1. Inhalt
  2. Navigation
  3. Weitere Inhalte
  4. Metanavigation
  5. Suche
  6. Choose from 30 Languages

SPOR

Spor yoluyla uyum

Yabancıların topluma uyumuyla ilgili tartışmaların eksik olmadığı Almanya'da olumlu örnekler görmezden geliniyor. KRV eyaletinde başlatılan "Spor yoluyla uyum" projesi, bu başarılı örneklerin başında geliyor.

Göçmen kökenlilerin topluma uyumunda sporun önemi giderek artıyor © Michael Bause / Almanya İslam Konferansı

Göçmen kökenlilerin topluma uyumunda sporun önemi giderek artıyor © Michael Bause / Almanya İslam Konferansı

Sağlam kafa sağlam vücutta bulunur demişler. Vücudun sağlam kalabilmesi için de düzenli bir hayat, sağlıklı beslenme gibi faktörlerin yanı sıra spor yapmak da çok önemli. Almanlar spora oldukça düşkün bir millet olarak bilinir. Bu soğuk havalarda bile sabah koşusuna çıkmış insanlara sıkça rastlamak mümkün. Hatta pek çok Alman, sporu sadece amatörce yapmakla kalmayıp, bir spor kulübüne üye olarak, aktif şekilde spor yapmayı tercih ediyor. Örneğin Alman Futbol Federasyonu bünyesindeki amatör ve profesyonel futbolcuların sayısı 7 milyona yakın. Atletizmden yüzmeye, atılıcıktan dağcılığa kadar hemen hemen tüm spor dallarında onbinlerce kulüp faaliyet gösteriyor. Ancak göçmen kökenlilerin bu kulüplere ilgi gösterdiği pek söylenemez. Oysa spor, yabancıların topluma uyum sağlamasında son derece etkin bir rol üstlenebiliyor.

Sporun dili ortaktır!

"Sporun kuralları herkes için geçerlidir. Dolayısıyla kişilerin etnik kökeninden de bağımsızdır. Sporun dili ortaktır. Yani bir ülkenin dilini iyi konuşamamanız, spor yapmanıza engel teşkil etmez." Bu sözler, Kuzey Ren Vestfalya Spor Federasyonları Birliği Uyum Sorumlusu Hans-Peter Schmitz'e ait. Schmitz'in çok önemli bir hedefi var: Eyalette yaşayan göçmen kökenli kadınları spor kulüplerine çekebilmek. Zira aktif olarak spor yapan göçmenler arasında kadınların oranı, erkeklerin ancak üçte biri kadar. Bir diğer ifadeyle: Göçmenlerin sadece yüzde 9'u sporla uğraşırken, kadınlarda bu oran yüzde 3'ü geçmiyor. Hans-Peter Schmitz bu durumu değiştirmek istiyor. Göçmen kadınların kendilerini spor kulüplerinde rahat hissetmeleri için antrenörlerin de hem kadın hem göçmen kökenli olmasına dikkat ediliyor.

Şivan Salayi Essen'de halk oyunları eğitmenliği yapıyor

Şivan Salayi Essen'de halk oyunları eğitmenliği yapıyor

Bu antrenörlerden biri de Şivan Salayi. Irak kökenli olan Şivan, Saddam Hüseyin rejimi döneminde baskılardan kurtulmak için ailesiyle birlikte Almanya'ya gelmiş: "Bunun beraberinde getirdiği zorluklar yetmiyormuş gibi bir de 11-12 yaşlarında Almanya'ya uyum sağlamaya çalıştım. Bu süreç de benim için çok ama çok zorluydu" diyor Şivan Salayi.

Çevresinden ve özellikle yakın arkadaşlarından gördüğü destekle bu sıkıntıları aşmayı başarmış. Bugün 21 yaşında olan Şivan, genç bir kız olarak yaşadığı zorlukları şöyle anlatıyor: "Kızlara zaten erkek çocuklar kadar özgürlük tanınmıyor. Bence bunun etkileri yetişkin bir insan olduğunuzda da devam ediyor. Bu kısıtlamaları bir süre sonra kanıksıyorsunuz ve pek çok konuda yeterli cesareti gösteremiyor, çekingen davranıyorsunuz."

Farklı olanı anlayabilmek...

Bayanlara özel spor salonları Almanya'da giderek yaygınlaşıyor

Bayanlara özel spor salonları Almanya'da giderek yaygınlaşıyor

Şivan, Essen'deki çok kültürlü spor projesi kapsamında kurulan halk oyunları grubunda eğitmenlik yapıyor. Farklı kültürlere mensup göçmenlerin, farklı yörelerden halk danslarını sergilemek için ortaya koydukları azim, Şivan için en büyük ödül. Birbirlerini hiç tanımayan insanlar, bu tür aktiviteler sayesinde iletişim içine giriyor. İletişimdeki ortak dilse Almanca. Kimi çatpat konuşabiliyor, kimi biraz daha akıcı. Ama yine de birbirlerini anlamakta fazla güçlük çekmiyorlar. En önemlisi, sürekli pratik yaptıkları için Almancalarını günden güne geliştiriyorlar.

Çok kültürlü spor faaliyetlerinin Almanlar açısından avantajı ise bugüne kadar kendilerine "yabancı" olan farklı kültürleri de daha yakıdan tanıma fırsatına kavuşmaları. Kuzey Ren Vestfalya Spor Federasyonları Birliği Uyum Sorumlusu Hans-Peter Schmitz bunu güzel bir örnekle açıklıyor: "Farklı kültürlere mensup insanların alışganlıkları da farklı oluyor. Kimi bira içiyor, kimi ise limonata ya da çay. Herkesi olduğu gibi kabul etmek zorundayız."

© Deutsche Welle Türkçe


Laura Döing / Murat Çelikkafa

Editör: Ahmet Günaltay

Önerdiğimiz linkler