1. Inhalt
  2. Navigation
  3. Weitere Inhalte
  4. Metanavigation
  5. Suche
  6. Choose from 30 Languages

DÜNYA

"Soru işaretleri giderilmedi"

ABD askerlerinin 3 yıl daha Irak'ta kalmasını öngören güvenlik anlaşmasının bugün parlamentoda onaylanması bekleniyor. Alman Radyolar Birliği’nden Ulbricht Leidholdt'un anlaşmayla ilgili yorumu:

default

“Anlaşma görüntü itibariyle Amerikan askerlerinin Irak’taki varlığına netlik getiriyor. Zira anlaşmaya göre, askerler önümüzdeki yıl ortalarında ülkeden çekilmeye başlayacak, birliklerin ülkeyi tamamen boşaltması da en geç 2011’de olacak.

Resmi anlaşma metni şimdiye kadar açıklanmadı. ABD de detayları açıklamak konusunda gönülsüz. Bu yüzden ortada cevaplanması gereken birçok soru var. Örneğin Irak’ta görevli 150 bin askeri personel de ülkesine geri dönecek mi, yoksa geri dönenler sadece muharip birlikler mi olacak? O zaman ülkede yaklaşık 80 bin asker daha kalacak demektir ve bu da sürpriz olmaz. Çünkü Washington uzun süredir Irak’ta bazı askeri üs ve danışmanlarının kalıcı olmasını istiyor. “Petrol” ve “İran” sözcükleri Irak’taki daimi varlığın sürdürülmesine dair kilit başlıklardan.

Bağdat yönetimi askeri birliklerle ilgili pazarlıklara açıklık getirmeye çalışırken, muhalifler söz konusu anlaşmaya itiraz ediyor. Zira anlaşma bu kesime göre Irak’ın dış güçler tarafından işgalinin devamı ve İngilizlerle Irak arasında 1932’de imzalandıktan sonra on yıllarca Londra’nın baskısı altında yaşadıkları “sömürge” ve “dikta rejimi” anlayışının biri benzeri.

Irak halkı sadece ülkedeki Amerikan varlığına karşı değil. Halkın kendi politikacılarına olan güveni de oldukça az ve yabancı askerlerin geri çekileceğine dair verdikleri sözlere inanmıyorlar. Zira halk, politikacıların dediği üzere “çekilmenin ancak şartlar el verdiğinde gerçekleşeceğini” biliyor.

Ülkedeki suça meyilli Amerikan askerlerini de unutmamalı. Bağdat bu kişileri kendisi yargılamak istiyor. Ancak ne ABD ne de dünyanın geri kalanı buna rıza göstermiyor. Irak hükümetinin iddiası kendisine bu yönde güvence verildiğine dair. Peki bu güvencenin şartları ne? Bunu hiçbir zaman öğrenemeyeceğiz.

“Suç şayet görev ve görev yeri dışında işlenirse, kovuşturmanın yurtdışında da yapılabileceğine” dair Amerika’nın getirdiği çözüm önerisi, göz boyamaktan başka bir şey değil. Irak’ta görevli Amerikan askerleri görevleri dışında nerelerde dolaşıyor ki? Necef ya da Felluce’de mi?

İki ülke ilişkilerinin kaderini Irak sokaklarında yaşananlar belirleyecek. Sünni milliyetçilerle Amerikan karşıtı Şii lider Mukteda el Sadr yanlılarının etkin olduğu sokaklar. El Sadr’a bağlı milletvekilleri ve militanlar topraklarında tek bir Amerikan askeri kalmayıncaya kadar herhangi bir anlaşmayı kabul etmiyor.

Güvenlik ise başka bir önemli soru. Sadece eylül ayında dini ya da başka nedenlerle meydana gelen şiddet eylemlerinde 400 kişi öldü. “Ne zamandır verilen en düşük kayıp sayısı” diye sevinilen ekim ayındaysa 250. Böyle önemli bir oylama öncesinde endişe veren sayılar bunlar. Her gün yaklaşık 15 ila 40 kişi hayatını kaybediyor. Yani Irak’taki güvenlik anlayışı ölümlerin devam edeceği hayatları boyunca sakat kalacak insanlar anlamına geliyor. Buradaki saldırılar artık çekiciliğini yitirdi. Dünya buradaki terörü kanıksadı, sıradan sayıyor.

Ancak hala yol kenarına yerleştirilen bombalarla gelişi güzel insanlar öldürülüyor. Bağdat caddelerinde araçlar infilak ediyor, kalabalık arasında intihar bombacısı kadınlar, erkekler kendini beraberindekilerle havaya uçuruyor. Adam kaçırmalar, toplu cinayetler Irak’ta günlük yaşamın parçası.

Sünnilerle Şiilerin, Hristiyanlarla Kürtlerin aynı mahallelerde oturması tarihte kaldı. Etnik ya da dini nedenlerle üç milyon Iraklı evlerinden edildi. Kendi vatanlarında vatansız kalanlardan başka, 2 milyon Iraklıysa yurt dışına kaçmak zorunda bırakıldı.

Ülkeden çekileceklerine dair yaptığı açıklamalar karşısında bile Irak'ta ABD'ye öfke kalıcı. Tıpkı kendi ülkesinden milyarlarca doları çalan ve sefil Saddam Hüseyin dönemindeki alt yapı imkanlarını bile sağlayamayan Iraklı politikacılara olduğu gibi.”