1. Inhalt
  2. Navigation
  3. Weitere Inhalte
  4. Metanavigation
  5. Suche
  6. Choose from 30 Languages

DÜNYA

Suriye'ye yaptırım tartışması

Alman Meclisi Dışilişkiler Komisyonu Başkanı Ruprecht Polenz, Almanya hükümetinin, Suriye'ye yaptığı 162 milyon euroluk kalkınma yardımlarını keserken, neden 5 milyonluk yardıma dokunmadığına açıklık getiriyor.

default

Batılı ülkeler ekonomik yaptırımlarla Esad rejimi üzerinde baskıyı artırmaya çalışıyor. Ancak Suriye’de güvenlik güçlerinin muhaliflere yönelik operasyonları, son altı aydır hız kesmeden devam ediyor. Suriye’nin ürettiği petrolün yaklaşık yüzde 90’nı ihraç eden Avrupa ülkeleri geçen hafta Esad yönetimine karşı petrol ambargasu uygulama kararı aldı. Almanya ayrıca daha önce Suriye’ye vermeyi öngördüğü 162 milyon euroluk kalkınma yardımını da kesti. Ancak tüm ambargo ve yaptırımlara karşın, Alman hükümeti Suriye’deki çeşitli projelere akan 5 milyon euroluk kalkınma yardımına ise dokunmadı. Peki neden? Alman Meclisi Dışilişkiler Komisyonu Başkanı Ruprecht Polenz’in Deutschland Radio’nun sorularını yanıtladı:

Sayın Polenz, Alman hükümetinin, Suriye yönetimine  5 milyon euroluk kalkınma yardımını kesmemesi, alınan tüm yaptırım kararları ile çelişmiyor mu sizce?

Polenz: Hayır çelişmiyor. Çünkü yaptırım kararları alınırken, bu kararların halkı değil Suriye hükümetini etkilemesi hedeflendi. O nedenle içme suyu tedariki gibi halkı etkileyen kalkınma projeleri için öngörülen parayı kesmekle, yanlış bir mesaj verilmiş olunurdu. O zaman Esad rejimi çıkıp şunları iddia edebilirdi: ’Bakın kimlerle karşı karşıya olduğumuzu görün, onlar sizin içme suyunuzu kesmek istiyor ve acil ihtiyaç duyulan içme suyu tedariki projesini yarıda bırakıyor.’ O zaman halkla iletişim kurmak zorlaşırdı. Alman hükümetinin kararını bu nedenden ötürü doğru buluyorum.

Ruprecht Polenz

Ruprecht Polenz


Petrol ambargosu da dahil AB tarafından alınan diğer yaptırım kararlarının Suriye yönetimini pek etkilediği söylenemez. Güvenlik güçleri göstericilere ateş açmaya ve ülkede insanlar ölmeye devam ediyor. Bu durum sizce daha aylarca böyle mi devam edecek?

Polenz: Petrol ambargosu konusundaki sorunlardan biri, ancak Kasım ayı ortasından itibaren gerçek anlamda uygulanacak olması. Karar açıklandı, gerekli hazırlıklar yapılıyor ama AB, 15 Kasım’a kadar eski anlaşmaların devam etmesi yönünde karar aldı. Bu gerekli miydi, şüpheliyim. AB’nin kasım ayını beklemeden petrol ambargosunu hemen ve doğrudan uygulamaya geçirmesini isterdim… // Bu kararın alınmasında tabii İtalyan firmaların baskısı da rol oynadı.

Ama sadece bir ülkenin ısrarı AB’nin tüm yaptırım politikasında nasıl bu kadar etkili olabiliyor?

Polenz: Çünkü AB’nin aldığı tüm ambargo ve yaptırım kararlarında bu işler böyle yürüyor. Zira bu kararlardan her ülke farklı biçimde etkileniyor. Bazı AB üyesi ülkelerin ambargo uygulanması öngörülen ülke ile hiçbir ilişkisi bulunmuyor, onlar hemen ‘’evet’’ diyebiliyor. Ama bazı ülkeler  kendi ekonomik çıkarlarını göz önünde bulunduruyor ve hukukî uygulamalar karşısında diğer ülkelere göre başka şartlar talep edebiliyor.  Bu alışılmadık bir durum değil. Yine de bu bir gözdağı, bir ihtar ve eğer Esad rejimi tutumunu değiştirmezse, uygulanacağı gün de gelecek, bu Kasım ayında olsa bile.

Ama petrol ambargosu uygulanmaya başlansa bile Suriye yönetiminin petrol satacak Çin gibi alternatif alıcılar bulması zor olmasa gerek. O zaman bu yaptırım kararlarının bir anlamı olur mu sizce?

Polenz: Bu da bir başka önemli nokta. Yani yaptırım kararları güçlü, ama aynı zamanda etkili olmalı. Bir başka unsurun devreye girmesi durumunda kararların etkisi tehlikeye girebilir. Ben yine de Çin yönetiminin, böyle bir durumda konuyu birkaç kez gözden geçireceğini ve tüm dünya Suriye yönetimi üzerinde baskı oluşturmaya çalışırken, bu baskıyı azaltacak bir adım atmakta acele etmeyeceğini düşünüyorum.

Peki ekonomik yaptırımlar dışında başka hangi yollar denenebilir? Uluslararası topluluk, Libya’ya yönelik askerî operasyona benzer bir seçeneği gündeme getirebilir mi?

Polenz: BM Güvenlik Konseyi’nde bu tür önlemler için, askerî operasyon yetkisi verecek bir karar için şu an çoğunluğa ulaşılabileceğini düşünmüyorum. Bu, gelecekte değişir mi, göreceğiz. Ama Güvenlik Konseyi’nin Esad rejiminin uyguladığı şiddete karşı siyasî anlamda son derece güçlü bir karar çıkarması bile bir kazanım olur. Böyle bir karar Esad’ı içeride de daha güçlü bir şekilde izole eder ve her şeyden önce Suriyeli muhaliflerin elini güçlendirir.

© Deutsche Welle Türkçe

Söyleşi: Ute Welty / Çeviren: Başak Demir


Editör: Beklan Kulaksızoğlu

 

Önerdiğimiz linkler

Konuyla ilgili ses ve video dosyalarımız

DW TÜRKÇE'Yİ TAKİP EDİN