1. Inhalt
  2. Navigation
  3. Weitere Inhalte
  4. Metanavigation
  5. Suche
  6. Choose from 30 Languages

DÜNYA

Schaeuble'den entegrasyon uyarısı

Almanya Federal İçişleri Bakanı Wolfgang Schaeuble, uyum konusunda yıllardan bu yana büyük ihmallerin olduğunu belirterek, „Göçmenler kendilerine hayali bir Türk dünyası yaratmamalı. Çocuklarının okula gitmeden önce iyi şekilde Almanca öğrenmelerini sağlamalı“ dedi.

Schaeuble uyum tartışmasını değerlendirdi

Schaeuble uyum tartışmasını değerlendirdi

Almanya Federal İçişleri Bakanı Wolfgang Schaeuble, geçen hafta Etiyopya kökenli bir Alman vatandaşının aşırı sağ görüşte oldukları tahmin edilen kişilerin saldırısına uğrayarak ağır yaralanmasını, „Bu ülkede sarı saçlı mavi gözlü insanlar da yabancıların saldırısına uğruyor“ şeklinde değerlendirerek tepki çekmişti. Almanya Radyosu’nun konuyla ilgili sorularını cevaplayan Wolfgang Schaeuble, uyum konusunda Alman politikacıların yanı sıra göçmenlerin de büyük ihmalleri olduğunu, „göçmenlerin kendilerine hayali bir Türk dünyası yaratmamaları“ gerektiğini söyledi.

Almanya Radyosu’nun sorularını cevaplayan Schaeuble, uyum konusunda yıllardan bu yana büyük ihmallerin olduğunu belirterek, „Göçmenler kendilerine hayali bir Türk dünyası yaratmamalı. Çocuklarının okula gitmeden önce iyi şekilde Almanca öğrenmelerini sağlamalı“ dedi. Schaeuble, buna rağmen uyum çabalarıyla ilgili olarak karamsar olmadığını, gittikçe daha çok sayıda Türkün yazar, rejisör ve oyuncu olarak da başarılı olmaya başladıklarını söyledi. Schaeuble, yabancı düşmanlığına hiçbir şekilde izin vermeyeceklerini belirtti. Alman İçişleri Bakanı ile yapılan söyleşiyi özetleyerek aktarıyoruz:

- Sayın Schaeuble, daha önce Helmut Kohl başkanlığındaki bakanlar kurulunda içişleri bakanlığı görevini üstlenmiştiniz. İç güvenlik, terörizm ve yabancıların entegrasyonu gibi konularla yüz yüze geldiğinizde tarihin tekerrür ettiği hissine kapılıyor musunuz?

SCHAEUBLE: Göç varlığını halen koruyor. O dönemde yılda 400 binleri bulan iltica başvurusunu tartışıyorduk. Entegrasyonu o yıllarda da konuşuyorduk, bugün hala tartışmaya devam ediyoruz. Başta terörizm tanımı olmak üzere pek çok konuya küreselleşme sürecinin damgasını vurduğunu görüyoruz.

- Entegrasyon meselesini bundan 10-12 yıl öncesiyle, bakanlığınızın ilk dönemiyle kıyasladığınızda değişen nedir?

SCHAEUBLE: Geçmiş yıllarda iltica ve göçle gelen yüzbinlerce kişi, Almanya’ya deyim yerindeyse olağanüstü hal dönemini yaşattı. Entegrasyona ilişkin birtakım hassas ayrıntıları o yıllarda gündeme getirip tartışmak mümkün olmamıştı. Şimdi durup düşünüyoruz; ‚hangi insanlara ihtiyacımız var’, ‚göçü nasıl daha iyi denetleyebiliriz’ sorularına yanıt arıyoruz. Ancak bazı sorunların da onyıllardır ertelendiğini tesbit ediyoruz.

- Geçmişe dönüp baktığınızda, özeleştiri yaptığınızda kendinizi hatalı bulduğunuz noktalar hangileri?

SCHAEUBLE: Göç alan bütün Avrupa ülkelerinde bazı şeylerin bir şekilde kendiliğinden gerçekleşeceğine inanıldı. Göçmen işçilerin çocuklarının bu ülkenin çocuklarına dönüşeceği varsayıldı. Ancak geriye dönüp baktığımızda, bunun beklendiği gibi gelişmediğini görüyoruz.

- Potsdam kentinde Afrika kökenli bir Alman vatandaşı saldırıya uğradı. Alınan önlemlere, entegrasyon çabalarına rağmen bu tür saldırıların yaşanması normal bir hadise mi?

SCHAEUBLE: Şiddet Adem ile Havva’dan beri vardı. Hazreti Adem’in oğlu Kabil de kardeşi Habil’i öldürmüştü. Ancak Almanya'da hiç kimseye ayrımcılık yapılmasını istemiyor, şiddeti hiçbir şekilde kabul etmiyoruz. Şiddet olaylarına karşı kararlılıkla mücadele ediyoruz.

- Devlet aşırı sağla mücadelede üzerine düşeni yaptı mı?

SCHAEUBLE: Devlet aşırı sağla mücadele için fazlasıyla çaba harcıyor. İstihbarat uzmanları bu tür oluşumları gözlem altında tutuyor ve gerektiğinde uyarıda bulunuyor. Mesele bu tür saldırıların ya çok az ya da hemen hiç yabancının yaşamadığı bölgelerde gerçekleşmesi. Eski Doğu Almanya dış dünyadan yalıtılmış olduğundan bu bölgelerde yaşayan pek çok kişi farklılıkların nasıl zenginleştirici bir unsur olabileceğinin bilincinde değil. Üstelik Almanya’nın doğusunun göçten dolayı nüfusunun giderek azaldığını dikkate aldığınızda genç insanların buralara yerleşmesi sevindirici bir adım olarak algılanmalı.

- Özellikle Almanya’daki Türklerin paralel toplum kurduğunu ve Alman toplumuna entegrasyondan uzak durduğunu görüyoruz. Yabancıların oranının pek çok Alman kentinde yükselmesi bu konuya daha farklı yaklaşılmasını gerektirmiyor mu?

SCHAEUBLE: Öncelikle uyuma çabalarına o kadar karamsar bakmadığımı vurgulamak istiyorum. Yabancı kökenli geniş bir kesim topluma adapte olmayı başarıyor. Gittikçe daha çok sayıda Türk yazar, rejisör ve oyuncu olarak da başarılı oluyor. Hep olayın kötü yönlerini değil, bu tür iyi gelişmeleri de görmeli ve anlatmalıyız.