1. Inhalt
  2. Navigation
  3. Weitere Inhalte
  4. Metanavigation
  5. Suche
  6. Choose from 30 Languages

YAŞAM

Sanal dublörler gerçeklerinin tahtını sallıyor

Bilgisayar ortamında oluşturulan sanal dublörler sayesinde, set kazalarının büyük ölçüde önüne geçilebilecek.

Sanal dublörler Yüzüklerin Efendisi filminde de kullanıldı

Sanal dublörler Yüzüklerin Efendisi filminde de kullanıldı

Dövüş sahneleri, tehlikeli düşüşler, riskli atlayışlar... Dublörler tüm bu sahnelerin gerçekçi görünmesi için yıllar süren zorlu eğitimlerden geçiyor. Ancak öyle sahneler var ki, en usta dublörün bile sınırlarını zorluyor. İşte böyle anlarda yapımcılara bilgisayar animasyonları gibi alternatif çözümlere başvurmaktan başka çare kalmıyor. Ancak bilgisayar animasyonları hem çok pahalı, hem de çoğu zaman o "gerçekçi" etkiyi yakalayamayabiliyor. Bu gibi durumlar için bir Alman bilim adamı yapay zekâya sahip sanal dublörler geliştirdi.

Biyolog Torsten Reil, asılında yola sanal dublör geliştirmek için çıkmadığını, İngiltere'de Oxford Üniversitesi'nde öğrenim gördüğü dönemde insan hareketlerinin bilgisayar tarafından mümkün olduğunca gerçekçi bir şekilde taklit edilmesiyle ilgili bir araştırma yaptığını, her şeyin bu şekilde başladığını belirtiyor. Reil, "Asıl çabamız insanların ve hayvanların işleyişlerini anlamaya dayanıyordu. Yani insanların ve hayvanların hareket etmesini sağlayan sinir sisteminin nasıl çalıştığını öğrenmeye çalışıyorduk. Ve bunu anlamanın da en iyi yolunun simülasyonunu yapmaktan geçtiği fikrindeydik" diye konuşuyor.

Baçlangıçta sürekli düşüyorlardı

Torsten Reil ilk olarak bilgisayar ortamında geliştirdiği iki bacaklı sanal modellere sanal kas ve eklemler yerleştirdi. Ardından da modellerin hareketini sağlamak için, sinir hücresi ağlarının işleyişini taklit eden yapay bir beyin ekledi. Ancak Reil, iki bacaklı ilk modellerin ya tek bir adım bile atamadıklarını ya da bir iki adımın ardından düştüklerini, bu nedenle de öncelikle dört bacaklı modellere ağırlık verdiklerini belirtiyor. Bilgisayar vasıtasıyla, az da olsa başarı gösterip, birkaç adım atabilen modellerden yeni modeller, bunlardan da daha yeni modeller üretmeye devam eden ekip; bir çeşit sanal evrim süreci yaratmış. Ancak Reil yine de birçok teknik sorunla karşılaştıklarını anlatıyor.

Üniversiteden Hollywood'a

Alman bilim adamı, ürettiği sanal modelleri yürütmeyi başarınca, aklına onları filmlerde veya bilgisayar oyunlarında kullanma fikrinin geldiğini söylüyor. Zira halihazırda kullanılan bilgisayar animasyonları, karmaşık hareketleri ancak sınırlı bir biçimde taklit etme yetisine sahip. Reil, "Yaklaşık altı aylık bir çalışmanın ardından, bilgisayar ekranında iki bacaklı böyle bir model hareket ederken, önüne bir engel yerleştirdiğimizde düştüğünü, bunun başka alanlarda da kullanılabileceğini fark ettik. Çünkü böyle bir şey animasyon teknolojileri alanında daha önce mümkün değildi." açıklamasını yapıyor.

Torsten Reil, 2001 yılında serbest yatırımcıların desteğiyle Oxford'un göbeğinde "Naturalmotion" firmasını kurdu. İş dünyasının devlerinin burada çok geniş bir ağa sahip olmaları, bu nedenle de yatırım yapacak firma bulmanın kolaylığı Reil'in firma için bu eski üniversite şehrini seçmesine neden olmuş. Torsten Reil, bunun dışında, İngiltere çok güçlü bir film ve bilgisayar oyunu endüstrisine sahip olduğu için, buradan müşteri bulmanın da daha kolay olduğunu belirtiyor.

Müşteri ne dese haklı

Reil, ürün geliştirme sürecinin düşündüklerinden çok daha zor olduğunu söylüyor. Çünkü artık araştırma yapmıyor, bunun yerine müşterilerinin isteklerini yerine getirmeye çalışıyorlar. "Naturalmotion"un ürettiği sanal dublörler, yüz milyonlarca dolarlık bütçelerle çekilen ve tüm dünyada hasılat rekorları kıran "Yüzüklerin Efendisi" ve "Truva" gibi filmlerde kullanıldı. Torsten Reil, kendisi için en önemli olan şeyiyse "Gurur duyduğum en büyük başarı, başta çılgınca görünen bir fikirden tüm imkânsızlıklara rağmen ortaya bir ürün çıkartmış olmamız" sözleriyle açıklıyor.

Anne Allmeling / Çeviren: Banu Ertek

Editör: Murat Çelikkafa