1. Inhalt
  2. Navigation
  3. Weitere Inhalte
  4. Metanavigation
  5. Suche
  6. Choose from 30 Languages

YAŞAM

PEN Kulüp Meksiko'da buluştu

Uluslararası Yazarlar Derneği PEN Kulüb’ün bugünlerde Meksiko’da yapılmakta olan dünya kongresinde ağırlık noktasını kültürel çeşitlilik ve fikir özgürlüğü oluşturuyor.

Anna Hanke

62 ayrı kızılderili dilinin konuşulduğu Meksika, evsahibi ülke olarak kongre kapsamında çeşitli etkinliklerle kızılderili yazarları tanıtma fırsatı buldu. Aynı zamanda, yayıncılar ve çevirmenlerin de katıldığı oturumlarda, kızılderili dillerinin önemi ve dünyaya duyurulmalarının önemi de her yönüyle tartışılıyor. Alman PEN Kulübü’nün Başkanı Johanno Strasser, az bilinen dillerin temsil edilmesi özel bir sorumluluk olarak görüyor:

“Büyük ülkeler olarak, yayınevleri ve diğer kurumlarımızın ilgisini, yaygın olmayan dillerin edebiyatına da yönlendirmek, bu dillerdeki eserlerin çevrilmesini teşvik etmek, görevimiz olmalı. Bu yaklaşımı kongreye de öneri olarak getirdik.”

Elektronik medya kitaba zarar veriyor

Güney Afrikalı ünlü yazar Nadine Gordimer için, kongreye katılan delegeler, kültürel çeşitliliğin önemli bir göstergesi. Geçenlerde 80. doğumgününü kutlayan Gordimer, 1921 yılında kurulan PEN Kulüb'ün, daha böyle bir kavram icat bile edilmeden, bir çeşit “globalleşme”yi hayata geçirdiği görüşünde. Nobel ödüllü yazar Meksiko’daki dünya kongresinde yaptığı konuşmada, elektronik medyanın kitaba karşı olumsuz etkilerine işaret etti ve gelenksel kitaba yönelik övgülerini dile getirdi:

"Kağıt üzerine basılmış kitap, bir aletin pili bittiğinde ya da elektrik kesintisi olduğunda kapanmaz, susmaz, sözsüz kalmaz. Kitap, kütüphaneden ödünç alınabilir, bir kez para ödeyerek, daha sonra bakım masrafı yapmadan, kitapçıdan satın alınabilir ve ister dağbaşında, ister otobüste, ister kuyrukta... Her yerde, kimseyi rahatsız etmeden, özgürce okunabilir.“

Bir dönem PEN Kulüb'ün Başkanlığı'nı yapmış olan Perulu yazar Mario Vargas Llosa, uygar dünyanın hoşgörüsüzlük tehdidi altında olduğu görüşünde. Vargas Llosa, bir yazarın dünyadaki olumsuzlukları da göstermek zorunda olduğunu savunuyor:

“Dünyayı değiştirmek için, dünyada olup bitenlerder hoşnutsuz olmak gerekir. Bu hoşnutsuzluğu dile getirmek için edebiyattan daha derin ve kalıcı bir kaynak bulunamaz. Edebiyat bu iddialı ve anlamlı görevinden vazgeçtiği, -ki bazı gençler bugün bu eğilim içinde-, ve sadece eğlence kaynağı olmakla yetindiği takdirde, insanlığın en önemli ilerleme ve değişim kaynağı yok olur.”