1. Inhalt
  2. Navigation
  3. Weitere Inhalte
  4. Metanavigation
  5. Suche
  6. Choose from 30 Languages

ALMANYA

Spiegel skandalı dönüm noktası oldu

Almanya'nın köklü haftalı haber dergisi "Der Spiegel" Almanya’da basın özgürlüğü ile birlikte anılıyor, zira dergi "Spiegel skandalı’ adı verilen ve basın özgürlüğünü yakından ilgilendiren bir olayla tarihe geçti.

Spiegel dergisi üzerindeki baskı üniversite öğrencilerinin de protestosuna neden olmuştu

Spiegel dergisi üzerindeki baskı üniversite öğrencilerinin de protestosuna neden olmuştu

Dönemin Başbakanı Konrad Adenauer, Almanya Federal Meclisi'ndeki konuşması sırasında “ülkede vatana ihanet gibi aşağılık bir tutum mevcut” diyordu. Der Spiegel, 26 Ekim 1962’de bir gece yarısı operasyonuyla polis baskınına uğradı, gerekçe ise dergide hükümetin savunma politikasını sorgulayan haberde devlete ait gizli bilgilerin ifşa edilmesiydi. Polis baskınında "vatana ihanet" suçlaması yöneltilen derginin Genel Yayın Yönetmeni Rudolf Augstein, yazı işleri müdürleri ve haberi yapan gazeteci Conrad Ahlers tutuklandı. Polis, yazı işlerini basarak arama yaptı ve Spiegel’in yayına hazırlandığı bina uzun bir süre polis kontrolü altında tuttu. Dönemin başbakanı Adenauer da derginin kurucu Augstein'a ağır ithamlarda bulunmaya devam ediyordu: “Bakınız, Augstein adlı kişide iki karmaşık durum birden var. Bir taraftan da ‘vatana ihanet'ten kazanç sağlıyor ve bence bu çok kötü niyetli bir yaklaşım.”

"Sınırlı savunma"

"Spiegel Skandalı" adıyla tarihe geçen bu olay, Almanya’da İkinci Dünya Savaşı’ndan sonra yaşanan en büyük skandallar arasında gösteriliyor. Totaliter bir devlet yapısının olduğu nasyonal sosyalizm döneminden sonra Almanya'da ilk kez bir yayın organı, devlet güvenlik birimleri tarafından eleştirel gazetecileri susturmak amacıyla basılmıştı. Spiegel Skandalı'nın patlak vermesine neden olan, 10 Ekim 1962 tarihinde NATO Tatbikatı “Fallex 62”ye ilişkin "Sınırlı Savunma" başlığı ile yayınlanan haberdi.

Haberde Adenauer hükümetinin savunma stratejisini eleştiren gazeteci Conrad Ahlers, hükümetin savunma politikasında büyük açıklar olduğuna dikkat çekiyordu. Bunun sorumlusu olarak gösterilen isim ise dönemin Savunma Bakanı Franz Strauss'dı. Alman NATO birliklerinin gücü, askerlerin teçhizatı ve olası bir savaş durumunda hareket kabiliyetinin eleştirildiği analiz - haberde, askeri bilimsel araştırmalara dayandırılıyordu. Haberde gizli bir belge de ifşa ediliyordu. Ancak Ahlers'in yazısını büyük oranda askeri bilimsel araştırmalara dayanarak kaleme alması, Savunma Bakanlığı’nın talimatıyla soruşturmayı başlatan savcı Siegfried Bauback’ı hiç ırgalamadı. Savcı, iddianamesinde “vatana ihanet arz eden eylem ve rüşvet alma” suçlarına yer verdi.

Federal Meclis'in konuyla ilgili özel oturumunda Savunma Bakanı Strauss ise polis baskınındaki rolünün sanıldığı kadar büyük olmadığını iddia ediyor ve “16 Ekim ila 26 Ekim arasında hiçbir görüşmeye katılmadım, ancak tabii ki yetkili kişilerden böyle bir operasyonun yürütüldüğüne dair bilgiler aldım. Daha fazlasını bilmiyordum. Nasıl gerçekleştiğini bilmiyordum, ne zaman olduğunu bilmiyordum, kiminle ilgili olduğunu bilmiyordu” diyordu.

Yasadışı süreç

Ancak olay Almanya'da basın özgürlüğüne bir saldırı olarak yorumlanmaya başlanmıştı. Alman kamuoyunun desteği de gazete çalışanlarının arkasındaydı. Strauss'un operasyonla doğrudan ilgisi olmadığı yönündeki açıklamalarının ardından gerçek skandal patlak verdi. Gazeteci Conrad Ahlers'in dönemin Savunma Bakanı Strauss'un müdahalesiyle, üstelik yasalar hiçe sayılarak tutuklandığı açığa çıktı. Dönemin Federal İçişleri Bakanı Hermann Höchler de sözleriyle “açıkça görülüyor ki burada da böyle bir süreç izlendi. Bu, nasıl demeli, bu meşruiyetin biraz dışında kalıyor…” federal mecliste sürecin yasalara aykırı olduğunu itiraf ediyordu.

Sonuç: İstifa

Spiegel Skandalı, daha konu meclisin gündemine gelmeden önce Adenaur hükümeti için de bir skandala dönüşmüştü.

Operasyonun arkasındaki kişi olduğu ortaya çıkan dönemin Savunma Bakanı Franz - Josef Strauss, istifa etmek zorunda kalmıştı. Çok geçmeden Adenauer kabinesinin tamamı aynı sonla karşılaştı. Yayıncılar, gazeteciler, meslek örgütleri ise Spiegel’e sahip çıkmış, hükümetin üzerinde büyük bir baskı oluşturulmuştu. Almanya’nın her yerinde hukuk devleti ilkesine bağlı kalınması ve basın özgürlüğü için protestolar düzenlendi. Der Spiegel'in eski genel yayın yönetmenlerinden Stefan Aust “o dönemde demokrasi tehdit altındaydı” diyor. Aust, “Spiegel Skandalı'nın açığa çıktığı dönemde demokrasi gerçekten de tehdit altındaydı. Bu olay, devlet otoritesinin hukuki araçlar kullanarak yetkilerinin dışına çıkmasıydı. Augstein 103 gün hapiste kaldı. Spiegel Skandalı, antidemokratik uygulamaların, basın özgürlüğüne karşı uygulamaların çok ciddiye alınması gerektiğini göstermesi bakımından önemli bir semboldü" şeklinde konuşuyor.

Dergi çalışanları hakkındaki iddialar da mahkemede kanıtlanamadı. Federal Mahkeme, 1965 yılında Augstein ve Ahlers hakkında gizli bir belgeyi ifşa ettikleri suçlamasını geri çevirdi ve hatta kararda Savunma Bakanı Strauss’un görevini kötüye kullandığının altı çizildi. Ancak Spiegel'in şikayetini anayasal düzeye taşıma girişimi ise başarısızlığa uğradı.




Michael Marek / Çeviri: Başak Özay






Editör: Hülya Köylü

DW TÜRKÇE'Yİ TAKİP EDİN