1. Inhalt
  2. Navigation
  3. Weitere Inhalte
  4. Metanavigation
  5. Suche
  6. Choose from 30 Languages

DÜNYA

Sırbistan'da 'derin' ilişkiler

Sırbistan’da eski Başbakan Zoran Cinciç suikasti ile ilgili tarihi dava, soru işaretleri, şüphe ve belirsizlikler arasında başladı. Davanın, suikastin arkasındaki sis perdesini ne kadar aralayabileceği meçhul. DW'den Gerwald Herter şimdi sunacağımız yorumunda, Sırbistan’da Miloşeviç döneminden bu yana gelişen siyaset-mafya ilişkilerine dikkat çekiyor:

"Sırbistan’da eski Başbakan Zoran Cinciç’e düzenlenen suikastle ilgili dava süreci dün başladı. En azından bu tarihi davanın amacı ile ilgili tartışma yok. Hedef, suikaste kurban giden Başbakan Zoran Cinciç için adaletin yerini bulması. 12 Mart’ta gerçekleşen suikastin hemen ardından ülkede olağanüstü hal ilan edilmişti.

Birkaç hafta içinde polis 10 binden fazla şüpheliyi sorgulamış, bu kişilerin çoğu tutuklanmıştı. Tutuklananlar tamamen dış dünyadan izole edildi, ne yakınlarıyla, ne de avukatlarıyla görüşmelerine izin verildi. Bağımsız kuruluşların yaptıkları incelemelerde, tutuklananlardan bazılarına kötü muamele edildiği de saptandı. Sırp medyası o dönemde sansür talimatlarına uymak zorunda bırakıldı.

Olağanüstü hal döneminde hukuk devletinin temel ilkeleri rafa kaldırıldı ve ihlal edildi. Slobodan Miloseviç’in devrilmesinin üzerinden iki yıl geçerken bunun bedeli yüksek oldu. Reformların önü tıkandı, hükümet parlamentodaki çoğunluğunu kaybetti. Birkaç gün içinde yeniden seçimlere gidildi.

Cinciç davası için oluşturulan özel mahkeme, suikastin ardındaki sis perdesini ne kadar aralayabilecek, tamamen belirsiz. Ancak başarı şansı fazla değil. Farklı soruşturma yöntemlerine başvurulsa da dava sürecinin uluslararası standartlara uygun olduğu, polislerin dikkatli çalışmaları ve konulan sıkı kurallarla sanıkların, tanıkların, yargıç ve avukatların güvenliğinin garanti altına alınacağı söyleniyor. Dava için eski Belgrad askeri mahkemesi yeniden yapılandırıldı ve yüksek güvenlik önlemleriyle tamamlandı. Bunların hepsi olumlu adımlar, ancak gerçeğin ortaya çıkarılmasında tek başına hiçbir işe yaramayacaktır.

Suikaste azmettirdiği düşünülen Milorad Lukoviç yakalanmadığı sürece suikastin geri planı da aydınlatılamayacaktır. Lukoviç’in yakın çevresinden, olayla ilgili bilgiye sahip iki kişi, polis baskınında vurularak öldürüldü. Sırp hükümetinin, Lukoviç’in yurtdışında bulunduğu yönündeki açıklaması biliniyor. Ancak hükümetin, ‘Lukoviç’in tutuklanması maalesef mümkün değil’ şeklindeki söylemi, sadece mevcut şüpheleri daha da besliyor.

Bu eylemin bir nedeni olmalı. Sırp yönetiminden bazı çevreler suikastin ardından olayın bir hükümet darbesi olduğu düşüncesini yaydılar. Ancak sanıkların sadece hükümeti düşürmeyi planlamış olduklarını düşünmek zor. Açıkça görülüyor ki, bu söylem Cinciç’in öldürülmesinden siyasi pay çıkarma girişimiydi.

Başka sebeplerin rol oynamış olması akla daha yatkın. Sırp polisinin, o dönemde saldırganlara ve ait oldukları Zemun klanı çevrelerine bir darbe indirme hazırlığında olduğu yönünde işaretler var. Muhtemelen bu suç şebekesi polis operasyonundan önce davranmak istedi.

Sırbistan’da Miloşeviç dönemi ve sonrasında siyasi çevrelerle organize suç şebekeleri arasında sıkı bir bağ oluştu. Bu bağlantılar, birkaç haftalık olağanüstü hal ilanıyla da bir tek dava ile de birbirinden ayrılamayacak kadar derin."