1. Inhalt
  2. Navigation
  3. Weitere Inhalte
  4. Metanavigation
  5. Suche
  6. Choose from 30 Languages

ALMANYA

Tartışma yaratan terör kitabı

11 Eylül sonrasında Batılı ülkelerin gündemine yerleşen terör kavramı, Almanya’da bir kitap vesilesiyle tekrar gündeme geldi. Terör, İlya Trojanow’un imzasını taşıyan kitapta özgürlükçü bakış açısından irdeleniyor.

Trojanow, kitabı meslektaşı Juli Zeh ile birlikte kaleme aldı

Trojanow, kitabı meslektaşı Juli Zeh ile birlikte kaleme aldı

“Toplumun terörizme verdiği tepkinin şekli çok önemli. Terörizmden kaynaklanan tek tehdit, toplumumuzun terörizme verdiği tepkiden oluşur.” Dünyanın her yerinde İslamcı tehditlerden söz edilirken, yazar İlya Trojanow terörizm hakkındaki görüşlerini bu cümle ile özetliyor. Trojanow, meslektaşı Juli Zeh ile birlikte kaleme aldığı “Özgürlüğe Saldırı” isimli kitapta bu görüşlerini geniş bir şekilde aktarıyor. Kitabın tanıtımı için düzenlenen basın toplantısında, “Die Zeit” adlı haftalık gazeteden Heinrich Wefing kitabı bir polemik olarak nitelendirdi. Trojanow da, kitabın tanıtımında benzer kavramları kullandı: "18. yüzyılda yayınlanan siyasi yergilerden çok etkilendim, mesela Jonathan Swift’den. Bu yergilerde, olumsuz bir durumun dil ve öne sürülen tezler aracılığı ile çözümlenmesi, tanıtılması ve şöyle bir şeyin söylenmesi söz konusu: Bu böyle, haydi şimdi harekete geçin.”


Terörün dışındaki tehditler


Yazarlar, kitapta terörizmin bir tehdit oluşturmadığını tam olarak öne sürmüyor. Trojanow, sadece hayatımızın her alanını kaplayan diğer tehditlere karşı benzer bir tutum izlemediğimizi dile getiriyor: “Hayatımızı tehdit eden diğer unsurları görmezden geliyoruz, zira mutlak güvenliği sağlayamayacağımızı biliyoruz.”


"Terörizm siyasetçilerin işine geliyor"


Trojanow ve Zeh’e göre, terörizm ile hayatımız için tehdit oluşturan unsurlar arasındaki fark, terörizmin bir tehlike olarak algılanma temeli üzerine kurulmuş olması. Zira terörizm ancak bu şekilde hedefine ulaşabiliyor. Peki, güvenlik birimleri ve siyasetçiler bunu nasıl kabul ediyor? Çünkü yazarlara göre, terörizmin yarattığı tehdit onların işine geliyor. Kitapta, 11 Eylül 2001’den önce organize suçların engellenmesi için gereken sorumluluğun alındığı, bu çerçevede vatandaşların gizlice dinlendiği ve bunun Federal Anayasa Mahkemesi’nin işine yaradığı belirtiliyor. Juli Zeh, bunun sonucunu şöyle dile getiriyor: “Geçmişte eğer bu önlemleri almazsak, iç güvenliğimizin sağlandığına dair garanti veremeyiz denmiş ve siyasetçiler de bir anlamda esas görev ve sorumluluklarını ihmal etmişti. Daha sonra bu sakıncalı bulundu ve şimdi dinleme çok yaygın değil, belki birkaç kişi dinleniyor… ve bu yüzden dünya alt üst olmadı.”


Kişisel verilerin toplanması sorunu


Yazarlar vatandaşları devletin hükümeti ve organları aracılığı yarattığı şiddete karşı uyarıyor ve devletin uyguladığı şiddetin mahkemeler tarafından engellendiğine dikkati çekiyor.


Trojanow ve Zeh, devlet veya özel firmalar tarafından kişisel bilgilerin toplanmasına, vatandaşların yeterince tepki göstermemesini şöyle açıklıyor: Vatandaşlar, benim saklayacak bir şeyim yok diyerek, bundan rahatsızlık duymuyor. Bu konuda vatandaşlara uyarıda bulunan Trojanow, özel hayatın korunmasının özgürlük için verilen mücadelenin temeli olduğunu belirterek, saklayacak bir şeyi olmayan bir insanın, artık özgür olmadığını vurguluyor.


Yazarlar, güvenliğin sağlanması adına devletin son yıllarda artan ve artırmak istediği yetkilerinin, sıradan vatandaşlar için terörizmden daha büyük bir tehdit oluşturduğunu öne sürüyor. Juli Zeh, polis sendikasının bile bu duruma kuşkuyla yaklaştığını belirtiyor. Zeh, polislerin "bize yeni yetkiler verilmesine ihtiyaç duymuyoruz, bizim var olan yetkilerimizi daha verimli bir şekilde kullanabileceğimiz kaynaklara ihtiyacımız var. Biz yeni bir güvenlik yasası değil, bilgisayar, para ve otomobil istiyoruz" sözleriyle taleplerini dile getirdiğini söylüyor.



Peter Stützle / Çeviri: Jülide Danışman

Editör: Baha Güngör

DW TÜRKÇE'Yİ TAKİP EDİN