1. Inhalt
  2. Navigation
  3. Weitere Inhalte
  4. Metanavigation
  5. Suche
  6. Choose from 30 Languages

ALMANYA

Toplu sözleşmelerde kriz gölgesi

Almanya’nın üye sayısı en yüksek iki sendikası; hizmetler sektöründe çalışanların temsilcisi Ver.di ile Alman Metal İşçileri Sendikası IG Metall, yaklaşan toplu sözleşme dönemine hazırlanıyor. Ancak öncelikleri farklı.

default

Ver.di krize rağmen azami ücret taleplerinden vazgeçmeye niyetli görünmüyor. Metal işçileri sendikası ise kriz dönemlerinde istihdamın korunmasının zamdan önemli olduğu görüşünde. Peki, toplu sözleşme dönemi için belirlenen bu iki yoldan hangisi ekonomik bakımdan doğru olanı?

Toplu sözleşme pazarlığının 2010 yılının Ocak ayında başlayacak olmasına rağmen Almanya’nın iki büyük sendikası müzakere taktiği üzerinde anlaşamıyor. Almanya’nın ekonomik krizden kurtulmasında sanayi ve hizmetler sektörlerini temsil eden sendikaların takınacağı tutum da önemli rol oynayacak. Ver.di sendikasının genel başkanı Frank Bsirske, “ekonominin canlanabilmesi için reel geliri altı yıldır eriyen çalışanların daha fazla para kazanması gerekir” diyor.

Ver.di sendikasının genel başkanı Frank Bsirske

Ver.di sendikasının genel başkanı Frank Bsirske

“Ücret zamm ında diretmemeli

Metal işçileri sendikasının başkanı Berthold Huber ise bu sektörde çalışanların işsiz kalmamasına daha fazla önem veriyor. Bu nedenle de ücret zammı talep edilmesine sıcak bakmıyor. Nürnberg-Erlangen Üniversitesi'nin istihdam piyasası uzmanı Claus Schnabel bu pazarlık taktiğinin altında yatan nedeni şöyle özetliyor:

“Hizmetler sektöründe işini kaybetme tehlikesi o kadar büyük değil. O nedenle, iç talep üzerinden konjonktürü canlandırma gerekçesiyle biraz daha fazla para talep edilmesi normal. Ama bakalım işveren durumundaki devlet ve özel sektör bu yükü kaldırabilir mi? Hazinenin durumu ortada”

“Ücretten tasarruf olmaz”

Olmayan para paylaştırılamaz, deyip işin içinden çıkmak kolay. Ama hizmetler sektöründe çalışanların temsilcisi olan Ver.di sendikası bunun, ‘aralıksız yedinci yılda da reel gelirlerin erimesine göz yummak anlamına geleceğini’, savunuyor. Alman Sendikalar Birliği’ne bağlı Hans-Böckler vakfından Reinhard Bispinck de, ‘ücretten tasarruf' zihniyetinin doğru olmadığını söylüyor. Bispinck, “Herkes ücretten feragat yolundan giderse, o zaman ortaya, mutlaka sakınmamız gereken ‘negatif sarmala yakalanmaz mıyız?' sorusu çıkar. Almanya henüz deflasyon tehlikesini atlatabilmiş değil. Fiyatlardaki düşüş sıfır zam politikasıyla önlenemez. Bu bakımdan, metal işçileri sendikası başkanı Berthold Huber’in sözlerine anlam veremiyorum” diyor.

Metal işçileri sendikasının başkanı Berthold Huber

Metal işçileri sendikasının başkanı Berthold Huber

Oysa Berthold Huber’in tasarruf takıntısı yok. O sadece sektöründe işçi çıkarılmasını önlemeye çalışıyor ve gerçekçi olunmasını istiyor. İhracatın gerilemesi, istihdamın azaltılması ve kısa mesai gibi uygulamalarla sarsılan Alman sanayi sektörü hizmetler sektörüne kıyasla çok daha kritik durumda. Bispinck tartışmalara rağmen büyük sendikalar arasında yapısal bir sorun olmadığını söylüyor. Bispinck'e göre, “Önümüzdeki toplu sözleşme döneminin taleplerinde bazı nüanslar var. Alman Sendikalar Birliği’nin çatısı altındaki işçi temsilcilikleri her zaman bağımsız çalışmıştır ve ücret politikalarına müdahale edilmesine izin vermez. Bu bakımdan taleplerin farklı olması gözde büyütmeye değmez.”

Öncelik istihdamın korunması olmalı

ABD’den gelen son ekonomik veriler ve Alman istihdam piyasasının istikrara kavuşmaya başlaması, krizin sona ermesine bağlanan umutları arttırdı. Ekonomist Claus Schnabel krizle birlikte sendikaların toplu sözleşme politikaları arasındaki farkların da ortadan kalkacağı görüşünde. Schnabel, “Kriz geçtikten sonra metal işçileri de pastadan daha büyük bir dilim almak isteyecektir. Elan öncelik istihdamın korunmasında. Çünkü kaybolan istihdamı yeniden yaratmak çok zor. Çalışan işçi kalmazsa sendikalar da üyesiz kalır” diyor.

© Deutsche Welle Türkçe

Friedel Taube/ Çeviri: Ahmet Günaltay

Editör: Meltem Karagöz

DW TÜRKÇE'Yİ TAKİP EDİN