1. Inhalt
  2. Navigation
  3. Weitere Inhalte
  4. Metanavigation
  5. Suche
  6. Choose from 30 Languages

ALMANYA

Türkçeyi Almanya'da yaşatmak

Türkçenin Almanya çıkarması 50 yıl önce ilk göç edenlerle başladı. Ancak yarım asır sonra Almanya'da milyonların konuştuğu Türkçenin anadil olarak akademik alanda varlığını sürdürebildiği yalnızca bir kulvar var.

default

31 Ekim 1961'de Türkiye Cumhuriyeti Devleti ve Alman Federal Cumhuriyeti yetkilileri Bonn'da Türk işçileri Almanya’ya getirecek iş gücü anlaşmasını imzaladıklarında Türkçenin Almanya serüveni başlamış oldu. Milyonlarca Türk misafirlikten ev sahipliğine doğru yol alırken Türkçe de Almanya’da en yaygın konuşulan dillerden biri haline geldi. Almanya sokaklarında, evlerinde duyulmaya alışılan Türkçenin anadil olarak Alman üniversitelerine girişi ise oldukça geç oldu. Sonuç olarak yaklaşık 3 milyon Türk kökenli insanın yaşadığı Almanya’da Türkçe sunulan profesyonel dil hizmetleri, yoğun ihtiyaca karşın, epey sınırlı.

Almanya’da yaygın “Türkiye'den gelen herkes zaten doğal çevirmendir” gibi bir anlayıştan da kaynaklanan vasat ya da kötü çeviri uygulamalarına karşı bundan üç yıl önce bir hareket başlatıldı. Almanya doğumlu ikinci kuşak Türklerden akademisyen ve çeviribilimci Dr. Şebnem Bahadır ile Dr. Dilek Dizdar bu harekete öncülük etti.

İki çevirmen, 2008'de Mainz Johannes Gutenberg Üniversitesi’nde anadili Türkçe olan profesyonel çevirmen adaylarına yönelik ilk Almanca-Türkçe yüksek lisans çeviri programının açılmasını sağladı. Üniversitenin Germersheim’daki kampüsünde bulunan Çeviri, Dil ve Kültür Bilimleri Fakültesi’nde (FTSK) öğrencilerini ağırlayan bu program, hala Almanya’da anadili Türkçe olanlara çevirmenlik eğitimi sunan ilk ve tek program olma özelliğini koruyor.

Dr. Dilek Dizdar and Dr. Sebnem Bahadır auf der Frankfurter Buchmesse

Dilek Dizdar ve Şebnem Bahadır

Almanca ve Türkçeye çok iyi hakim olmak, bölüme girebilmek için olmazsa olmaz bir koşul. Başta sadece anadili Türkçe olan öğrencileri hedefleyen Türkçe-Almanca çeviri bölümü, Türkçeyi mükemmel seviyede bilen Almanlara da açık. Anadili Türkçe olup bu bölümde okumak isteyenlerin ise Almanca seviyesini uluslararası düzeyde belgeleyen TestDaF sınavına girip 20, yani tam puan alması gerekiyor. Dünyanın en prestijli çeviri eğitimi veren kurumlarından birine ev sahipliği yapan Germersheim’a giden kapıyı açabilmek için öğrencilerin ayrıca çeviri konusundaki ilgi ve bilgilerini mülakatta göstermeleri gerekiyor,

Evdeki dil çeviriye uyar mı?

Bahadır, sundukları programın öğrencilerini birer dil, kültür ve çeviri uzmanları olarak yetiştirmeyi amaçladığını vurguluyor ve şunları söylüyor: “Dünya çapında bir üne sahip olan Germersheim’da 1950’li yıllardan bu yana birçok dilde profesyonel çevirmen yetişiyor. 1991 yılına kadar Türkiye’den gelen öğrenciler de alınıyormuş. Sonra bu birim kapanmış. 1995 yılından beri Dilek Dizdar’la birlikte Almanya’da serbest sözlü ve yazılı çevirmen olarak çalışıyoruz, piyasadaki profesyonel çeviri ihtiyacını gördük, kendimiz yaşadık. Ama sadece Almanya’da değil Türkiye’de de ekonomi, politika, tıp hizmetleri, eğitim, sanat, kültür, edebiyat gibi çok değişik alanlarda Türkçe ve Almancayla çalışan çeviri ve kültür uzmanlarına çok ihtiyaç var.”

“Aslında çok geç kalındı” diyen Bahadır, Almanya’nın Türkçenin potansiyelini geç anladığını belirtiyor. Almanya’daki üçüncü ve dördüncü kuşak Türk kökenli gençlerin anadillerini geliştiremediğini anlatan deneyimli çevirmene göre Türkçe-Almanca arasında yapılan çevirilerde başlıca sorunlardan biri, Almanya’da Türkçe anadil eğitiminin geliştirilememesi. Bahadır, “Almanya’nın eğitim kurumları, ekonomi kadar hızlı davranamadı Türkçe konusunda. İkidilliliğin bir potansiyel olabilmesi ve farklı uzmanlık alanlarında işlemesi için eğitimden geçirilmesi gerekir. Evdeki dille kimse uzman hale gelemez. Yaşayan Türkçeye Almanya’da önem verilmedi. Daha çok Türkçe öğretmenine ihtiyaç var, orta öğretimdeki Türkçe dersleri ise yaygınlaştırılmalı, belli standartlara uygun hale getirilmeli” diyor.

