Türkiye TTIP için lobi atağında | EKONOMİ | DW | 15.07.2014
  1. Inhalt
  2. Navigation
  3. Weitere Inhalte
  4. Metanavigation
  5. Suche
  6. Choose from 30 Languages

EKONOMİ

Türkiye TTIP için lobi atağında

Türkiye, ABD ve AB arasında müzakereleri devam eden Transatlantik Ticaret ve Yatırım Ortaklığı Anlaşması (TTIP) için lobi atağı başlattı.

Dünya ticaretinin yüzde 60'ını kapsayacak olan Atlantik aşırı Ticaret ve Yatırım Ortaklığı Anlaşması (TTIP) için ABD ve AB arasındaki müzakereler devam ediyor. ABD ve AB arasındaki gümrük duvarlarını kaldıracak, üretim ve yatırımda yeni standartlar belirleyecek olan TTIP, Türkiye için ne anlam ifade ediyor?

AB üyesi olmayan ve AB ile ticari ilişkilerini Gümrük Birliği üzerinden yürüten Türkiye'nin ABD ile AB arasındaki pazarlıkta müdahil olması mümkün gözükmüyor. İhracatının yarıya yakınını AB'ye gerçekleştiren Türk iş dünyası, TTIP fırsatını kaçırmamak için ABD ve AB nezdinde yoğun lobi çalışması başlattıi.

'Türkiye dışında kalamaz'

Türkiye Odalar ve Borsalar Birliği (TOBB) Başkanı Rifat Hisarcıklıoğlu, TTIP'e Türkiye'nin de dahil edilmesi için ABD başkenti Washington'da temaslarda bulundu. Hisarcıklıoğlu, bu kapsamda TTIP Temsilcisi Daniel Mullaney, eski ABD Dışişleri Bakanı Madeleine Albright, Dünya Bankası Yönetici Direktörü Bertrant Badre ve ABD Ticaret Odası yetkilileri ile görüştü.

Washington temaslarını Deutsche Welle Türkçe Servisi'ne değerlendiren TOBB Başkanı Rifat Hisarcıklıoğlu, bir araya geldikleri tüm kesimlere Türkiye'nin TTIP üyeliğinin tüm taraflara kazandıracağı fikrini aşılamaya çalıştıklarını vurguluyor. Hisarcıklıoğlu, TTIP ile birlikte ticaretin kurallarıyla üretim ve ürün standartlarının yeniden belirleneceğini, bu yanıyla TTIP'in bir ticaret anlaşmasının çok ötesinde anlamlar taşıdığını belirtiyor.

Yeni bir ekonomik düzen kurulduğuna işaret eden Hisarcıklıoğlu, “Bizim bu yeni düzende yerimizi almamız gerekiyor. Çünkü büyük aktörler kendi planlarını uygulamaya başladılar bile” diyor. ABD'nin okyanusun her iki tarafındaki ortaklarıyla küreselleşmeyi yeniden tanımladığına vurgu yapan Hisarcıklıoğlu, “Anlaşmanın tamamlanmasıyla küresel ekonominin ve yatırımların yüzde 60'ına hükmeden dünyanın en büyük serbest bölgesi oluşacaktır. Küreselleşmenin yerini bölgeselleşme alıyor, dışarda kalanlar için hayat zorlaşacak. Türkiye bu anlaşmanın içinde kesinlikle olmalı” diye konuşuyor.

'Etkili lobi yapmak zorundayız'

İktisadi Kalkınma Vakfı (İKV) Başkanı Ömer Cihad Vardan da TTIP'in yeni nesil serbest ticaret anlaşmaları ile birlikte Türkiye'nin geleceği açısından kritik önemde olduğunu söylüyor. Gümrük Birliği'ne 1996'da üye olan Türkiye'nin birkaç yıl içinde AB üyesi olmayı beklerken 18 yıldır bunu başaramadığına işaret eden Vardan, “İhracatın yarıya yakınını AB ülkelerine yapan bir ülke olarak AB ekonomisine entegre durumdayız. Ama AB'nin üçüncü ülkelerle yaptığı ticari anlaşmalardan yararlanmak bir yana, zararlı çıkıyoruz. Bu nedenle TTIP gibi kuralların yeniden koyulduğu bir sistemin dışında kalmayı aklımıza bile getirmek istemiyoruz” diye konuşuyor.

Türkiye'nin TTIP müzakerelerine katılması için özel sektör ve kamunun güçlü bir lobi faaliyeti yürütmesinin önemine değinen Vardan, “ABD ve AB karşısında etkili bir baskı unsuru olmalıyız. Onlar da bizim TTIP içinde yer almamızın kendilerine fayda getireceğini görmeliler” diyor.

'Almanya olumlu, Türkiye olumsuz etkilenecek'

Marmara Üniversitesi AB Enstitüsü Öğretim Üyesi Dr. Sait Akman'a göre ise ABD ve AB TTIP ile sadece taraflara geniş bir serbest ticaret alanı oluşturmanın ötesinde küresel ticaret norm ve kurallarını da yeniden belirlemeye çalışacak. AB ve ABD'nin dünya hâsılasının yüzde 46,7'sini ve dünya ticaretinin yüzde 30,4'ünü teşkil ettiğini ifade eden Akman, “Karşılıklı yatırımların değeri ise 3,7 trilyon dolar. Bunlar düşünüldüğüne iki taraf arasındaki ticaret ve yatırım ilişkisinin boyutlarının dünya ekonomisi açısından ne ifade ettiği daha iyi anlaşılacaktır” diye konuşuyor.

Almanya Ekonomi ve Teknoloji Bakanlığı'nın 2013'te yaptırdığı bir çalışmada TTIP'in en önemli refah artırıcı etkisinin yüzde 13,38 ile ABD, yüzde 9,7 ile Büyük Britanya ve yüzde 7,3 ile İsveç'e olacağının ortaya konduğunu anlatan Akman, “Almanya açısından refah artışı yüzde 4,68 olurken, ABD'ye olan ihracatında yüzde 94'lük bir büyüme bekleniyor. Türkiye için ise refah kaybının yaklaşık yüzde -2,5, iş kaybının ise 95 bin kişi olacağı hesaplanıyor” diyor.

© Deutsche Welle Türkçe

Aram Ekin Duran / İstanbul