından bir dönüm noktası olarak nitelendirilemeyeceğini söylüyor.

Zelle, “Cermenler, Alman olmadıkları için bu savaş Alman tarihi açısından büyük bir olay olarak değerlendirilemez. Bu bakımdan Alman tarihinde hiçbir zaman bir büyük dönüm noktası meydana gelmedi" diyor.

Peki Alman değillerse, Cermenler kimdi? Cermen halkı, kendisini hiçbir zaman "Cermen" olarak tanımlamadı.

Bu niteleme Roma İmparatoru Sezar’a dayanıyor. Sezar, Ren Nehri’nin sol tarafında kalan kavimleri Keltler, sağ tarafında kalan kavimleri ise Cermenler şeklinde isimlendirmişti.

Varusschlacht Schlachtgemälde von Peter Janssen d. Ä., Der siegreich vordringende Hermann



Özerk Cermen köyleri

Tarihçi Michael Zelle, Varus Savaşı’nın meydana geldiği dönemde "Cermenler" diye bütünlük içerisinde bir halkın varlığından söz edilemeyeceğini belirtiyor.

Uzman, “bu, Romalıları da ilgilendiren bir konuydu, Cermen kavimleri arasında katı bir siyasi yapı yoktu. Birbirini takip eden bu kavimler Romalılara da bölgedeki köyleri etki alanına alma konusunda zorluk çıkarıyordu. Yol üstündeki beş köy Romalıların kontrolüne girmeyi kabul etse bile 10 kilometre ilerideki başka bir köy tamamen farklı bir görüşteydi" şeklinde konuşuyor.


Yani bundan iki bin yıl önce her Cermen köyü özerkti. Köyler arasında ne mal takası ne de yazılı bir bilgi alışverişi yapılıyordu.

Bunların yerine ise sürekli bir savaş hâkimdi. Bu nedenle, Hermann’ın kendi kavmine komşu olan bütün kavimleri birleştirerek Romalı istilacılara karşı bir ayaklanma başlatmış olması bugün bile hayret uyandırıyor.

Varusschlacht Schlachtgemälde von Peter Janssen d. Ä., Der zurückweichende Varus



"Cermenlerin saf ırk olduğu algısı yanıltıcı"


Varus Savaşı’nın iki bininci yılı dolayısıyla açılan Detmold Eyalet Müzesi'ndeki “Mitler” sergisinin küratörü Elke Treude, Cermenlerin dış görünüşünü şöyle anlatıyor:

“Kıyafetlere gelince, uzun pantolonlar giyiyorlardı. Bu Romalılar için oldukça sıra dışıydı, Romalılar tunik ya da toga giyiyorlardı, pantolonlarla resmettikleri ise her zaman barbarlardı.”

Uzmanlar Cermenler'in uzun boylu, sarışın, güçlü kuvvetli olduğu ve saf ırk olma özelliği taşıdığı gibi iddiaların birer söylenceden ibaret olduğunu belirtiyor. Tarihçi ve arkeolog Michael Zelle şöyle konuşuyor: “Cermenlerin saf bir etnik grup olduğuna ve Hitler döneminde sanıldığı gibi başka hiçbir etnik kökenle karışmadığına inanmak zor.”


Sabine Damaschke / Çeviri: Başak Özay

Editör: Hülya Köylü