Ausbildung Jugendliche Migrationshintergrund Migranten Integration

Doktorlara da Türkçe hizmeti veriliyor

Alman öğrenciler de var

Bahadır ve Dizdar sayesinde Türkçe-Almanca yüksek lisans düzeyinde Germersheim’daki 13'üncü dil çifti olmuş. Şu anda programa devam edenler arasında Türk kökenli Alman vatandaşı öğrenciler, Almancayı Türkiye’de öğrenen Türk öğrenciler, Almanya’da doğup sonradan Türkiye’ye taşınıp daha sonra yeniden Almanya’ya dönen Türk öğrenciler ve Türkçeyi sonradan öğrenen iki Alman öğrenci var. Hiç birinin işi kolay değil. Üzerlerine düşen sorumluluk büyük. Bazıları Almancalarını mükemmel düzeye çıkarmak için bazıları da Türkçelerini en iyi şekle getirmek için uğraşıyor, aynı zamanda çeviri üzerine kafa yoruyor. Meslekleri icabı içinde yaşadıkları toplumun iletişim ihtiyaçlarını gidermek için çalışıyorlar. Bir çoğu yüksek lisans programına devam ederken çevirmenlikle ilgili işlerde de görev alıyor.

Dr. Bahadır, bazı başvuruları geri çevirmek zorunda kaldıklarını çünkü Almanya’dan başvuranların Türkçelerinin yetersiz olduğunu ve Türkiye’den başvuranların Almancalarının eksik kaldığını söylüyor.

'Türkçe sadece hapiste gerekir dediler'

Programın Alman öğrencilerinden Sibylla Wolfgarten, “Türkçenin önemi Almanya’da yeni yeni fark ediliyor. Wolfgarten, "2006’da Mersin’e [okumaya] gittiğimde benimle dalga geçtiler. Köln’deki hocalarım da, Türkçe sadece hapishane ve karakolda gerekir dediler” diyor. Genç öğrenci, yüksek lisansın yanında Köln’de Türkçe-Almanca toplum çevirmenliği yapıyor, yani Türk göçmenlerle Alman yetkililer arasında iletişim kuruyor. Wolfgarten, Türkçe öğrenmek için aylarca Mersin ve İstanbul’da kalmış. “Çoğunluk 'Almanya’daki Türkçe-Almanca çeviri' piyasasının farkında değil” diyor ve ekliyor: Ancak Almanya’da son yıllarda Türkçeyi yabancı dil olarak öğrenenler çoğalıyor.

Yüksek lisans öğrencilerinden Birsen Serinkoz, insanların Almanya’da milyonlarca Türk kökenlinin yaşamasından dolayı Türkçe-Almanca çeviri konusunda bir eksik olamayacağını düşünmelerinden yakınıyor. “İnsanlar böyle bir açık olduğunun farkında değil” diyen Serinkoz, işverenlerin de bazen bilinçsiz olduğunu ve çevirmenlik mesleğini hafife aldıklarını söylüyor. Almanya’da doğup Türkiye’ye geri dönen ve daha sonra yüksek lisans programıyla yeniden doğduğu ülkeye gelen Serinkoz, çeviri derslerinde “gerçek” projeler üzerinde çalıştıklarını ve Almanya’daki Almanca-Türkçe çeviri ihtiyacından dolayı birçok kurum ve kuruluşun işbirliği yapmak için yoğun ilgi gösterdiğini belirtiyor. “Almanlar Türkçenin gerekliliğini çok geç fark etti. İhtiyaçlar birikti. Onlar daha yeni karşılanıyor. Bize de iş düşüyor” diyor.

Alman doktorlara Türkçe hizmeti

Çevirmen adayları bu dönem tıp çevirisi dersinde göçün 50'nci yılı nedeniyle geliştirilmiş bir proje üzerinde çalışıyorlar: Çoğunluğu Türk asıllı olan hastalarının iletişim sorunlarına çözüm bulmak için Mannheim’da aile hekimliği yapan Türk asıllı bir doktorun girişimi üzerine Bahadır, öğrencileriyle birlikte değişik uzmanlık alanlarından doktorların bilgilendirici malzemelerini ve formlarını Türkçeye çeviriyor. Tıp doktoru Batuhan Parmakerli ve çeviribilimci Bahadır, programda okuyan öğrencilerle birlikte bu projeyle göçün 50'inci yılında adeta bir armağan olarak Alman uzman doktorlarına profesyonel bir iletişim hizmeti sunmuş oluyor.

Programla ilgili ayrıntılı bilgi için: www.fb06.uni-mainz.de

© Deutsche Welle Türkçe

Haber: Esra Maden

Editör: Beklan Kulaksızoğlu

Önerdiğimiz linkler