1. Inhalt
  2. Navigation
  3. Weitere Inhalte
  4. Metanavigation
  5. Suche
  6. Choose from 30 Languages

DÜNYA

Ortadoğu'da yeni bir umut mu doğdu?

Filistin’in yeni Başbakanı Ahmed Kurey, ateşkesten yana olduklarını açıkladı. Hamas ve İslami Cihad’dan da yeni bir ateşkesi düşünebilecekleri yolunda sinyaller geldi. Ortadoğu'da barış için yeni bir umut ışığı mı doğdu? DW'nin Ortadoğu uzmanı Peter Philipp’ in yorumu...

İsrail, tepkisini göstermekte gecikmedi. Açıklamada, Filistin Başkanı Arafat'ın meclis önünde söylediklerini ciddiye alamayacakları, çünkü Arafat'ın bir elinde zeytin dalı öteki elinde bomba tutamayacağı belirtildi.

Halbuki, Ramallah'taki konuşma beklenmedik ölçüde uzlaşmacı ifadeler içeriyor, Arafat, Filistinliler’in İsrail ile iyi komşuluk ilişkileri ve barış içinde yaşamak istediğini söylüyordu. Filistin Başkanı, İsrail'in güvenliğine saygı göstermeye hazır olduklarını, kendilerinin ise kendi kaderlerini tayin hakkından başka birşey talep etmediklerini duyuruyordu.

Arafat, belki İsrailli yetkilileri ikna edememiş olabilir. Söylenenlere pek çok sade vatandaş da kuşku ile yaklaşabilir. Ama "Reis" bu konuşmasıyla iki aydır devam eden Filistin hükümet krizinden çıkış yolunu düzlemiştir. Parlamento da Kurey hükümetini onaylamıştır. Artık Ahmed Kurey geçici bir hükümet başkanı değil, istifa eden selefi Mahmud Abbas'ın yerine resmen Filistin Başbakanı’dır.

Kurey ve Arafat'ın şiddet döngüsünün mutlak kırılması gerektiği noktasında birleştikleri anlaşılıyor. Arafat, bu şiddetin ne İsrail'e ne de Filistinliler’e güven getireceği kanısında. Kurey de tüm taraflara ateşkese geri dönülmesi ve böylece karşılıklı tüm sorunlara barışcıl çözüm bulma imkanı yaratılması çağrısında bulunuyor. Özellikle de BM, ABD, Avrupa Birliği ve Rusya'dan oluşan Ortadoğu Dörtlüsü’nün hazırladığı yol haritasına geri dönüş için çaba harcanmasını istiyor.

Buraya kadar herşey çok iyi. Ama tüm bu tahhütleri Kurey'in selefi Abbas da yapmamış mıydı? Abbas için geçerli olanlar şimdi yeni Başbakan Kurey için de geçerli.

Birincisi, Abbas radikal Filistinli grupları, kendi istekleri ile kabul ettikleri süreli bir ateşkes dışında silahdan arındırmayı başaramamıştı. İkincisi, İsrail radikal Filistinliler’i "temizlemekten" vazgeçmemiş, bu tavrıyla ateşkesin bozulmasına gerekçe hazırlamıştı. Sonuncusu, Ortadoğu Dörtlüsü’nün üyeleri, kendi imzalarını taşıyan barış planını yaşatmaya hazır ya da bunu yapabilecek durumda değillerdi. Özellikle de Irak'taki olayların baskısı altında olan Amerikalılar, yaz başı üstlendikleri arabuluculuk rolünü layıkıyla yerine getirmemişlerdi.

İsrail'in üzerinde ne Abbas ne de halefi Kurey tesirli olabilir. Kurey, kendi saflarındaki radikalleri de kontrol edemeyecektir. Bunun nedeni, Arafat'ın tümüyle sahneden çekilmemesi ve en azından güvenlik birimlerinin bir bölümünü komuta etmekteki ısrarıdır. Bu noktada hiçbir şey değişmemiştir ve yeni kabineye onayını vermesine rağmen bu sorun sürecektir.

Öte yandan, pekçok şey radikallerin de elindedir. Bugüne kadar ne Hamas ne İslami Cihad, İsrail'in varlığını kabullenebilmiştir.Ve kabul ederlerse de bu bir mucize olur. Geçen yazki ateşkesi kabul etmeleri bir taktikti. Aynı taktiği yine uygulayabilirler. Kabul etmedikleri takdirde, radikal grupları silahtan arındırmak için bizzat Arafat ya da Arafat'ın desteğinde Kurey'in harekete geçmemesi halinde hiçbir şey değişmeyecektir.

Bu adım atılırsa hem Ortadoğu Dörtlüsü’nün yeniden güvenini kazanacaklar, hem de Şaron hükümetinin radikallerin üzerine tek başına gitme gerekçelerini ortadan kaldıracaklardır. Ramallah'da yapılan açıklamalar kuşkusuz doğru yolda atılmış bir adımdır. Şimdi bunları icraatları izlemelidir."