1. Inhalt
  2. Navigation
  3. Weitere Inhalte
  4. Metanavigation
  5. Suche
  6. Choose from 30 Languages

DÜNYA

Obama’dan Moskova’ya kritik ziyaret

ABD Başkanı, yeniden süper güç olma iddiasındaki Rusya ile yeni bir sayfa açmak istiyor. Obama’nın ziyareti, NATO’yu tehdit olarak gören Rusya’nın güvenlik doktrinini değiştirebilecek mi? Uzmanlar değerlendirdi.

default

ABD Başkanı, Moskova temaslarına Pazartesi günü başlıyor. Obama ve Medvedev, Nisan ayında Londra'da yaptıkları görüşmede samimi görüntüler vermişti

Mayıs ayı ortasında Devlet Başkanı Dimitri Medvedev tarafından yürürlüğe konan yeni Rus güvenlik doktrini, ‘Rusya 20. yüzyılın sonundaki sistematik siyasi ve ekonomik krizi atlatmıştır’, şeklindeki iddialı bir cümle ile başlıyor. 2020 yılına kadar Rusya’nın iç ve dış politikalarına ışık tutacak olan yeni güvenlik doktrini 116 tezden oluşuyor. Rus Dış ve Savunma Politikası Konseyi Başkan Yardımcısı Dimitri Suslov şu hususları vurguluyor:

“Rusya’nın en önemli ödevleri ve karşılaşabileceği en büyük tehlikeler ülkenin kendinden kaynaklanıyor. Bunun sonucunda, modernleşme, devlet yönetiminin verimli hale getirilmesi ve yolsuzlukla mücadele gibi zaruretler doğuyor.”

Yakın Rus tarihinde ilk kez ülkenin milli güvenliği sadece dış tehlikeler ve Rusya’nın savunma yeteneği açısından ele alınmıyor. Alman Dış Politika Derneği’nin Rusya uzmanı Alexander Rahr bunun mantıki bir teşhis olduğu görüşünde:

“İç siyasi zorluklar Rusya’nın bir numaralı gündem maddesi. Obama’nın göreve başlamasından bu yana Rusya ille Batılı devletler arasındaki ilişkilerin düzelmekte oluşu bakımından bunu normal karşılamak gerekir.”

“En büyük tehdit NATO”

Ekonomik ve sosyal kategorilere göre tarif edilen Rusya’nın güvenlik doktrini ekonomik büyüme, sağlık, eğitim, bilim, kültür ve hayat kalitesi gibi kavramları öne çıkarıyor. Nüfus erozyonu, işsizlik ve sosyal sınıflar arasındaki farkın açılması milli güvenliği tehdit eden faktörlerin başında geliyor.

Rusya’nın güvenlik doktrininde enerji güvenliği de önemli rol oynuyor. Moskova yönetimi ülkeyi çevreleyen bölgelerdeki enerji kaynakları için verilen uluslararası mücadelenin kızışacağı ve bu mücadelede silaha başvurulması ihtimali de bulunduğundan Rusya’nın sınırlarındaki tehlikenin daha artacağı görüşünde. Milli enerji ve hammadde kaynakları ise Rusya’nın yeniden süper güç statüsüne kavuşmasına yardımcı olacak faktörler arasında sayılıyor.

Asya-Pasifik bölgesi ile Çin'den söz edilmeyen güvenlik doktrininde ismen zikredilmemekle birlikte en büyük tehdidin ABD ve NATO’dan gelebileceği ima ediliyor. Merkezi Avrupa’daki Amerikan füzesavar projesinin Rusya açısından en önemli tehlike addedilmesini Alexander Rahr şöyle değerlendiriyor:

“Dış politika doktrini bana kalırsa her zaman savunulan tezlerden ibaret. Rusya NATO’nun doğuya genişlemesine karşı olduğu için batı sınırındaki devletleri şiddetle eleştiriyor. Çin’in uzun vadede muhakkak Rusya için ‘tehlike’ ya da ‘zor muhatap’ durumuna gelecek olmasına rağmen bu ülkeden söz edilmiyor.”

ABD ile eşit ortaklık talebi

Rusya kendini ABD ile karşılaştırmak istiyor. ABD’nin bir numaralı tehlike kaynağı olarak görülmesine rağmen Rusya’nın eşitliğe dayalı stratejik ortaklık arayışında olduğunu vurgulayan Alman Dış Politika Derneği’nin Rusya uzmanı Alexander Rahr Moskova’nın yeni güvenlik doktrinini şöyle değerlendiriyor:

“Bana göre bu sadece bir ara doktrin. Dimitri Medvedev dış politik konumunu belirlemek, duruma hâkim olduğunu, Rusya’nın artık düşmanı kalmadığını ve modernleşmeyi dış faktörlerce rahatsız edilmeden başarabilecek imkanlara sahip olduğunu göstermek istiyor.”


Nikita Jolkver / Çeviren: Ahmet Günaltay

Editör: Ayhan Şimşek