Umut ve hayal kırıklığı bir arada | AVRUPA | DW | 28.05.2014
  1. Inhalt
  2. Navigation
  3. Weitere Inhalte
  4. Metanavigation
  5. Suche
  6. Choose from 30 Languages

AVRUPA

Umut ve hayal kırıklığı bir arada

Gezi Parkı'nda yaklaşık 1 yıl önce düzenlenen küçük bir protesto gösterisi Türkiye’de milyonlarca insanı sokağa döken bir kitlesel harekete dönüştü. Protestoların birinci yıldönümünde Türkiye’de neler değişti?

Gezi protestolarının yıldönümünde kutlanacak bir şey bulamadığını söylüyor Erdem Gündüz. Sanatçı, yaklaşık 1 yıl önce Taksim Meydanı'na çıkmış, bakışlarını Mustafa Kemal Atatürk'ün portresine yönelterek kıpırdamadan durmuştu. Gezi protestolarındaki polis şiddetine karşı yapılan, sessiz bir protestoydu bu. Binlerce insan da Gündüz'ü takip etti. Sanatçı, “Duran Adam” olarak protesto hareketinin ikonlarından biri haline geldi. Erdem Gündüz, hükümetin her şeye hükmetmeye devam ettiğini belirtiyor. Medyaya, yargıya ve polise...

Polisin şiddet kullanmaya devam ettiğini belirten Erdem Gündüz şöyle devam ediyor: “İşte 10 kişi gösterici varsa 60 polis, bir akrep, bir TOMA. Demek istediğim hiçbir kazanım yok, hiçbir iyileşme yok. Zaten özgür olmayan bir medya vardı. Zaten özgür olmayan insan ve düşünce vardı. Hâlâ aynı durum devam ediyor. Hatta daha kötü.”

Gündüz 300'den fazla madencinin hayatını kaybettiği Soma'daki faciaya dikkat çekiyor. Yıldönümünde maden faciasında ölenlerin mezarlarını ziyaret etmenin anlamlı olabileceğini belirtiyor.

Gazetecilik projelerinde artış

Geçen yılki gösterilerde basın özgürlüğünün kısıtlanması da protesto edilmişti. Türk basını Gezi hareketi üzerine neredeyse en ufak bir haber yayınlamazken Facebook ve Twitter gibi sosyal medya ağlarında olağanüstü bir hal yaşandı. Milyonlarca öfkeli vatandaş interneti alternatif bir söz söyleme kanalı olarak kullandı. Gözaltına alınan ve dövülen gazetecilerin görüntüleri elden elde dolaştı. O gazetecilerden biri de Gökhan Biçici'ydi. Biçici “sansüre takılmamak için tek aracın sosyal medya olduğuna" dikkat çekiyor. Hükümetin sosyal medya ağlarını bugün de bir tehdit olarak gördüğünü vurguluyor. Twitter ve Youtube'a getirilen engellemeleri de bu kapsamda değerlendiriyor. Gezi protestolarından sonra internet üzerinde bir dizi gazetecilik projesi oluştu. Biçici de bu yıl farklı sosyal medya ağlarını birleştiren “Dokuz8haber” adlı bir haber ajansını hayata geçirdi. İnsanların ilgisinin her geçen gün arttığını söylüyor.

'Erdoğan sokağın sesini duydu'

İstanbul Politikalar Merkezi'nden siyaset bilimci Prof. Dr. Cengiz Aktar, Gezi Protestoları nedeniyle hükümetin yönetme tarzının daha da otoriter hale geldiğini belirtiyor. Aktar Erdoğan'ın muhalefet partilerinden bir korkusu olmadığını ancak sokağın gücünden korktuğuna dikkat çekiyor: “Gezi Erdoğan'ın meydan okunamaz gücü karşısında ilk ve en büyük meydan okumaydı. Belki CHP'yi veya MHP'yi dinlemedi ama muhtemelen sokağın sözünü duydu.”

Aktar, protestolardan 1 yıl sonra dahi muhafazakâr iktidar partisi AKP'ye karşı Türkiye'de kayda değer politik bir alternatif olmadığını belirtiyor. Siyaset bilimciye göre AKP'nin yerel seçimlerindeki başarısından sonra protestoların sonuç vermediğini söylemek doğru değil. Protestoların insanların psikolojisinde bir kırılma noktası olduğunu, fikrini açıklamaktan duyulan korkunun artık azaldığını vurguluyor.

Gazeteci Gökhan Biçici protestolarla beraber Türkiye'de “cesur ve dinamik bir sivil toplum oluştuğuna” dikkat çekiyor. Hükümetin sert müdahalelerinin de bunun kanıtı olduğunu ekliyor. Sivil toplumun Türkiye'nin geleceği olduğunu belirten Gökhan Biçici, protestoların Türkiye'de yeni bir dinamiği ortaya çıkardığını sözlerine ekliyor.

©Deutsche Welle Türkçe

Senada Sokollu