1. Inhalt
  2. Navigation
  3. Weitere Inhalte
  4. Metanavigation
  5. Suche
  6. Choose from 30 Languages

EKONOMİ

OECD küreselleşmeye ayak uydurdu

Kuruluşu sonrasında Avrupa’nın Marshall yardımlarıyla kalkındırılmasını koordine eden Ekonomik İşbirliği ve Kalkınma Teşkilatı OECD, şimdi küreselleşmeye şekil vermekle meşgul. DW’den Sandra Petersmann’ın derlemesi.

default

“Ekonomik İşbirliği ve Kalkınma Teşkilatı yarım asırdır üyelerine ve ortak devletlere, güçlü, temiz ve adil bir dünya ekonomisinin yaratılmasında yardımcı olmaya çalışıyor. Teşkilatın eğitim sistemlerini karşılaştıran PİSA araştırması Almanya’da fırtınalar koparmıştı.”

Berlin’deki OECD temsilciliğinin başkanı Heino von Meyer haklı. Almanya’da teşkilatın adını hiçbir çalışması PİSA araştırması kadar çağrıştırmamıştı. OECD üç yılda bir 15 yaşındaki öğrencilerin, okuma becerileriyle, matematik ve fen bilgilerini ölçüp ülkeler arası kıyaslamalar yapıyor. Heeino von Meyer bu çalışmanın gerekliliğini şöyle açıklıyor:

“OECD özellikle küresel kriz zamanlarında ve çetin problemler karşısında daha iyi bir hayat için yapılması gereken politikalara yol gösterebilen, son derece ehil bir kuruluş olduğunu kanıtlamıştır.”

OECD Almanya temsilcisi Heino von Meyer

OECD Almanya temsilcisi Heino von Meyer


OECD'nin asli görevi

Eğitim sistemlerini konu alan OECD araştırması örneğin Alman eğitim sisteminin varlıklı ailelerin çocuklarına avantaj sağladığını ve eğitimde fırsat eşitliği ilkesinin yerine getirilemediğini gözler önüne sermişti.

Ama OECD'nin asli görevi üye ülkelerin eğitim sistemlerinin düzeltilmesine yardımcı olmak değil. Teşkilat bir internet sitesinde hedeflerini şöyle tanıtıyor:

“Milli ve küresel sorunların her zamankinden çok daha sıkı bir şekilde kenetlendiği dünyamızı daha iyi bir ekonomik düzene kavuşturmak. Enerji, beslenme, yatırımlar ve çevre gibi günümüzün en hayati konularında bütün ülkelerin ortaklık anlayışı içinde işbirliği yapmasını sağlamak. Küresel ilerlemeye hizmet için buluştukları yer OECD’dir.”

OECD 1948 yılının nisan ayında Avrupa Ekonomik İşbirliği Teşkilatı adıyla kurulmuştu ve 18 üyesi vardı. Kuruluş amacı, savaş sonrası Avrupa’sının yeniden imarı için ortak bir konsept geliştirmek ve ABD’den gelen 13 milyar dolarlık Marshall yardımlarının en verimli şekilde kullanılmasını sağlamaktı. Yardım alan ülkelerin söz hakkı vardı. Bu büyük projenin tamamlanmasından sonra, Avrupa’nın, ekonomi politikalarına yön verme ihtiyacı doğdu. Teşkilat 1961’de bugünkü adını aldı ve yeni üyelere kapılarını açtı.

“Meksika’dan Japonya’ya, İzlanda’dan Yeni Zelanda’ya kadar bütün OECD üyeleri hür ticaret ve yatırımların refah yaratacağına inanır. OECD ortak kuralların hazırlanmasına yardımcı olur. Vergi politikaları ve özel şirketlerin sorumlulukları gibi konularda rehberlik yapar. Yolsuzlukla mücadele ve iyi yönetim alanlarında OECD’nin koyduğu kurallar küresel standart haline gelmiştir.”

Seçkinler kulübü görüntüsü

Önde gelen 34 sanayi ülkesi, merkezi Paris’te bulunan Ekonomik İşbirliği ve Kalkınma Teşkilatı’na üyedir. Piyasa ekonomisi ve demokrasi şartını arayan teşkilat zengin ve gelişmiş ülkeleri çatısı altında barındırır. Çin, Hindistan ve Brezilya’nın üyesi olmadıkları OECD’de Afrika kıtası da temsil edilmez. Seçkinler kulübü gibi görünmekle birlikte OECD, en önemli küresel sorunlara küresel çözüm bulma iddiasını taşır.

Ekonomik İşbirliği Teşkilatı’nın ele aldığı konular sağlık, nüfus yaşlanması, çevre sağlığı, küresel büyüme, internet ve finans mimarisinin sağlıklı işlemesi gibi son derece geniş bir alanı kapsar. 200 daimi çalışma grubu ve komisyon tarafından yılda 300’ün üzerinde rapor hazırlanır. Ülkelerarası kıyaslamaların yer aldığı araştırmaları hükümetleri harekete geçmeye zorlar. Daha iyi olanın örnekleştirilmesi ve işbirliği baskısının, demokratik piyasa ekonomisi sayesinde refah artışına katkıda bulunacağı ilkesini benimser.

© Deutsche Welle Türkçe


Sandra Petersmann / A. Günaltay
Editör: Nihat Halıcı

Önerdiğimiz linkler

Konuyla ilgili ses ve video dosyalarımız