1. Inhalt
  2. Navigation
  3. Weitere Inhalte
  4. Metanavigation
  5. Suche
  6. Choose from 30 Languages

SPOR

Taraftarı en sadık takım

Borussia Dortmund, Avrupa'nın en popüler takımlarından biri. Evinde oynadığı her maça yaklaşık 80 bin seyirci geliyor. Dortmund kenti, Bundesliga'nın da en başarılı takımlarından birine sahip.

default

Sarı-siyah ya da BVB –Almanya'da bunu duyan her futbol taraftarı hemen hangi takımın kastedildiğini anlar: Borussia Dortmund. Kulübün tarihi 100 yıldan fazla bir zaman öncesine, 1909 yılına uzanıyor. Dortmund kentini’nin kuzeydoğusunda, daha önce Polonyalı işçilerin bölgeye göçüyle oluşan “Teslis” cemaatinin Katolik gençlik kolunda düzenli olarak futbol oynanıyordu. Ancak papaz yardımcısı, futbol sahasındaki ve etrafındaki tavırları “kaba” ve “fazla haşarıca” nitelendirerek, futbolu yasaklamaya çalıştı. Gençler de top oynamalarının engellenmesini protesto amacıyla bugünkü Borussia Dortmund'u kurdu.

Reinhard Stan Libuda in Aktion

Reinhard "Stan" Libuda (solda)

Çalım ustası "Stan"

Günümüzde Almanya’nın en başarılı kulüplerinden biri olan Borussia Dortmund’un taraftarları da, takımlarına bağlılıkları ile meşhur. En fanatik taraftarların doldurduğu ve maçların ayakta takip edildiği güney tribünü, yaklaşık 25 bin kişilik kapasitesiyle, Avrupa’daki benzerlerinin arasında birinci. 1956, 1957, 1963, 1995, 1996 ve 2002 yıllarında olmak üzere toplam altı kez ligi ilk sırada bitiren, 1965 ve 1989’da iki kez Federasyon Kupası’nı evine götüren Borussia Dortmund, 1966’da Kupa Galipleri Kupası’nı kazanarak, Avrupa çapında kupa zaferine imza atan ilk Alman kulüp ünvanını da aldı. Glasgow’da oynanan final maçında, sarı-siyahlılar, Liverpool’u uzatmada 2-1 yenerek kupayı kazandılar. Borussia Dortmund’a bu tarihi zaferi getirense, 106'ncı dakikada Stan Libuda’nın attığı sıra dışı gol oldu: Libuda'nın 30 metreden yaptığı kavisli vuruş sonrası top, kaleci Lawrence’ı aşıp üst direkten döndü ve ardından da rakip defans oyuncusu Yeats’e çarpıp ağlarla buluştu.

Bu büyük başarının ardından, maddi sorunlar nedeniyle Borussia Dortmund’un düşüşü başladı. İyi oyuncular birer birer elden çıkarılmak zorunda kalındı. Yeteneklerden yoksun kalan takım da 1972’de küme düştü. Aynı dönemde 1974 Dünya Futbol Şampiyonası için inşa edilen Vestfalya Stadyumu hizmete girdi. Yeni tesis, Borussia Dortmund’un hayal kırıklığı yaratan sonuçlarına rağmen, her maçta ortalama 25 bin seyirciyle dolmaya başladı, bu da kulübün bomboş olan kasasına rahat bir nefes aldırdı. Kulüp dört yıl sonra birinci lige geri döndü. 1988'de kadroya Andreas Möller ve Michael Rummenigge gibi yeteneklerin eklenmesi ve teknik direktörlüğe de Horst Köppel'in getirilmesiyle, sportif başarı da geldi ve Dortmund 23 yıl aradan sonra Federasyon Kupası ile tekrar bir zafere imza atmayı başardı.

Ottmar Hitzfeld 1997

Dönemin teknik direktörü Ottmar Hitzfeld (sağda), Şampiyonlar Ligi şampiyonluğunu böyle kutluyordu.

