1. Inhalt
  2. Navigation
  3. Weitere Inhalte
  4. Metanavigation
  5. Suche
  6. Choose from 30 Languages

YAŞAM

Tango ateşi Almanya'yı sardı

Almanya'nın Dans Öğretmenleri Birliği (ADTV) Arjantin Tangosu'nu 2010 yılının dansı ilan etti, Alman kentlerini tango ateşi sardı. Ancak dans hocaları, Alman erkeklerinden şikayetçi.

default

Arjantin'in başkenti Buenos Aires, şu sıralar Dünya Tango Şampiyonası'na sahne oluyor. 31 Ağustos tarihine kadar birçok gösteri, sergi ve etkinliğin eşlik ettiği şampiyona, dünyanın her yerinden yüzlerce dansçı ve on binlerce tango hayranını konuk ediyor...

Almanya'da tango yılı

Birleşmiş Milletler Eğitim, Bilim ve Kültür Örgütü UNESCO 2009 yılında 'Tango'yu dünya kültür mirası listesine almıştı. Aynı heyecan 2010 yılı boyunca Almanya'da da yaşanıyor... Tango ateşi Münih'ten Hamburg'a bu yıl Almanya'da tekrar canlandı. Çünkü Almanya'daki bütün dans okul ve öğretmenlerini bir çatı altında toplayan Almanya'nın en büyük dans organizasyonu Dans Öğretmenleri Birliği ADTV, Tango'yu 2010 yılının dansı ilan etti. Ve Tango hayranları her akşam bir başka Milonga'da, yani klasik Tango akşamlarında bir araya gelip dans edebiliyor. Bu akşamlara katılan dansçılardan bir kadın tango tutkusunu şöyle dile getiriyor: "Vals yapmak da güzel ama tango kesinlikle çok özel bir dans, insanın kalbinden gelen bir dans.''

Tangokurs in Köln (Foto: DW / Suzanne Cords)


Bir başka dansçı da tangonun anlamına değiniyor: ''Tangonun kelime anlamı Latince 'tangere'den geliyor, yani dokunmak anlamında. Tango vücut ve ruhun birbirine dokunması.'' Yine bir başka tango tutkunu da bu dansın alışkanlık yaptığı görüşünde: "'Tango tam bir bağımlılık yapıyor. İnsan sürekli daha fazlasını isteyip duruyor.''

Tango dünyanın en zor danslarından biri

Bu yıl Almanya'da tango ile ilgili her şey mükemmel bir şekilde organize ediliyor. İnternet sayfalarında tango festivalleri ve tango akşamları düzenli biçimde duyuruluyor, dans partneri arayanlar birbiri ile tanıştırılıyor, turizm acentaları tango fanatiklerine özel seyahatler düzenliyor. Ancak dans öğretmeni Norma Raimondi tango öğrenmenin uzun soluklu bir iş olduğuna dikkat çekiyor:

"Tango dünyanın en zor danslarından biri. Erkek, belli belirsiz küçük göğüs hareketleriyle kadını yönlendiriyor ve asıl ilginç olan bu direktiflerin kadının bacaklarına iletiliyor olması. Her şey bir doğaçlama. Yani katı ezbere dayanan adımlar değil. Tabii ki kişinin kendi yeteneğine de bağlı ama adımlarını hesaplamadan, müziğe uygun, spontane tango yapabilmek için üç yıl kadar bir zaman gerekiyor.''

Alman erkekleri zorlanıyor

Dansçılar bu süreyi doğrularken bir başka dans öğretmeni de tango yapmayı bir kez keşfeden birinin, bir daha onu kaybetmek istemeyeceğini belirtiyor. Ancak Almanya'da insanların birbirine dokunmaktan kaçındığını, insanların Arjantin'dekilere göre birbirine daha mesafeli ve resmi davrandığını belirten Perusin, tangonun büyüsününse tam da bu noktada yattığını kaydediyor. Çünkü Perusin'e göre tango da esas; dokunmak, kendini birinin kollarında hissetmek ve bu duyguyla beraber kendini müziğin akışına bırakmak, benzersiz bir duyum. Ancak Perusin bu konuda Alman erkeklerinin zorlandığını düşünüyor:

Tangokurs in Köln (Foto: DW / Suzanne Cords)


"En büyük sorun Alman erkeklerin kadınlara karşı daha pasif ve çekingen tutum sergilemeleri. Bunu hem kadınlarla flört ederken hem de dans ederken gösteriyorlar. Muhtemelen daha aktif bir rol üstlendiklerinden kadınları kızdıracaklarını düşünüyorlar.''

''Yatay isteklerin dikey anlatımı''

Tango Buenos Aires'in liman semti La Boca'da ortaya çıkıyor. 19'uncu yüzyılda Gümüş Nehri'nin kıyısındaki bu şehirde, yeni bir başlangıç arayışındaki İspanyol, İtalyan ve birçok Yahudi'den oluşan büyük göçmen gruplarının buluştuğu ve birçok Arjantinli goşo'nun yani çobanın işini kaybettiği zamanlarda. Buralarda varoşlar oluşuyor. Yoksulluk, işsizlik, fuhuş ve yalnızlık kol geziyor, suç işleme oranı artıyor. Tango işte bu ortamdaki göçmenlerin yeni vatan Arjantin'e bir hediyesi oluyor. Çünkü özünde aşk ve melankoliyi barındıran bu dans, aynı zamanda bu insanların ve onların yaşam hikayelerinin de bir anlamda yansımasını oluşturuyor. Ya da İrlandalı ünlü yazar George Bernard Shaw'ın deyişiyle ''Yatay isteklerin dikey anlatımı.''


© Deutsche Welle Türkçe


Suzanne Cords / Çeviren: Başak Demir


Editör: Beklan Kulaksızoğlu

Önerdiğimiz linkler

Konuyla ilgili ses ve video dosyalarımız