1. Inhalt
  2. Navigation
  3. Weitere Inhalte
  4. Metanavigation
  5. Suche
  6. Choose from 30 Languages

EKONOMİ

Teşvik programlarının faturası kabarık

Almanya Başbakanı Angela Merkel’in konjonktürü teşvik programı AB’nin Brüksel’deki merkezinde memnuniyetle karşılandı. Ancak Avrupa ülkelerinde ardı ardına açıklanan teşvik paketleri tartışma yaratıyor.

default

Konjunktürü teşvik programları Avrupa ülkelerinde tartışmalara neden oluyor

Önce ekonomik kriz karşısında mütereddit davranıp gidişata seyirci kaldığı gerekçesiyle eleştirilen Angela Merkel, ikinci konjonktürü teşvik paketinden tam not aldı. Eylül ayındaki genel seçimden sonra koalisyon hükümeti kurmak istediği Hür Demokrat Parti’nin milyarlarca Euro tutarındaki ek teşvik talepleri yüzünden zor durumda kalan Almanya Başbakanı, Brüksel’den gelen olumlu açıklamalarla teselli buldu.

Lüksemburg Başbakanı Jean-Claude Juncker, 16 Euro bölgesinin maliye bakanları arasındaki buluşmada ikinci konjonktür paketinden duyduğu memnuniyeti dile getirirken, “Alman hükümetinin hazırladığı özlü programın bir an önce onaylanmasını umduklarını” dile getirdi.

Berlin yönetiminin ekonomik krizle mücadele programına gösterilen olumlu tepki, Almanya Maliye Bakanı Peer Steinbrück için ise sürpriz olmadı. Çünkü Aralık ayı ortasındaki

Deutschland Finanzkrise SPD Peer Steinbrück in Berlin

Almanya Maliye Bakanı Peer Steinbrück

AB zirvesinde kararlaştırılan 200 milyar Euroluk teşvik programından Almanya’ya düşen pay 80 milyar Euro’yu buluyor.

Steinbrück’ten uyarı

Ancak Alman Maliye Bakanı, Brüksel buluşmasında, krize tepki amacıyla ek borçlanmanın artırılmasının uzun vadeli zararlarına dikkat çekiyor. Zira Avrupa hükümetlerinin birbiri ardına hazırladıkları milyarlık konjonktür paketlerinin mali faturası başkentleri düşündürmeye başladı. İkinci Dünya Savaşı sonrasının en ağır mali ve ekonomik krizi yüzünden Euro bölgesi borçlanma rekoru kırıyor.

AB Komisyonu’nun tahminlerine göre 27 AB üyesinden 17’si bu veya önümüzdeki yıl, azami ek borçlanmayı gayrı safi yurtiçi hasılanın % 3’üyle sınırlayan Avrupa İstikrar ve Büyüme Paktı kriterlerini ihlal edecek. Almanya da 2010 yılında % 3 barajını açık farkla aşarak % 4,2 oranında borçlanacak. Önümüzdeki yıla kadar AB’nin ortalama ek borç yükü % 4,8 olacak.

Kendilerini bu ikilemden kurtaracak sihirli değneklerinin olmadığını belirten Almanya Maliye Bakanı Steinbrück ise bir önceki Konsey dönem başkanı Fransa’yı dolaylı olarak eleştirerek, “krediyle finanse edilecek konjonktür paketleri hazırlamamız için bizi sıkıştıranlar vardı” diye konuştu.

Sosyal Demokratlar da destekliyor

Ama Steinbrück, 50 milyar Euroluk ikinci konjonktür paketinin, üyesi olduğu Sosyal Demokrat Parti tarafından da destekleniyor. Eylül ayında yapılacak genel seçimler nedeniyle

Jean Claude Juncker auf EU Gipfel in Brüssel

Lüksemburg Başbakanı Jean - Claude Juncker

Maliye Bakanı’nın partisinden gelen taleplere karşı çıkamayacağı ise biliniyordu.

Alman Maliye Bakanı’nın, borçlanma yüzünden patlak veren bir krizle uzun vadeli borç yükü altına girerek mücadele edilemeyeceği şeklindeki sözleri Bakanlar Konseyi’nde olumlu yankı buldu. Ancak AB, Almanya’nın önerdiği “Avrupai borç frenini” uygulama iradesini gösteremiyor. Bol keseden sübvansiyon dağıtan Fransa gibi ülkeler, Almanya’nın Anayasası’na almaya hazırlandığı, borç ödemeleriyle ilgili katı kuralların Birlik tarafından üstlenilmesini engellemişti.

Borçlar yeni nesle kalacak

Avrupa şimdi bu ihmalin faturasını ödüyor. Gelecek nesiller benzeri görülmemiş borç yükü altında inleyecek. Aynı zamanda, şimdiye kadar istikrarlı sayılan Avrupa ekonomilerinin kriz zamanlarında kredi bulmakta zorlandıkları da görülüyor. İspanya ve Yunanistan bütçe açıklarının finansmanında kullandıkları uluslararası krediler için büyük risk farkı ödemek zorundalar. İrlanda, İtalya ve Portekiz’in de yakında aynı duruma düşmelerinden endişe ediliyor.

Ortak Euro tahvili çıkarılmasıyla ilgili talepler Almanya Maliye Bakanı Steinbrück tarafından reddedildi. Steinbrück, kredi şartlarının Almanya açısından ağırlaştırılmasına onay veremeyeceğini belirtti ve bunun aksinin milyarlarca Euroluk ek borç doğuracağının unutulmaması gerektiğini söyledi.