Hitzfeld dönemi

Borussia Dortmund yönetimi, 1991'de takımı o dönemde adı pek duyulmamış olan teknik direktör Ottmar Hitzfeld’e teslim etti. Aynı sezon, 1990’lı yıllarda Dortmund formasıyla tam 102 gole imzasını atacak olan İsviçreli forvet Stéphane Chapuisat transfer edildi. Hitzfeld, daha ilk sezonda takımı ligin dibinden zirveye taşıdı. Hatta şampiyonluk son maçın 86'ncı dakikasında kaçtı. Takip eden sezonda takıma yatırım devam etti ve Stefan Reuter ile Matthias Sammer gibi, İtalya liginde top koşturan iki milli futbolcu, Dortmund’a transfer edildi. Ardından da Karl-Heinz Riedle ve Julio Cesar kadroya dahil oldu. 1995 yılında Borussia Dortmund, sezonun son maçında şampiyonluğa uzanarak, 32 yıl aradan sonra tekrar ligi ilk sırada bitirmeyi başardı. Ardından gelen sezonda da zafer Borussia Dortmund’un oldu.

Kulüp tarihinin en şanlı sayfası ise 28 Mayıs 1997’de yazıldı. Münih'in Olimpiyat stadında tıklım tıklım dolu tribünler önünde oynanan Şampiyonlar Ligi finalinde, kupanın favorisi İtalyan devi Juventus’u 3:1 yenen Borussia Dortmund Avrupa'nın en büyüğü oluyordu. Aynı yıl Tokyo’daki maçta karşılaştığı Brezilya’nın Cruzeiro takımını da 2:0’lık bir skorla geçen Borussia, Kıtalararası Kupa’yı da evine götürmeyi başardı.

Finans krizi

Borussia Dortmund 2000 yılında borsaya girdi ve bugün de borsada kayıtlı olan tek Alman kulübü. İki yıl sonra kazanılan lig şampiyonluğu ise bugüne kadarki son zafer oldu. Ardından borç dağı büyüdü, önemli oyuncular elden çıkarılmak zorunda kalındı, hatta Vestfalya Stadyumu satıldı. 2005 yılında iflasın eşiğinden dönüldü. Taraftar sevinmeyi unuttu.

İki yıl önce teknik direktör Jürgen Klopp’un takımın başına gelmesiyle sportif alanda da yükseliş başladı. Geçen sezonu beşinci sırada bitiren Borussia Dortmund, böylelikle bu yıl UEFA Avrupa Ligi’nde oynamaya hak kazandı. Klopp, Borussia Dortmund’un geleceğinin kolay olmadığını, zira takımı tutan herkesin içinde eski şanlı günlere bir an önce dönülebilmesi yönünde bir sabırsızlığın hâkim olduğunu söylüyor ve bunun o kadar kısa bir sürede başarmanın imkânsız olduğunu belirterek, gerekli sabrın gösterilmesini istiyor.

Fußballspieler Robert Lewandowski

Dortmund'un yeni transferi Polonyalı Robert Lewandowski.

Yıldızlar için para yok

Borussia Dortmund, içinde bulunduğu zorlukları kendi lehine kullanarak geleceğini şekillendirmek istiyor ve genç yeteneklere yatırım yapıyor. Bu çizgiyi transfer politikasında görmek mümkün. Bu yıl alınan en pahalı oyuncu 4,5 milyon euro ile Polonya’nın 22 yaşındaki milli oyuncusu Robert Lewandowski. Kadroya dahil edilen diğer isimler ise pek tanınmış değil: 21 yaşındaki orta saha oyuncusu Japon Shinji Kagawa, Avustralyalı 22 yaşındaki kaleci Mitchell Langerak ve 25 yaşındaki Polonyalı savunma oyuncusu Lukasz Piszczek. Takımın belki de en güçlü silahlarından birisi ise sadık taraftarları. Geçen sezon Borussia Dortmund’un evinde oynadığı maçları ortalama 77 bin seyirci izledi. Bu rakam Avrupa’da bir rekor.

© Deutsche Welle Türkçe

Sarah Faupel / Aydın Üstünel

Editör: Ufuk Çakır

Dış bağlantılar