1. Inhalt
  2. Navigation
  3. Weitere Inhalte
  4. Metanavigation
  5. Suche
  6. Choose from 30 Languages

SPOR

"Panzerler imaj değiştirdi"

DW Kültür Servisi’nden Ramon Garcia-Ziemsen kaleme aldığı yorumunda, Almanya’nın spordaki başarısından çok, Alman milli takımındaki imaj değişikliğine dikkat çekiyor.

DW Kültür Servisi'nden Ramón García-Ziemsen

DW Kültür Servisi'nden Ramón García-Ziemsen

"2006 yılında Almanya'da düzenlenen şampiyonaya kadar Alman milli futbol takımları hep rakiplerine korku salan, maça yüklenerek karşı takımların güzel futbolunu bozan ve onlardan galibiyeti çalan takımlar olarak tanınırlardı. Yani, “tipik Alman futbolu” denirdi. Oyunculara “Alman Panzerleri” denmesi de bir biçimde olumlu bir nitelemeydi. Almanlar, diğer takımlardaki futbolcuların sihirli çalım gücüne, teknik yeteneklerine bir bakıma gıptayla bakıyordu; çünkü Almanlar en fazla savunmayı beceriyor, en iyi durumda da iyi koşabiliyorlardı.

Diğerleri, takımlarını alabildiğine yurtseverlik duyguları içinde, cömertçe kutlayabiliyorlardı. Almanlara tüm bunlar milliyetçilik gibi geliyordu, çünkü Almanya’nın ulusal sembollerle ilişkisi sancılıydı.

Peki ya şimdi? Şimdi herşey değişti. Almanlar takımlarını seviyorlar, sokaklarda güler yüzlü, zoraki olmayan bir yurtseverlik dalgası esiyor. Peki bu nasıl mümkün olabildi?

Eğer milli takımlar ülkenin aynası ise, o zaman Almanların şu görüntülerden hoşnut oldukları ortaya çıkıyor: takımda kökenleri Tunus’dan, Gana’ya, Polonya’dan Türkiye’ye kadar uzanan genç futbolculardan oluşan mülti etnik bir yapı var. Dünya basını, Almanya’nın zamanla bu kadar renkli ve uluslararası bir niteliğe kavuşmuş olmasından hayrete düştüğünü açıkça beyan ediyor. Nitekim Alman milli futbol takımında top koşturan milli futbolcuların neredeyse yarıya yakını yabancı kökenli. İşte Özil, Khedira, Boateng… Milli takımda normal sayılan şey, Almanya’nın günlük yaşamında da ifadesini buluyor.

Ve işte bu nedenle Alman milli takımı, fantezi geliştirmeye yatkın, esprili ve işi çok ciddiye de almayan bir hava içinde olabiliyor; ki bunlar aslında Almanya’nın bugüne kadar verdiği imaja uygun düşen nitelikler de değil.

Bu noktada milli takım futbolcularının hatalarına da daha bir hoşgörü ile bakılabiliyor. Futbolculardan her zaman mükemmel olmaları beklenmiyor. Örneğin Gana maçında olduğu gibi, Podolski’nin bir penaltıyı kaçırması anlayışla karşılanıyor. Tabii bu hataların artma tehlikesi de var. Ama buna rağmen Almanya’nın bir kez de kaybedebilecek olması içe sindirilebiliyor.

Komşu İtalya’da ise milli takımın durumundan utanç duyuluyor, milli takım oyuncularının yeni hiç birşey deneme gücü olmadığından yakınılıyor. “Milli takımın durumu ülkenin aynası” deniyor. Fransa’da ise takım içindeki görüş ayrılıklarından dolayı Fransızlar şokta ve alınan sonucun son tahlilde moralman bir bozgun olduğu söyleniyor. İngiltere’de de milli takıma ilişkin içten içe homurdanmalar var ve oyuncuların sadece sonuç almak için top koşturdukları hissi yaygın.

2006 yılında Almanya’da düzenlenen ve Almanlar arasında “Yaz Rüyası” diye anılan Dünya Kupası, temelden bir değişimin de ilk işaretlerini vermişti: Almanya’da da güneş yüzünü gösterebilir, Almanlar da eğlenmeyi, hatta gülmeyi becerebilirler ve: Almanlar da iyi bir evsahibidirler. Almanya’da 2006’da birdenbire bayraklar ortaya çıktı. Almanya ulusal sembollerinin geri dönüşünü yaşadı; ama bu, milliyetçilikten değil, sağlıklı bir yurtseverlik duygusundan kaynaklanıyordu. Bana bu kadarı biraz fazla gelmişti ama bu, Almanların savaştan sonraki yılları telafi etme duygusundan kaynaklanıyordu.

Zira, İkinci Dünya Savaşı’nın sona erdiği 1945 yılından sonra Almanya’da ulusal semboller çok sorunlu bir konu olmuştu. Birçokları Alman milli marşını dinlemekten hoşlanmıyordu. Ulus ve her türlü milliyetçilik kavramı Almanya’nın Nazi geçmişinden dolayı lanetlenmişti.

Ama şimdi sokaklara çıkıldığında Almanya’nın bayrağı neredeyse modern, siyasi olmayan bir aksesuar, Alman birliğinin bir ifadesi haline geldi. İnsanlar, azimli, güler yüzlü, fantazisi sayesinde atak oynamayı beceren ve Cacau'ların da golleri sıraladığı milli takımlarıyla mutlu oluyorlar. Tipik Alman takımı yani…”

© Deutsche Welle Türkçe

Yorum: Ramon Garcia-Ziemsen / Çeviri: Çelik Akpınar

Editör: Ahmet Günaltay