1. Inhalt
  2. Navigation
  3. Weitere Inhalte
  4. Metanavigation
  5. Suche
  6. Choose from 30 Languages

AVRUPA

Türkiye-AB ilişkilerinin 10 yılı

Avrupa Birliği, Türkiye'ye bundan 10 yıl önce aday ülke statüsü tanıdı. Peki, geçen 10 yıl içinde Türkiye-Avrupa Birliği ilişkilerinde ne değişti? Son gelişmeler ışında ilişkiler ne durumda? Jülide Danışman'ın haberi...

default

11-12 Aralık 1999’da Helsinki’de yapılan Avrupa Birliği Zirvesi’nde Türkiye’ye adaylık statüsü tanındığında, Ankara’dan Brüksel’e giden yolun uzun olduğu biliniyordu. Aradan geçen süre içinde Türkiye’de Avrupa Birliği’ne uyum çerçevesinde çok sayıda reform yapılarak olumlu adımlar atıldı.

Durum kötüleşti

Berlin merkezli Alman Bilim ve Siyaset Vakfı’ndan Heinz Kramer, 10 yıl öncesiyle karşılaştırıldığı zaman Türkiye’nin tam üyeliği açısından şartların kötüleştiğine dikkat çekti. Kramer’e göre, bu durum Avrupa Birliği ülkelerinde, Türkiye'nin üyeliğine destek veren hükümetlerin değişmesinden kaynaklanıyor. Helsinki Zirvesi'ne katılmış ve Türkiye'nin tam üyeliğine destek vermiş olmasına rağmen, Fransa ve Avusturya'nın yanı sıra Almanya'nın da artık Türkiye'nin tam üye olmaması gerektiği görüşünü savunduğunu belirten Kramer, bu nedenle durumun eski oranla daha kötü olduğunu vurguladı.

"İlerleme Türkiye'ye bağlı"

Almanya, Sosyal Demokrat Gerhard Schröder'in başbakanlığı döneminde Türkiye'nin üyeliğine tam destek veriyordu. Oysa bugün hükümet protokolünde yer almasa bile, koalisyonun büyük ortağı Hrıstiyan Birlik partileri (CDU/CSU) Türkiye’ye imtiyazlı ortaklık verilmesi gerektiğini savunuyor. Hrıstiyan Demokrat Milletvekili Thomas Bareiss, imtiyazlı ortaklık fikrine karşı çıkmasına rağmen, üyelik sürecinde yeterince ilerleme kaydedilmemesini, Ankara’nın reformları yavaşlatmasına bağlıyor. Federal Alman Meclisi Avrupa Birliği İşleri Komisyonu Türkiye Raportörü Bareiss, Türkiye'de çözüm bekleyen konuları şu sözlerle dile getirdi: ”Bu konular, kuşkusuz din özgürlüğü ile başlıyor. Elbette bazı alanlarda ifade özgürlüğüne ilişkin eksiklikler bulunuyor. Ayrıca Ankara Protokolü ve Kıbrıs meselesine hâlâ bir çözüm getirilemedi.”

İç siyaset kaygı verici

Türkiye’nin son yıllarda dış politikada attığı adımları, özellikle de Ermenistan ile yakınlaşma sürecini olumlu olarak değerlendiren Bareiss, bölgede istikrarın sağlanmasının Avrupa Birliği için de önemli olduğunu belirtti. Bareiss, Türkiye’de iç siyasete ilişkin son gelişmeleri, yani Demokratik Toplum Partisi (DTP)’nin kapatılmasından sonra çıkan çatışmaları ise kaygıyla karşıladığını ifade etti: ”Reformların yapılmaya çalışıldığını gözlemliyorum, ama ne yazık ki bu reformlar engellerle karşılaşıyor; Kürtlerin partisinin kapatılması da bu engellerden biri. Kanımca Kürt halkının ve parti temsilcilerinin PKK’ya açık mesafe koyması gerekiyor. Bence bu Avrupa Birliği ve Almanya için de önemli bir adım olurdu.”

Vizesiz dolaşım hakkı

Türkiye’nin üyelik sürecinde, Avrupa Birliği’nin de bazı şartları yerine getirmediği gözlemleniyor. Türkiye, vatandaşlarına Avrupa Birliği içinde vizesiz dolaşım hakkı tanınmayan tek aday ülke durumunda. 2000 - 2003 tarihleri arasında Almanya’nın Ankara Büyükelçisi olarak görev yapan Rudolf Schmidt, "Neden Türk vatandaşlarına serbest dolaşım hakkı verilmiyor" sorusu şöyle yanıtladı: "Bunu şu şekilde açıklamaya çalışabilirim: İç ve dış kurumlarda oluşan izlenime göre, eğer şimdi vizesiz dolaşım özgürlüğü tanınırsa, Avrupa Birliği'ne büyük bir akım olabileceği ve o zaman bunu engellemekte zorlukla karşılaşılabileceği düşünülüyor. Gerçekten böyle bir akım olup olmayacağını kim söyleyebilir ki? Ancak bu yönde bir rahatsızlık ve kaygı mevcut." Schmidt'e göre, vizesiz dolaşım hakkı verilmemesinin nedenlerinden biri ise Türkiye'nin nüfusunun yoğun olması.

© Deutsche Welle Türkçe

Haber: Jülide Danışman

Editör: Hülya Köylü