1. Inhalt
  2. Navigation
  3. Weitere Inhalte
  4. Metanavigation
  5. Suche
  6. Choose from 30 Languages

DÜNYA

Sinyora'nın zor görevi

İsrail saldırılarıyla yerle bir olan Lübnan’a insani yardım ve ülkenin yeniden inşası için uluslararası toplum seferber oldu. İsveç’in başkenti Stockholm’de düzenlenen yardım konferansında vaad edilen toplam bağış miktarının 940 milyon doları aştı. DW’den Peter Philipp’in yorumu:

“Lübnan Başbakanı Fuad Sinyora, iyi eğitim görmüş bir siyasetçi. Aslında Sinyora, suikaste kurban giden selefi Refik Hariri’nin gayet iyi başladığı yeniden yapılanma hamlesini tamamlayabilecek bir çok özelliğe sahip. Maliyeciliği, kabinesinin alanında uzman kişilerden meydana gelmesi, Lübnanlı liderin işini kolaylaştırıyordu. Ancak İsrail - Hizbullah savaşı, Sinyora’nın hesaplarını alt üst etti; Lübnan, yıllarca geriye götürdü.

Savaş, Fuad Sinyora’yı kızdırmış ve hayal kırıklığına uğratmışa benziyor. Ancak gelişmeler karşısında yine de teslim olmadığını Stockholm’de yapılan yardım konferansında ortaya koydu. Konferans, Sinyora’nın inandırıcı ve profesyonel yönünün bir kez daha sergilendiği bir platform oldu: Sinyora’nın ekibi, yeniden yapılanma için yaklaşık yarım milyar dolar öngörürken bu rakamın neredeyse iki katı toplandı. Vaatler bazen gerçekten sözde de kalsa, yine de Stockholm’ün başarısı inkar edilemez.

Stockholm’ü aynı zamanda bir dönüm noktasının ifadesi olarak da ele almak gerekiyor. Aslında uluslararası toplum, 70’li yıllardaki iç savaşın sonuçlarını görüşmesi gerekiyordu. Ancak yaşanan yeni savaş, bir anda eskisini unutturdu.

İlk akla gelen soru şu: Şiddet kısır döngüsü bölgede sonsuza kadar hep böyle mi devam edecek? Başlamışken yine sorularla devam edelim: Lübnan’ın tahrip olmasında en büyük pay sahibi İsrail neden hesabın ödenmesinde katkıda bulunmuyor? Nitekim uluslararası basında bir tarafta konferansla ilgili gelişmeler aktarılırken, hemen yan sütunda İsrail’in uluslararası anlaşmaları açık şekilde ihlal ederek Lübnan’da attığı misket bombalarının neden olduğu can ve mal kaybı yansıtılıyor. İki gelişmenin birlikte sunulması tesadüf olmasa gerek...

Ancak Stockholm konferansında, ne İsrail ne de tahribatta İsrail ile birlikte pay sahibi Hizbullah ile Şam ve Tahran’daki destekçileri tartışılmıyor. Bu anlamda Stockholm’e İsrail, Suriye ve İran’ın davetli olmaması, önemli bir mesaj olarak kabul edilmeli. Konferansa katılımcılarının ortak kanısı, yeniden yapılanma yardımının tek başına yeterli olmadığı. Mevcut koşullarda oldukça gerçekdışı ve ütopik gibi görünse de, Ortadoğu’da kalıcı barışın hedeflenmesi gerekiyor.

Sinyora’nın Stockholm’e doğru yola çıkmadan önce yaptığı, “İsrail ile barış anlaşması yapacak son kişi ben olacağım” açıklaması, Lübnan liderinin bu bakış açısına uzak olduğunu ortaya koyuyor. Sinyora’yı öfke yönlendiriyor: Lübnanlı siyasetçi, bombalarıyla Lübnan’ı yıllarca geriye atan İsrail’i bir de üstüne barışla ödüllendirmek istemiyor.

Stockholm yardım konferansının katılımcıları istedikleri kadar Lübnan Başbakanı'nı ikna etmeye çalışsın, nafile. Fuad Sinyora, Hizbullah’a da belli bir öfke duyuyor, ancak bunu açıkça dile getirmek Lübnanlı politikacı açısından ağır bedelleri olacağından susmayı tercih ediyor. Sinyora’ya bir tek Lübnan’ı yeniden inşa görevi kalıyor. Ancak Fuad Sinyora da Hizbullah ve İsrail arasındaki sorunları çözmeden girişilecek her türlü çabanın uzun vadede boşa gideceğini iyi biliyor.”

  • Tarih 01.09.2006
  • Hazırlayan Peter Philipp / DW
  • Yazdır Bu sayfayı yazdır
  • Kısa link http://p.dw.com/p/AZoQ
  • Tarih 01.09.2006
  • Hazırlayan Peter Philipp / DW
  • Yazdır Bu sayfayı yazdır
  • Kısa link http://p.dw.com/p/AZoQ