1. Inhalt
  2. Navigation
  3. Weitere Inhalte
  4. Metanavigation
  5. Suche
  6. Choose from 30 Languages

ALMANYA

Ruhr'da 100 Işık - 100 Sima

Farklı kimlikler, farklı yaşamlar ve eksik kalan ortak duygular... Sanatçı Mischa Kuball, "100 Işık - 100 Sima" adlı ilginç projesiyle Almanya'daki göçmenlerin hikayelerini farklı bir şekilde anlatıyor.

Mischa Kuball'ın yeni projesi: 100 Işık - 100 Sima

Mischa Kuball'ın yeni projesi: 100 Işık - 100 Sima

Almanya'nın batısındaki Ruhr bölgesi, maden ocakları ve demir çelik tesisleriyle ünlü. Buradaki tesislerde çalışmak üzere 19'uncu yüzyılın sonlarında ilk iş gücü göçleri, Polonya ile başlamıştı. 20'inci yüzyılda ise onları Türkler takip etti.

Ruhr Bölgesi, İstanbul ve Pecs ile birlikte 2010 Avrupa Kültür Başkenti seçildi

Ruhr Bölgesi, İstanbul ve Pecs ile birlikte 2010 Avrupa Kültür Başkenti seçildi

Yarım milyonu yabancı olmak üzere toplam 5 milyon nüfusun yaşadığı Ruhr havzası, aynı zamanda Avrupa'nın en fazla nüfus yoğunluğuna sahip bölgelerinden biri. İstanbul ve Macaristan'ın Pecs kentiyle birlikte "2010 Avrupa Kültür Başkenti" ünvanını paylaşan Ruhr bölgesinde, göçmenlerin önemi çeşitli projelerle anlatılmaya çalışılıyor.

Her ışık bir yüz, her sima bir yaşam...

Mischa Kuball, 2010 Avrupa Kültür Başkenti etkinlikleri çerçevesinde hazırladığı "100 Işık - 100 Sima" projesi için, üzerinde Latincesiyle "Dünyaya aydınlık geldi ancak insanlık, karanlığı daha çok seviyor" yazılı kendi yaptığı lambayı projesinin simgesi olarak kullanıyor.

Kuzey Iraklı Said Ailesi, projenin simalarından biri. Salonlarında, metal sapıyla küre şeklinde bir lamba eşliğinde fotoğrafçı Egbert Togemann'ın objektifiyle söyleşiye başlıyorlar.

Zorlu bir yolun hikâyesi...

Kuzey Iraklı Said ailesi

Kuzey Iraklı Said ailesi

Hikâyeleri, Iraklı Kürt bir aile olarak Saddam Hüseyin tarafından İran'a sürgün edilmeleriyle başlamış. İran'da da oturma izinleriyle ilgili sorunlar çıkınca, 1986 yılında daha medeni ve iyi koşullarda yaşayabilecekleri bir hayatın arayışına geçmişler. Son durakları bu hayata kavuşabileceklerini düşündükleri Almanya olmuş. Said ailesinin hikâyesini projesine dahil eden sanatçı Kuball, bunun bir tür "alışveriş " olduğunu dile getiriyor.

Aile fertlerinden Zeynep ve Ammar Said, değişen hayatlarıyla ilgili olarak kamera karşısında konuşmaya başlıyorlar. Almanlar'dan daha fazla Alman olduğunu belirterek cümlesine başlayan Ammar Said, iki buçuk yıl askerlik yaptığını, Almanya'da üniversiteye gittiğini, hatta bir siyasi partiye üye olduğunu anlatarak devam ediyor. "Alman arkadaşlarım var ve bir süre önce iki haftalığına gittiğim Mısır gezisinden biran önce Almanya'ya geri dönmek istedim. Özlemimden hüngür hüngür ağladım" dedi.

Değişen yaşam kaliteleri için Almanya'ya müteşşekir olan anne-baba ise 20 yıldır Almanya'da yaşıyor olmalarına karşın ancak çocuklarının tercümeleri aracılığıyla kendilerini ifade edebiliyor.

Ailenin kızı Zeynep Said, "Babamla sürekli Almanca konuşmaya çalışıyorum, ancak anadilimizi unutmayıp ileride çocuklarımıza öğretebilmemiz için mutlaka Arapça konuşmamız gerektiği konusunda ısrar ediyor" dedi.

Aynı karede ayrı yaşamlar

Düsseldorflu sanatçı Mischa Kuball ilginç projesiyle dikkat çekiyor

Düsseldorflu sanatçı Mischa Kuball ilginç projesiyle dikkat çekiyor

Söyleşi bitiminde ışığın kendilerinde, lambanın ise ziyaretinin bir hatırası olarak salonlarında kalmasını isteyen sanatçı Kuball, bunun aynı zamanda sembolik bir güç olduğunu ve karşılığında onlardan hikayelerini aldığını belirtiyor.

Kuball projesi dahilinde 108 farklı ülkede, 108 farklı simayla buluşup, göçmenlerin yaşantılarını, kendi deyimiyle “yüzlerini” tanıtmayı amaçlıyor. Projede değişik ülkelerden yüzler yer alırken, iş gücü olarak Almanya’ya ilk gelen Polonyalı, Türk ve eski Yugoslavya'dan göçmenler projenin sadece küçük bir kısmını oluşturuyor.

2010 yılında, proje kapsamındaki tüm video ve fotoğraflar Bochum Üniversitesi, Duisburg Lehmbruck Müzesi ve Dortmund Kültür Merkezi'nde sergiye sunulacak.

Projesinin odağında "bilinmezlik" yer aldığını vurgulayan Kuball, Almanya'da herkesin dâhil olduğu bir birlik oluşturulmasında hâlâ zorlanıldığını, bu proje sayesinde toplumun göç ve uyum konusuyla daha açık bir şekilde yüzleşmesini hedeflediğini belirtiyor.

© Deutsche Welle Türkçe

Haber: Arni Kuoppamäki / Çeviri: Murat Çelikkafa

Editör: Meltem Karagöz

DW TÜRKÇE'Yİ TAKİP EDİN