1. Inhalt
  2. Navigation
  3. Weitere Inhalte
  4. Metanavigation
  5. Suche
  6. Choose from 30 Languages

DÜNYA

Ortadoğu için alternatif barış

Cenevre'de imzalanan planın bağlayıcılığı bulunmuyor

Cenevre'de imzalanan planın bağlayıcılığı bulunmuyor

Cenevre’de yüzlerce kişinin katılımıyla düzenlenen bir törenle Ortadoğu için alternatif bir barış planı imzalandı. Devletler hukuku açısından bir bağlayıcılığı bulunmayan planın başarı şansını DW’den Peter Phillip değerlendirdi...

İsrail - Filistin cephesinde, bir yanda Ariel Şaron öte yanda Yaser Arafat, sorumlu politikacıların bölgeyi içine düştüğü açmazdan kurtaracak bir çıkış yolu bulacak konumda olmadıkları sır değil. Onun için İsrailli sol liberaller ve bazı Filistinliler yaklaşık üç yıl önce İsviçreliler’in de yardımıyla, bir alternatif barış planı hazırlamaya başlamışlardı. Sonbaharda Ürdün'de nihai şekli verilen plan dün Cenevre'de resmen açıklandı. Cenevre İnisiyatifi adını taşıyan bu plan başarıya ulaşabilse aslında ne kadar iyi olurdu.

İsrail – Filistin anlaşmazlığının acilen çözüme ihtiyacı var. Özellikle de üç yıldır süren İntifada’nın önceki yıllarda yeşertilen umutları yerle bir etmesinin ardından. Cenevre İnisiyatifi bir çıkış yolu gösteriyor. Çünkü tüm sorunlara çözüm yolları gösteren çok ayrıntılı bir belge. Ama var olan koşullarda tek başına yetmeyecektir.

Taraflarca kabul görmüyor

Cenevre İnisiyatifi’nin en zayıf noktası resmi taraflarca kabul görmeyişidir. İsrail hükümeti ve hatta muhalefetteki İşçi Partisi, bu girişimi başlatanları, hadlerini aşan önerilerde bulunmak ve böylece ülkeyi hem de bu zor günlerde, daha da zayıflatmakla suçluyorlar. Filistin Kurtuluş Örgütü lideri Yaser Arafat da son ana kadar Filistin heyetinin Cenevre'ye gitmesine onay vermemekte direndi.Ve sonunda izin verdi ama "gayri resmi"...

Halbuki Filistin Başkanı barış inisiyatifine resmen ve net biçimde destek çıksaydı, uluslararası sahneye geri dönüş yolunda güzel bir fırsatı değerlendirmiş olacaktı. Ama her zaman olduğu gibi yine tereddütlü davrandı ve Filistinliler’in barış uğruna İsrail topraklarına geri dönüş hakkından vazgeçmelerine ve bunun karşılığında tazminatla yetinmelerine yeşil ışık yakmadı.

Öte yandan İsrailliler’in de barış uğruna, azımsanamayacak bir bölümünün beynine kazınmış olan fikirlerden geri adım atması şart. Öncelikle de 1967 Ortadoğu savaşında işgal ettikleri topraklardan geri çekilmeyi ve de işgal bölgelerindeki Yahudi yerleşim birimlerinin dağılmasını içlerine sindirmeleri gerek. Buna hazır olup olmamaları, büyük ölçüde barışa duydukları güvenle bağlantılıdır. Şimdiki durumda İsrail'de bu güvenden eser yok. Cenevre İnisiyatifi belki onlara bu güveni aşılayamayacaktır, ama bu yolda atılmış temkinli bir ilk adım olduğu kuşku götürmemektedir.