1. Inhalt
  2. Navigation
  3. Weitere Inhalte
  4. Metanavigation
  5. Suche
  6. Choose from 30 Languages

DÜNYA

Obama'nın 100 günlük karnesi

Görevdeki ilk yüz gün, Amerikan başkanlarının ilk karne günü olarak bilinir. ABD Başkanı Barack Obama’nın görevdeki ilk yüz gününe mali ve ekonomik kriz damgasını vurdu.

default

Dünyanın en büyük ekonomisini yeniden rayına sokma beklentileriyle görevi devralan Obama, ülke tarihindeki en büyük krize karşı tarihin en büyük önlem paketiyle yanıt verdi.

İkinci Dünya Savaşı sonrasında dünyanın karşılaştığı bu ilk küresel resesyona karşı Obama’nın ilk yanıtı 787 milyar dolarlık ekonomik canlandırma paketi oldu.

Amerikan tarihinin bu en büyük paketine, merkez bankası Federal Reserve ve Maliye Bakanlığı’nın açıkladığı trilyonlarca dolarlık paketler eşlik etti.

Piyasalara 10 trilyon dolar

Obama yönetimi, uluslararası alanda da nakit sıkıntısı çeken ülkelere yardım için Uluslararası Para Fonu’nun (IMF) kredi kaynaklarına 500 milyar dolarlık takviye yaptı.

Bütün olarak bakıldığında Amerikan devlet kredileri, harcamalar ve verilen garantilerin toplam tutarı 10 trilyon doları aştı.

Obama dış politikada da hızlı bir başlangıç yaptı. Sekiz yıllık Bush yönetiminin ardından Amerikan dış politikasının çehresinin değiştiğini göstermek için aralarında Türkiye’nin de bulunduğu dokuz ülkeyi ziyaret etti.

Afganistan ile Pakistan arasındaki gerginlik, Ortadoğu barış süreci, Kuzey Kore ve İran’ın bölgedeki rolü ile ilgili özel temsilciler atadı.

Obama Avrupa'da da büyük beklentilerle karşılandı. Daha Başkan adayıyken seçim kampanyaları sırasında yaptığı Berlin ziyaretinde Almanların gönlünde taht kurmuştu.

Dikkat çekici yeni girişimler

Alman Dışişleri Bakanlığı sözcüsü Jens Plötner, Obama'nın görevdeki yüz gününü şöyle değerlendiriyor:


“Görevdeki ilk yüz gün, Amerikan dış politikasında çok sayıda olumlu gelişmeye sahne oldu. Alman dış politikası açısından da özel önem taşıyan pek çok alanda dikkat çekici yeni girişimler gördük. Silahların azaltılması, İran ile ilişkiler, Ortadoğu’da yeni bir ivme, uluslararası iklim koruma çabalarına yeni bir vurgu… Tüm bunlar bizim de çok önemli gördüğümüz, Başkan Obama’nın seçim kampanyaları sırasında uyandırdığı beklentileri karşıladığı alanlar.”


Ancak Obama bu hızlı açılım sürecinde kendisini zora sokan gelişmelerle de karşı karşıya kaldı.

Kuzey Kore, balistik füze denemesi yaparak meydan okudu ve kısa süre sonra da nükleer programını sona erdirmesi için sürdürülen Altılı Görüşmeler'den çekildiğini açıkladı.

Obama’nın büyük önem verdiği Afganistan’da durum kötüleşmeye devam ederken Pakistan’da radikal İslamcı militanlar gücünü artırdı.


İran’a yeni başlangıç önerisi

Obama’nın ilişkilerde yeni bir başlangıç önerisi İran’da da temkinli bir şekilde karşılandı.

İran’ın dini lideri Ali Hamaney, önce ABD’nin bölgedeki politikalarını değiştirmesi gerektiği yanıtını verirken, Cumhurbaşkanı Mahmud Ahmedinejad’ın BM Irkçılıkla Mücadele Konferansı’nda İsrail’e karşı sert ifadeleri Obama yönetimini zor durumda bıraktı.

Tahran, nükleer faaliyetlerini durdurmayacağını da kesin bir dille yineledi.

Amerika Kıtası Zirvesinde Latin Amerika ülkelerine de ilişkilerde yeni bir sayfa açma mesajı veren Obama, Küba'ya da jest yaparak, Küba asıllı Amerikalıların seyahatlerine kısıtlama getiren ve Küba'daki ailelerine gönderdikleri parayı kısıtlayan Bush dönemindeki sert önlemleri kaldırdığını açıkladı.

Amerikalı ve Kübalı diplomatlar, hafta başında yeni başlatılan gayrı resmi görüşmelerin ikinci turunda bir araya geldi.


Obama ve Türkiye'nin AB üyeliği

Obama, dış politik konularda Avrupa ülkeleri ile diyalog mesajını öne çıkarıp puan toplarken, Türkiye'nin AB üyeliği konusunda yaptığı güçlü çıkış, ‘içişlerine müdahale' eleştirilerine de yol açtı.

Alman Yeşiller Partisi'nin önde gelen isimlerinden Jürgen Trittin, Obama'nın Avrupa'ya etkilerini şöyle dile getiriyor:

“Obama özellikle de nükleerden arındırılmış bir dünya vizyonu ile Avrupa’yı ve Alman hükümetini zorlu bir seçimle karşı karşıya bıraktı. Türkiye’nin AB üyeliğine verdiği güçlü destekle Avrupa’daki muhafazakâr güçleri zora soktu. Güney Amerika ve Asya ile ilişkileri yeniden canlandırdı. Yani ortada tamamen yeni bir başlangıç var.”

Derleyen: Beklan Kulaksızoğlu
Editör: Meltem Karagöz





Önerdiğimiz linkler