1. Inhalt
  2. Navigation
  3. Weitere Inhalte
  4. Metanavigation
  5. Suche
  6. Choose from 30 Languages

EKONOMİ

Obama’nın ekonomi sınavı

Obama, 3,6 trilyon dolarlık bütçe tasarısının, ekonomide iyileşme için zorunlu olduğunu savunuyor. Ancak tasarıya yönelik hem Demokratların, hem de Cumhuriyetçilerin şüpheleri var

default

"İyileşme yolunda doğru ilerleme var.“

Bu sözler, tüm ekonomik zorluklara rağmen ABD’nin doğru yönde ilerlediğini söyleyen Başkan Barack Obama’ya ait.

Obama bu ilerlemenin sürmesi için, dün Kongre’de yaptığı konuşmada 3 trilyon 600 milyar dolarlık bütçe tasarısını savundu. Yaklaşık bir saat süren konuşmasında ABD tarihinin en büyük konjonktür programının ve bankalara verilen milyarlık yardımların kesinlikle gerekli olduğunu söyleyen Obama, aksi takdirde ülkenin ne kadar süreceği belirsiz bir resesyona gireceğini belirtti. Ancak Obama’nın planları, Demokratlar ve Cumhuriyetçiler tarafından kısmen şüpheyle karşılanıyor.

Gelecek nesillere ağır yük

Demokrat Senatör Kent Conrad, ABD'de devletin mali durumunu ve gelecek kuşakların yazgısını düşündüğü zaman, bazen fenalaştığını itiraf ediyor ve daha şimdiden 10 trilyon dolar borcu olan Amerika’nın uzun vadeli perspektiflerinin gerçekten endişe verici olduğunu dile getiriyor.

Kent Conrad, bir demokrat olarak Obama’nın bütçe tasarısına destek veriyor. Ancak aynı zamanda Senato Bütçe Komisyonu Başkanı olan Konrad, sayılar konusunda ABD Başkanı’ndan daha detaylı bilgiye sahip. Bush döneminin ekonomik açıdan iyi geçen bölümünde bile devlet borçlarının ikiye katlandığına dikkat çeken Conrad, bugün ABD İkinci Dünya Savaşı sonrasının en ağır ekonomik krizindeyken, borç stokunun iki katına çıkma tehlikesiyle karşı karşıya olunduğunu söylüyor.

Başkan Obama için, nüfuz sahibi Konrad’dan gelen ikazlar, önemli bir sinyal niteliği taşıyor. Obama bütçe tasarısının ayrıntılarını konuşmak ve tasarıyı savunmak için Kongre’ye giderek partisi içinde finans politikalarını en sert dille eleştiren isimlerle bir araya geldi.

Borç dağı nasıl oluştu?

Herkesin ortak endişesi, ABD’nin borç tsunamisi altında boğulması. Eski Başkan Bush’un Irak ve Afganistan savaşlarını borç alarak finanse etmiş olması ve aynı zamanda, daha önce savaş halindeki hiçbir başkanın atmadığı bir adımla zenginlerin vergilerini düşürmesi, bu borç dağının en önemli nedenlerinden.

Öte yandan Bush’un halefi Obama’nın otomotiv sektörünün, bankaların, sigorta ve kredi kartı şirketlerinin, kısacası konjonktürün kurtarılması için dağıtmak zorunda olduğu milyarlık can simitleri de borçların katlanmasına yol açıyor.

Finans dünyasının nabzını tutan gazetelerden Wall Street Journal'e çalışan ünlü gazeteci David Wessel, borçlanmadaki statükonun son bulması gerektiğini ve Amerikan hükümetinin her yıl giderek daha fazla borçlanamayacağını söylüyor. Wessel, Çin, Japonya ve Avrupa'nın, ABD’ye ebediyen kredi verebilecek durumda olmadıklarına dikkat çekiyor.

Çin’den uyarı sinyalleri

ABD hükümetinin sadece 2009’un ilk üç aylık döneminde aldığı borçların miktarı 500 milyar dolara yaklaşıyor. Bu borçların önemli bir bölümü, ABD’nin borçlarını geri ödeme kabiliyeti konusunda giderek daha tedirginleşen Çin’den geliyor. Çin Merkez Bankası Başkanı da, kısa bir süre önce, dünyanın yeni bir küresel rezerv birimine ihtiyaç duyduğunu belirtmişti. Zira Amerika’nın kreditörleri, Washington’ın borç sarmalının giderek daha da derinleşeceğinden emin. Demokratlar arasında, çok yüksek sesle olmasa da, dile getirilen uyarılar da tabloyu pek değiştirmiyor. Başkan Obama ile görüşmesinin ardından bir açıklama yapan Senatör Kent Conrad, kesinti önerilerinin, Obama’nın öncelikleri göz önünde tutularak dile getirildiğini söyledi.

Görünüşe göre, bu yıl ve gelecek yıl da bütçe açığı yine trilyon sınırını aşacak. Yani Obama’nın, dört yıllık başkanlık süresinin sonunda ABD'nin borcunu yarılama vaatleri daha şimdiden tehlikede.