1. Inhalt
  2. Navigation
  3. Weitere Inhalte
  4. Metanavigation
  5. Suche
  6. Choose from 30 Languages

DÜNYA

Rusya’da "kontrollü demokrasi"

Rusya’da pazar günü yapılan başkanlık seçimlerinde şimdiki Devlet Başkanı Vladimir Putin beklendiği gibi rakiplerine fark atarak yarışı önde tamamladı, ancak demokrasinin kazanıp kazanmadığı sorusuna yanıt bulunamadıı.

Rusya'da demokrasi tartışması yapılıyor

Rusya'da demokrasi tartışması yapılıyor

Resmi olmayan sonuçlar, Putin’in oyların yüzde 71’ini aldığını gösteriyor. Komünistler tarafından da desteklenen Nikolay Haritonov yüzde 14’lük oy oranıyla ikinci sırada bulunuyor. Diğer dört adayın oy oranı ise yüzde beş ve altında. Kremlin’i korkutan düşük katılım gerçekleşmedi ve kayıtlı 109 milyon seçmenin yaklaşık yüzde 64’ü sandık başına geldi. Katılım oranı yüzde 50’nin altında olsaydı, seçimlerin iptal edilmesi gerekecekti. Böylece, seçim öncesi tüm anketlerin gösterdiği gibi, Putin zorlanmadan seçimi ilk turda kazanmayı başardı.

Putin, sonuçların büyük ölçüde kesinleşmesinden sonra yaptığı açıklamada, demokrasinin ve sivil toplumun güçlenmesi için çaba göstereceğini, basın özgürlüğünü sağlamak için elinden geleni yapacağını söyledi. Rusya lideri, dış politikada ülkenin çıkarları temelinde uzlaşmaya açık bir siyaset izleyeceğini belirtti. Putin, bu arada, dört yıldır halefini aradığını, kendisinden sonra iktidara gelecek kişinin düzgün ve dürüst bir lider olması gerektiğini de söyledi.

Putin’in yarışı önde tamamlaması, geçen dört yılda Rusya’nın içeride ve dışarıda elde ettiği ilerlemelere bağlanıyor. Rusya’ya uluslararası alanda yeniden prestij kazandıran Putin, ülke içinde düzeni sağlamayı ve vatandaşlarının yaşam düzeyini yükseltmeyi başardı.

Rus basını

Ancak, gerek Rus basının bir kesimi, gerek liberal çevreler, seçimler sonunda demokrasinin kazandığı değerlendirmelerine kuşkuyla yaklaşıyor. İzvestiya gazetesi, seçim sonuçlarını değerlendirdiği manşet haberinde ”Demokrasi yerine modernleşme” başlığını kullanarak şunları yazdı:

”Halkın Putin’e oy vermesinin nedeni, ikinci görev döneminin birincisinden kötü olmayacağını düşünmesi. Putin, Rusya için geleneksel bir yolu, reformların tepeden inme uygulanması yolunu seçti. Yani, reformları gerekirse güç kullanarak uygulama yolunu. Bu yol demokrasi değil, modernleşmenin yolu.”

Seçime hile karıştırıldığı yolunda ciddi suçlamalar gündeme gelmedi. Ancak, özellikle taşradaki yerel yöneticilerin Kremlin’e ”hoş görünmek” için bütün güçlerini ve yetkililerini kullanması da sürpriz olmadı. Nezavisimaya gazetesi bu konuda, ”Bazı yerel yöneticiler katılım oranının ve Putin’in aldığı oyun yüzde 70’in altında kalmaması için talimat verdi” diye yazdı. Moscow Times gazetesine göre ise, katılım oranının yüzde 94’le rekor düzeye ulaştığı Çeçenistan’da çok sayıda oy pusulasının önceden doldurulduğu ortaya çıktı.

"Kontrollü demokrasi ” tartışılıyor

İzvestiya’nin ”demokrasi yerine modernleşme”olarak özetlediği siyaset aslında bir süredir Rusya’daki entelektüel çevrelerde tartışılıyor ve daha somut şekilde ”kontrollü demokrasi” olarak adlandırılıyor. Yani, Kremlin’in çerçevesini çizdiği bir demokrasi anlayışı. Ancak, sıradan Rus vatandaşı bu tartışmanın çok uzağında. Kaldı ki, Rus halkı düzeni sağlamak için gerekirse zor kullanan liderlere geleneksel olarak sempatiyle bakıyor. Bu koşullarda ” demokrasi mi, modernleşme mi” tartışmasının bir süre daha halkın gündeminde yer alması zor görünüyor.

DW TÜRKÇE'Yİ TAKİP EDİN