1. Inhalt
  2. Navigation
  3. Weitere Inhalte
  4. Metanavigation
  5. Suche
  6. Choose from 30 Languages

YAŞAM

Tüketim toplumunda yoksul olmak zor

Almanya zengin ve gelişmiş Batılı ülkelerin başında geliyor. Ancak ülkede yoksul çocukların sayısının artışı çelişki oluşturuyor. Satın alma gücüne bağlı toplum itibarı, gençler üzerindeki baskıyı daha da artırıyor.

default

Ekonomik İşbirliği ve Kalkınma Örgütü OECD tarafından yayımlanan bir rapora göre, Almanya’daki çocukların yüzde 16,3’ü yoksulluk içinde yaşıyor. Rapor, özellikle yalnız yaşayan anneler ve babalar tarafından büyütülen çocukların daha büyük ekonomik sıkıntılarla yüz yüze olduğunu ortaya koyuyor. Almanya’da çocuklar açlık ve evsizlik gibi sorunlarla karşı karşıya kalmasalar da, tüketim toplumunun ‘en yeni ürünü’ satın alma tutkusu, göreceli olarak yoksul çocukları ve gençleri zor durumda bırakıyor.

"Çocukların yanında yemek olmuyor"

Gerhard Müllner “Pänz Im Veedel” adlı kiliseye bağlı sosyal çalışanların ve eğitimcilerin görev yaptığı, muhtaç çocuklara yardım derneğinin başkanı. Müllner, aynı zamanda yaklaşık 13 yıldır Köln’deki bir çocuk yuvasının da yöneticiliğini yapıyor. Çocuklarla birebir ilgilenen Müllner, karşılaştığı sorunları şöyle anlatıyor: “Sık sık çocukların yanlarında öğle yemeği getirmediğine, yemek yerine ceplerinde 1 Euro ya da 50 Cent ile buraya gönderildiklerine şahit oluyoruz. Bu parayla köşedeki markete gidip cips, şekerleme gibi yiyecekler alıyorlar. Yetersiz beslenmeseler de beslenmeleri eksik kalıyor.”

Bedava yemek

Dernek, yoksul çocukların aylık yemek ücreti olan 30 Euro’nun yalnızca yarısını ödeyerek, bunu da ödeyemeyecek durumda olan çocukların ücretsiz yemek yiyebilmesine olanak sağlıyor. Bu olanaktan iki çocuğu olan Ayşe Baştürk de faydalanıyor. Baştürk’ün 8 yaşındaki oğlu Deniz ve 13 yaşındaki kızı Yasemin her gün derneğe gelerek, düzenli olarak yemek yiyor. Uzun zamandır işsiz olan Baştürk, 600 Euro işsizlik parası ve garson olarak çalışan eşinin 500 Euro'luk aylık geliri ile geçinmek zorunda. Buna ek olarak devletten çocuk parası almalarına rağmen, aile ay sonunu zar zor getiriyor. Baştürk içinde bulundukları durumu şöyle anlatıyor: “Oğlum sinemaya gitmeyi o kadar istiyor ki… Elimden gelmiyor, onu götüremiyorum. Çocuklarıma 3 Euro 50 Cent'lik hamburger menüsü bile alamıyorum. Bir sürü borcumuz var, onları ödemek zorundayız.”

Ailenin bu kadar zor duruma düşmesine, bir markette kasiyer olarak çalışan Ayşe Baştürk’ün yılbaşından hemen önce işini kaybetmesi yol açmış. Şu anda çocukları okula göndermek bile aileye yük oluyor. Baştürk, “kızımın kitapları için 40 Euro ödemem gerekiyor, ayrıca defter, kalem, resim dersi için araç gereç gibi malzemeleri de almam gerekiyor. Kızım için 80 Euro'yu bir çırpıda harcayıverdim. Oğlumun da kitapları alınacaktı ve 100 Euro harcadım" sözleriyle yaşadıkları sıkıntıyı anlatıyor.

"Tüketim toplumu baskı yaratıyor"

Çocuklar arasındaki yoksulluk Almanya’da yalnızca göçmen ailelere özgü bir sorun değil. İstatistikî verilere göre, Almanya'da 2 milyon 100 bin çocuk sosyal yardımla geçinen ailelerde büyüyor. Devletin asgari düzeyde sunduğu sosyal yardım yetişkinler için ayda 350 Euro ile sınırlı. Yaşları 15’in altında olan çocukların ihtiyaçları da bu parayla karşılanmak zorunda. Son verilere göre Almanya’da 15 yaşın altındaki her beş çocuktan biri sosyal yardımla geçiniyor.

Almanya’nın bazı bölgelerinde durum daha da vahim. Örneğin, Polonya sınırına yakın, eski Doğu Almanya kentlerinden Görlitz'de yoksul çocukların oranı yüzde 40’ları buluyor. Konuyla ilgili araştırmalar yapan Prof. Christoph Butterwegge, tüketim toplumunun gençler üzerinde büyük baskı yarattığına dikkat çekiyor. Butterwegge, “çocuklar ve gençler için sürekli en yeni cep telefonuna, en yeni eğlence araçlarına sahip olma baskısının bulunduğu tüketim toplumunda göreceli olarak yoksul olmak, çocukları ve gençleri sıkıntıya sokan bir durum. Zira toplumdaki itibarları, her şeyleri olup olmadığına, satın alma güçlerine bağlı.”



Daniel Scheschkewitz / Çeviri: Başak Özay

Editör: Ahmet Günaltay