1. Inhalt
  2. Navigation
  3. Weitere Inhalte
  4. Metanavigation
  5. Suche
  6. Choose from 30 Languages

DÜNYA

Ortadoğu'da barış ümidi tatlı bir rüya mıydı?

Mahmud Abbas’ın Filistin özerk yönetim konseyi başkanlığına seçilmesinden birkaç gün sonra şiddetin dalgalanması barış umutlarına ağır bir darbe indirdi. Gazze Şeridi geçişindeki İsrail kontrol noktasını hedef alan intihar saldırısında 6 İsrail askeri öldü. Ortadoğu’da yaşananlarla ilgili DW’den Peter Philipp’in yorumu...

“Ortadoğu’nun yazısı bu. Yavaş yavaş yeşermeye başlayan umutlar, hiç değişmeyeceğe benzeyen realitelere yenik düştü. Mahmud Abbas’ın Filistin başkanlığına saçilmesinin üzerinden birkaç gün geçtikten sonra Gazze Şeridi’nin girişinde düzenlenen bu saldırıyı başka türlü yorumlamak mümkün değil. Abbas şiddetin son bulup barış görüşmelerine başlanmasını istediğinden mi yoksa barışı aramasına rağmen mi? Barış ümidi tatlı bir rüya mıydı?

Hayır. Mahmud Abbas’ın seçilmesi, seçmenin büyük çoğunluğunun adayının barışçı tutumu desteklediğini gösterdi. Ama seçim, bu politikaya kesinlikle karşı olanların bulunduğunu da unutturmamalı. Hamas ve İslami Cihad, İsrail devletinin var olma hakkını bir türlü içlerine sindiremediklerinden seçimi boykot etmişlerdi. Bu nedenle onlar açısından İsrail ile barış müzakeresi söz konusu olamazdı. Olsa olsa uzun vadeli ateşkes sağlanabilirdi.

Mahmud Abbas da bunu bildiğinden kendini en kısa zamanda değişiklik olabileceği hayallerine kaptırmıyor. Ama ateşkes ilk başarı olabilirdi. Mısır Devlet Başkanı Hüsnü Mübarek’in arabulucuğuyla Kahire’de görüşülmesi amaçlanan ateşkesle ilgili planların değişmemesini umalım. İsrail hükümetinin öfkeyle misillemeye kalkışıp şiddetin tırmanmasına ortak olmamasını da. Saldırı misilleme kısır döngüsü yeniden başlarsa, sadece ateşkes değil ama barış görüşmeleri ve İsrail’in Gazze Şeridi’ni boşaltması da tehlikeye girer.

Kudüs yönetimi, Gazze’deki saldırıyı düşmanının gücü değil, hatalı yolda olduğunu teslim edişi olarak algılamalıdır. Seçim çoğunluğun şiddete karşı olduğunu gösterdi. Radikal kanat ise siyasi hiçbir alternatifi olmadığı için, Lübnan’daki ideolojik müttefiklerinin taktiğini benimsediğini ortaya koydu. 1999 yılında zamanın İsrail Başbakanı Ehud Barak Lübnan’ın güneyinden çekilme kararı almış, bunun üzerine İsrail’deki hedeflere yaptığı saldırıları arttıran Hizbullah ta İsrail’i Lübnan’dan sürdüklerini iddia etmişti.

Gazze Şeridi’ndeki radikal unsurların da bu yolu izledikleri düşünülebilir. Ama bu aczden başka marifetleri olmadığını kanıtlar. Umalım, herkes bunu anlasın ve radikal grupların oyununa gelmesin.”