1. Inhalt
  2. Navigation
  3. Weitere Inhalte
  4. Metanavigation
  5. Suche
  6. Choose from 30 Languages

DÜNYA

Suriye - AB yakınlaşması

AB ile Suriye arasındaki ortaklık anlaşması uzun yıllar süren müzakerelerin ardından Brüksel’de imzalandı. Böylece Şam yönetimine, gerekli reform adımlarını atması koşuluyla Avrupa pazarlarına açılma şansının tanındı. Bernd Riegert’in haberi..

AB, Şam yönetiminden AB’nin sağlayacağı desteğe karşılık siyasi reform girişimlerini artırmasını bekliyor...

AB, Şam yönetiminden AB’nin sağlayacağı desteğe karşılık siyasi reform girişimlerini artırmasını bekliyor...

Suriye’nin gerekli demokratik ve ekonomik reform adımlarını atması koşuluyla AB pazarlarına açılmasını mümkün kılan anlaşmanın metni aslında geçen yılın Aralık ayında kaleme alınmıştı. Ancak Almanya, İngiltere ve Danimarka’nın, Şam yönetiminden kitle imha silahlarının yayılmaması konusunda da güvence istemesi imza işinin bugüne dek sarkmasına neden oldu.

AB’nin Dış İlişkilerinden Sorumlu Komiseri Chris Patten, uzun süren müzakerelerin ardından Suriye Devlet Başkanı Beşar Esad’ın ikna olduğunu ve üzerinde mutabakat sağlanan son haliyle anlaşma metninin her iki tarafı da tatmin ettiğini belirtti. Patten, ”Pazarlıklar bizi oldukça zorladı. Pürüzler, daha çok üzerinde tartıştığımız konuların her iki taraf için de karmaşık ve zor nitelik taşımasından kaynaklandı” diye konuştu.

Chris Patten ile Suriye Dışişleri Bakanı Faruk El Şara’nın imzalarını taşıyan sözleşme metninin şimdi 25 AB üyesi ülkenin dışişleri bakanı tarafından Kasım ayı sonunda onaylanması gerekiyor. Bunun ardından AB’nin, Akdeniz’in çevresinde yer alan 12 ortağının sonuncusu olarak Suriye de uygulanan ticaret ayrıcalıklarından yararlanabilecek. AB, Barcelona süreci olarak anılan Akdeniz bölgesindeki bu ortaklık girişimi sayesinde 1995’de bu sürece katılan Suriye’deki reform girişimlerinin desteklenmesini de hedefliyor.

ABD’nin Suriye politikası

Avrupa’nın bu olumlu yaklaşımından pek etkilenmeyen, hatta buna kuşkuyla bakan ABD ise Suriye’ye uyguladığı yaptırımları daha da artırma niyetinde. George Bush’un geçen Mayıs ayında, İsrail’e saldıran teröristleri desteklediği iddiasıyla, Suriye’ye gıda maddesi ve sağlık malzemesi dışında satış yapılmasını yasaklamıştı. Bu arada Şam yönetiminin, 1976’da iç savaştan beri Lübnan’da konuşlandırdığı 14 bin askerini geri çekmemekteki ısrarı da yeni değil.

Bu nedenle ABD ve Fransa’nın ortak teklifiyle BM Güvenlik Konseyi’nin dün saptadığı bir kararda, Suriye bir kez daha Lübnan’daki askerlerini geri çekmeye zorlanıyor. Buna karşılık AB ticaret, eğitim ve su üretimiyle ilgili projelerin finansmanı için Suriye’ye önümüzdeki iki yıl içinde 80 milyon Euro yardımda bulunmayı planlıyor.

Genelde devlet eliyle yürüyen Suriye ekonomisinin ise ekonomik ivme sağlamak ve halkının yaşam standardını yükseltmek için AB ülkelerine sattığı petrol dışında bir gelir kaynağı yok. Chris Patten, AB’nin sağlayacağı bu desteğe karşılık Şam yönetiminin de siyasi reform girişimlerini artırmasını beklediğini söyledi.

ABD, Şam yönetiminden kuşkulanıyor

ABD’nin Suriye’ye karşı izlediği politika, Şam yönetiminin radikal Müslüman gruplara ve Saddam yandaşlarına yataklık ettiği kuşkusundan kaynaklanıyor. BM Genel Sekreteri Kofi Annan da Suriye ile ilgili son raporunda, Şam yönetiminin, İsrail’de düzenlediği saldırılarla gündemde olan Lübnan’da örgütlü Hizbullah örgütünü yok etmeyerek önemli bir fırsat kaçırdığını belirtiyor.

  • Tarih 20.10.2004
  • Hazırlayan Bernd Riegert / DW
  • Yazdır Bu sayfayı yazdır
  • Kısa link http://p.dw.com/p/Ab5y
  • Tarih 20.10.2004
  • Hazırlayan Bernd Riegert / DW
  • Yazdır Bu sayfayı yazdır
  • Kısa link http://p.dw.com/p/Ab5y

DW TÜRKÇE'Yİ TAKİP EDİN