1. Inhalt
  2. Navigation
  3. Weitere Inhalte
  4. Metanavigation
  5. Suche
  6. Choose from 30 Languages

DÜNYA

Rusya meydan okuyor

Rusya Başbakanı Vladimir Putin, Kafkas savaşının birinci yıldönümünde bölgeyi ziyaret etti. Putin, uluslar arası toplum tarafından tanınmayan Abhazya’ya yarım milyar dolarlık kaynak ayırdıklarını söyledi.

Putin Suhumi'de görüşmelerde bulundu

Putin Suhumi'de görüşmelerde bulundu

Kafkaslarda tansiyon düşmüyor. Temmuz ayında Çeçenistan’ın başkenti Grozni’de görev yapan insan hakları savunucusu Natalya Estemirova’nın öldürülmesinin ardından bu hafta da “Save the Generations" adlı çocuklara yardım kuruluşu yöneticisi Sarema Sadulayeva ve eşi Grozni'de kaçırıldı ve öldürüldü. Cinayetin yankıları sürerken, Rusya Başbakanı Vladimir Putin, dün Abhazya’ya sürpriz bir ziyarette bulundu. Putin, Birleşmiş Milletler’in “Gürcistan’dan ayrılan Abhazya'nın bağımsızlığını tanıması gerektiğini” söyledi. Gürcistan ise Putin'in bölgeye ziyaretini provokasyon olarak niteledi. Almanya Başbakanı Merkel de yarın (14.08) Rusya’nın Soçi kentine gidiyor. Merkel, Rusya Devlet Başkanı Dimitri Medvedev ile görüşecek. Bu görüşmede, Kafkaslar’daki gelişmelerin öne çıkması bekleniyor. Deutsche Welle Moskova muhabiri Esther Hartbrich, Rusya’nın Kaflasya’da ve özellikle de Çeçenistan’daki rolünü araştırdı:

Putin'den ılımlı yaklaşım

Yaklaşık bir yıl önce Çeçenistan’ın başkenti Grozni’de 10 bin kişinin ibadet edebileceği bir caminin açılışını yapan Rusya Başbakanı Vladimir Putin şöyle konuşuyordu: “Bu caminin “İslam barış dinidir” konulu uluslararası bir toplantıyla açılması bir tesadüf değil, bunu doğru buluyorum. İslam’ın barış dini olduğu ve diğer inançlarla diyalog aradığı mesajı doğrudur. Bu Rusya için çok önemlidir.”


Radikal İslamcılar korku saçıyor

Ancak Kuzey Kafkasya'da, yalnızca silahlı mücadeleye inanan İslamcı militanlar da bulunuyor. Bu militanlar cihad adına, silah zoruyla, şeriat kanunlarının geçerli olduğu bir devlet kurmak istiyor. Örneğin Çeçen direnişçilerin eski lideri Doku Umarov, şeriatla yönetilen bir Kafkasya Emirliği’nin kurulmasını savunuyor. Radikal İslamcı internet sitelerinde Umarov’un şu açıklamaları yer alıyor: “Bizim kabul ettiğimiz, tanıdığımız kanunlara göre sivilleri öldürmek yasak. Ancak sivil halk vergilerle askeriyeyi, istihbarat birimlerini finanse ediyor, suskun kalarak bu orduya destek veriyor. Eğer sivil halk buysa, bu halkın hangi kriterlere göre değerlendirilmesi gerektiğini bilmiyorum.”

Güneydoğu Kafkasya’daki cumhuriyetlerden Dağıstan ve Özerk İnguşetya Cumhuriyeti’nde Çeçen savaşçılar ile Rus güvenlik güçleri arasında hemen her gün çatışma yaşanıyor. Rusya’da Çeçenistan’a ise “barışın hakim olduğu” bir ülke gözüyle bakılıyor.

Rusya destekli Çeçenistan Devlet Başkanı Ramazan Kadirov, ülkeyi kendi milislerinin kontrolünde yönetiyor; buna rağmen Çeçenistan’da da çatışmalar meydana geliyor. Son dönemde üç insan hakları savunucusunun arka arkaya öldürülmesi bölgedeki huzursuzluğu daha da artırmış durumda.

Rusya'nın tarihe bakışı

Güney Osetya'da ise bir yıl önceki savaştan bu yana durum yatışmaktan ziyade kızıştı. Rusya, Gürcistan’dan ayrılarak bağımsızlık ilan eden Güney Osetya ile Abhazya’nın bağımsızlıklarını tanıdı. Rusya, Gürcistan’ın Güney Osetya’daki askeri operasyonu sırasında 134 kişinin yaşamını yitirmesini “soykırım” olarak nitelendirdi ve bu bölgelerin bağımsızlıklarını tanımasına da bunu gerekçe gösterdi. Oysa Rusya’nın iki Çeçenistan savaşında on binlerce sivil Çeçen hayatını kaybetmişti.

Stalin döneminde Almanlarla işbirliği yaptıkları gerekçesiyle İnguşların Çeçenlerin ve diğer Kafkas halklarının sürgüne gönderilmesi on binlerce kişinin yaşamına mal olmuştu. Moskova’nın Güney Osetya’da soykırımdan bahsederken tarihte yaşananları görmezden gelmesi, bölgede Rusya’ya duyulan tepkiyi daha da körüklüyor.

Bölgenin jeopolitik önemi

Kafkaslar, Avrupa ile Asya arasında bir durak, bölgenin jeostratejik önemi çok büyük. Rusya’nın bölgedeki genişleme politikaları 18. yy.’a kadar uzanıyor. Rus olmayan etnik gruplara karşı en acımasız baskı ve şiddet, Kuzey Kafkasya’da yaşanmıştı. Bugün bölge, özellikle Hazar denizi etrafındaki petrol ve doğalgaz kaynakları nedeniyle Rusya için büyük önem taşıyor.

Bugün Kafkaslar’da bir çok farklı halk yaşıyor. İnguşlar, Çeçenler, Çerkezler, Ruslar, Rumlar, Ermeniler ve Azeriler çoğunlukla kendi anadillerini konuşuyor. Çoğunlukla Müslüman olan bu halklar arasında az sayıda olmakla birlikte Ortodokslar ve Yahudiler de var.

Geleneksel olarak Kafkasya’da aşiret ve boylar hala büyük öneme sahip. Aşiretler arasında çatışmalara yol açan kan davası geleneği sürüyor.

Birçok sorunla patlamaya hazır bir barut fıçısını andıran bölgede Rusya, askerini gücünü ön planda tutan bir politikada ısrar ediyor. Rusya Bilimler Akademisi’nin Kafkasya uzmanı Abdul Gamid Bulatow'a göre bölgenin asıl sorunları çok farklı. Bulatow, “İktidarın merkezi Moskova doğru zamanda hamle yapmıyor ve sorunların üzerine doğru bir şekilde gitmiyor. Durum doğru bir şekilde okunamıyor, gerekli kararlar alınmıyor. Bu bölgede ihtiyaç duyulan bir terörle mücadele operasyonu değil. Yapılması gereken artık ayyuka çıkan yolsuzluklarla, emniyet güçleri aracılığıyla başarılı bir şekilde mücadele etmek. Rüşvetle yaşayan memurlar kararlı bir şekilde cezalandırılmalı, hapse atılmalı" diyor.


Esther Hartbrich / Çeviri: Başak Özay

Editör: Ayhan Şimşek

DW TÜRKÇE'Yİ TAKİP EDİN