1. Inhalt
  2. Navigation
  3. Weitere Inhalte
  4. Metanavigation
  5. Suche
  6. Choose from 30 Languages

DÜNYA

Spekülasyonlar ve deliller

Madrid’deki saldırıların arkasında kim ya da kimlerin olabileceği konusunda spekülasyonlar sürüyor. İspanya hükümeti bombaların trenlere ayrılıkçı ETA örgütü tarafından yerleştirilmiş olduğundan yola çıkıyor. Hükümet, El Kaide’nin gönderdiği ve saldırının sorumluluğunu üstlendiği ileri sürülen mektubun da inandırıcı olmadığını savunuyor. DW’nin Peter Philipp Madrid’deki saldırının sorumluluğu ile ilgili spekülasyonları değerlendirdi...

"Madrid saldırıları ve benzeri terör olaylarının sorumluluğunu elde hiçbir delil olmaksızın birilerinin üzerine atmak hem boşuna bir uğraş hem de ağır bir ihmalkarlıktır. Olayın arkasındaki gerçek katillerin böyle suçlamalar neticesiyle gözden kaçması muhtemel hale gelmektedir. Ama tabii ki böylesine korkunç bir katliamın suçlularını aramak ve bu kanlı cinayetleri kim veya kimlerin işlemiş olabileceği hakkında fikir yürütmek son derece insani bir davranış biçimidir.

İspanyol güvenlik güçleri şimdi en küçük ipuçlarını bile ortaya çıkarmaya çalışıyorlar. Doğru olan da bu. Ayrılıkçı ETA örgütü şimdiye kadar saldırı düzenlediğinde önceden uyarı yapıyor, genelde sivillere saldırmıyor ve saldırıların sorumluluğunu derhal üstleniyordu. Bu, "biz yıkılmadık, varız" demek isteyen ETA için çok önemli. Ama bu kez ETA’den ses seda yok.

Ancak diğer taraftan birçok önemli ipucu akıllara ETA ismini getiriyor. Gerçi şimdiye kadar olduğu gibi hükümete bağlılıkları ile bilinen devlet memurlarına yönelik bir saldırı sözkonusu değil, ama olay yerinde bulunan patlayıcılar ETA’nın kullandığı cinsten. Ayrıca son iki ayda ETA’nın düzenlemeye çalıştığı iki ayrı saldırı da son anda engellenmişti. Olaya bu şekilde bakıldığında sorumluların bulunması pek zor olmayacak.

Ama ortada olay yerinde bulunan ve içinde patlayıcılara ait fünyelerle Kuran-ı Kerim bulunan bir minibüs bulundu. Ayrıca Londra’daki bir gazeteye gönderilen ve olayın sorumluluğunu üstlenen bir mektup var ortada. Usame bin Ladin’in tarzına uygun bir dilde kaleme alınmış bu mektupta olay "Haçlılara" yönelik bir zafer olarak tanımlanıyor ve saldırıların süreceği vurgulanıyor. Bu saydıklarımız, saldırıların sorumluluğunu ETA’ya değil de El Kaide gibi radikal dinci örgütlere yükleyen teorileri besliyor.

Ancak bu noktada da dikkatli davranmak gerekiyor. Olayın hemen ardından ETA’nın yakın çevresinden, yasaklı Batasuna partisinden yalanlama geldi ve saldırının "Arap direnişçiler" tarafından gerçekleştirilmiş olduğu ileri sürüldü. Belki olay yerine bırakılan ve Kuran-ı Kerim ile fünyeleri barındıran kamyonet de bu stratejinin bir parçası olabilir. Dört ayrı trene 10-12 bomba yerleştirmeyi beceren bir grup herhalde yanıltıcı deliller hazırlamayı da akıl edebilecek düzeydedir.

Amerika Birleşik Devletleri’ne yönelik 11 Eylül terör saldırılarının ardından bugün nerede bir saldırı gerçekleşse, olayın arkasında Usame bin Ladin ve El Kaide aranıyor. Bu yönde yapılan suçlamaların çoğu zaman haklılık payı olduğunu da kabul etmek gerekir, birçok durumda da kolaycılıktan kaynaklandığını da. Tabii, ortada yeterince sebep var. İspanya, Irak Savaşı‘nda Amerika Birleşik Devletleri’ne büyük destek verdi. Ayrıca Usame bin Ladin’in ses kayıtlarında İspanya’ya yönelik tehditler de yer alıyordu.

Ancak El Kaide’nin eylemleri ile kıyaslandığında bu saldırılarda bir farklılık olduğu göze çarpıyor. Örgüt bazen önceden uyarıda bulunuyor ama genelde saldırının sorumluluğunu üstlenmiyor. Dolayısıyla Londra’ya elektronik posta yoluyla gönderilen mektubun şüphe uyandırması doğal. İşin meraklısı için böyle bir elektronik postal göndermek çocuk oyuncağı. Dolayısıyla suçlu aranırken kullanılan ve kullanılması gereken, ne kadar gerçekçi olursa olsunlar spekülasyon ve senaryolar değil, delillerdir."