1. Inhalt
  2. Navigation
  3. Weitere Inhalte
  4. Metanavigation
  5. Suche
  6. Choose from 30 Languages

DÜNYA

Siçuan yaralarını sarıyor

12 Mayıs'ta Çin'in güneybatısındaki Siçuan eyaletinde meydana gelen depremde, yaklaşık 80 bin kişi hayatını kaybetti, pek çok insan evsiz kaldı. Bölgenin son durumunu DW'den Astrid Freyeisen araştırdı.

Siçuan depreminde hayatını kaybeden çocukların ve gençlerin sayısı binlerle ifade ediliyor

Siçuan depreminde hayatını kaybeden çocukların ve gençlerin sayısı binlerle ifade ediliyor

Wang Bihua, Beiçuan kentindeki anma yerine girerken oldukça bitkin görünüyor. Beiçuan kenti Siçuan depreminde büyük zarar gördü, bölgedeki binaların çoğu yıkıldı.

Wang Bihua, depremde ailesinden pek çok kişinin hayatını kaybettiğini söylüyor: "Fırsat buldukça buraya hep geleceğim. Depremden 100 gün sonra da buraya geldim, kurbanları anma gününde ve yılbaşında da öyle yapacağım. Her gelişimde kaybettiğim insanlar için bir tütsü yakıyorum. Cennette mutlu olmaları için dua ediyorum. Ailemden dört kişi bu depremde hayatını kaybetti. 12 Mayıs'tan sonra burada kimsenin kalmasına izin verilmedi. Erkek kardeşlerimi aradım. Ama ne onları ne de teyzelerimi bulabildim. Hepsi yıkıntıların altında kaldı. Cesetleri daha sonra da bulunamadı."

Aileler öfkeli

Depremzedelerden bazıları hala yıkıntılar arasında yaşıyor

Depremzedelerden bazıları hala yıkıntılar arasında yaşıyor

Siçuan depreminde hayatını kaybeden çocukların ve gençlerin sayısı binlerle ifade ediliyor. Depremde 7 bin okul büyük zarar gördü. Örneğin, Beiçuan'daki bir ortaokulda şimdi yalnızca yıkıntılar göze çarpıyor, bir de yere bırakılan çiçekler ile veda mektupları. Okulun yıkılması sonucu hayatını kaybeden öğrencilerin anneleri ve babaları, çocuklarını anmak üzere sürekli buraya geliyor.

Günlerce oğlunun yıkıntılar altından canlı çıkmasını beklediğini söyleyen bir anne, dört gün süren arama çalışmaları sonunda oğlunun ölü bedeniyle karşılaştığını anlatıyor. Okulun, inşaatta kullanılan kalitesiz malzeme nedeniyle yıkıldığına inandıklarını belirten depremzede anne, sözlerini şöyle sürdürüyor: "50'li yıllardan kalma binalar halen ayakta. Bu okul ise 1993 yılında inşa edildi. Hepimiz çok öfkeliyiz. Kimin şikayetçi olduğunu ve hükümeti kimin eleştirdiğini tespit etmek üzere polis ve askerler gönderdiler. Kitlesel bir protesto yapmamıza engel oldular. Bu okulun müteahhitliğini üstlenen firmayı bulmak istiyoruz. Bize, bu binayı kimin yaptığını söylemelerini istiyoruz. Pek çok uzman buraya geldi. Açıklamaları, depremin özellikle bu bölgede şiddetli olduğu yönündeydi. Bunu kabul etmiyoruz. Burada bir bina daha var ve hala ayakta, o neden yıkılmadı? Aralarında yalnızca bir iki metre var. Adaletin yerini bulması gerekiyor, bu bizim artık hayatta olmayan çocuklarımız için önemli. Pek çok muhabir bunun haberini yaptı, ancak sorularımıza hala yanıt alamadık."

"Kendi başımızın çaresine bakıyoruz"

Öfkeli aileler, enkaz altında binlerce kişiyi bırakan binaların müteahhitlerini arıyorlar

Öfkeli aileler, enkaz altında binlerce kişiyi bırakan binaların müteahhitlerini arıyorlar

Siçuan bölgesindeki başka bir kent olan Dujiangyan yakınlarına gelindiğinde ise uluslararası gözlemcilerin, Çin hükümetinin afet yardım politikasını neden övdükleri anlaşılıyor.

Burada depremin ardından adeta birer kibrit kutusunu andıran onbinlerce geçici konut inşa edilerek bir yerleşim yeri oluşturulmuş. Burada alışveriş yerlerinden kuaföre kadar her tür ihtiyaca cevap verecek dükkanlar da bulunuyor. Hemen her evin çatısında anten var.

Cadde ile evler arasındaki yeşil alanda sebze bile yetiştiriliyor. Buraya taşınabilenler şanslı sayılıyor, zira depremin ardından çadırlarda, hatta kendi elleriyle inşa ettikleri kulübelerde yaşamını sürdürenler var.

Depremzede Wie Li Jieming, kendi evini kendisinin yaptığını söylüyor. Jieming şunları söylüyor: "Bu evi, eski mobilya parçalarından yaptım. Hükümet, bizi ev yapma konusunda teşvik etti. Herkes 200 Euro yardım aldı. Etrafta pek çok inşaat firmasına da rastlanıyor, ancak bu firmalar çok yavaş çalışıyor, üstelik neticede ortaya iyi bir iş de çıkmıyor. Biz kendi başımızın çaresine bakmak istiyoruz. Bir kaç tarlamız var. Bu nedenle gıda konusunda sıkıntı yaşayacağımızı sanmıyorum. Başka eyaletlerden pek çok insan yardımımıza koştu, buraya çok sayıda yardım malzemesi gönderildi. Bizim, palto ve yorganlarımızın olduğunu düşünüyorlar. Ama bu gönderilen yardım malzemelerinin nerede kaldığı konusunda hiç bir fikrim yok. Ben pek çok bölgeye yardım edildiğini sadece televizyonda izledim."

Önerdiğimiz linkler

DW TÜRKÇE'Yİ TAKİP EDİN