1. Inhalt
  2. Navigation
  3. Weitere Inhalte
  4. Metanavigation
  5. Suche
  6. Choose from 30 Languages

YAŞAM

Nazi Almanyası'nın çöküşü

Almanlar İkinci Dünya Savaşı'nda neden son ana kadar savaştı? Neden Hitler ve destekçilerine karşı isyan bayrağı çekilmedi? İngiliz tarihçi Ian Kershaw kitabında bu sorulara yanıt arıyor.

default

İkinci Dünya Savaşı’na ve Nazi Almanyası’nın “Führer”i Adolf Hitler’e ilişkin bugüne kadar çok sayıda kitap yayınlanmıştır. Bunlar arasında İngiliz tarihçi Ian Kershaw, 2 bin sayfalık Hitler biyografisi ile 90’lı yıllarda ünlendi. Özellikle Nazi Almanyası’nın son dönemi konusunda uzman olan Kershaw, şimdilerde yeni bir kitap daha yayımladı. Kitabın adı: “Son – Çöküşe kadar savaş”. İngiliz tarihçi bu kitabında, “Führer”in komuta zincirinin neden son nefere ve son ana kadar fire vermediğini araştırıyor.

Konserler, futbol maçları devam etti

1945 ilkbaharında Almanya’nın savaşı kaybettiğinden kimsenin kuşkusu kalmamıştı. Bu durum bilinmesine rağmen, Nazi Almanyası’nda altyapı son savaş günlerine kadar işlevini yerine getirdi. Çalışanlara ücret ve maaşları ödenebildi, Berlin Senfoni Orkestrası konser vermeye devam etti, Bayern Münih futbol takımı maçlara çıktı, askerlere cephane ve mühimmat sevk edildi, hatta -bazı aksamalar olmasına rağmen- halkın gıda ihtiyacı karşılandı.

İngiliz tarihçi Ian Kershaw kaleme aldığı kitabında, o tarihte bunun nasıl mümkün olabildiğini ve Alman halkının neden Birinci Dünya Savaşı sonrasında yaptığı gibi isyan bayrağını çekmediğini, ülkenin sonunu sabırla beklediğini sorguluyor. “Bu soruların yanıtı, terördür” diyen tarihçi sözlerini şöyle sürdürüyor: “Terör öylesine yoğundu ki, tabandan bir devrim hareketinin gelmesi mümkün değildi. 1945 ve 1918 yılları kıyaslanırsa fark hemen görülür. 1918’de (Almanya’da) hala bir parlamento, siyasi partiler ve hatta bir nevi barış hareketi bile vardı. Ayrıca Almanya topraklarına da düşman askeri, her şeyden önce de Rus askeri girmemişti. Ve estirilen terör, tabandan gelecek devrimci hareketleri engellemeye yetti.”

60 Jahre Danach - Artikel - Ian Kershaw

İngiliz tarhiçi Ian Kershaw

“Tek bir neden yoktu”

İngiliz tarihçi Kershaw, Nazi Almanyası'nda son ana kadar savaşılmasının tek sebebinin terör olmadığının da altını çiziyor. Nazi partisine desteğin dramatik ölçüde azaldığını söyleyen Kershaw, Hitler’in de popülaritesinin kalmadığını ifade ediyor. Kershaw o dönemi, “Almanya topraklarının savunulmasında milli mutabakat mevcuttu. Kimse, yabancı birlikleri ülkede görmek istemiyordu, özellikle de Sovyet birliklerini” sözleriyle açıklıyor.

Kershaw, Hitler İmparatorluğu’nun çöküşünü 700 sayfalık kitabında çok ayrıntılı bir biçimde ortaya koyuyor. 68 yaşındaki tarihçi, en üst düzeydeki generallerin Hitler’in gittikçe korkunçlaşan emirlerine neden son ana kadar itaat ettiklerini, bunda Prusya militarizminin de rol oynayıp oynamadığını şöyle izah ediyor: “Ben bu durumun sadece Prusya geleneğine indirgenmesini doğru bulmam. Ama Naziler, onur ve sorumluluk gibi kavramları kendi amaçları uğrunda sömürmesini iyi becerdiler. Böylece, sonuçta bedeli Almanya’nın çöküşü olmasına rağmen hem yüksek rütbeli subayları, hem de basit askerleri, savaşı sürdürmek için her şeyi yapmaya ikna edebildiler.”

Ian Kershaw Cover Das Ende Kampf bis in den Untergang

Ian Kershaw'ın kitabı

“Desteğin gerekçeleri var”

İngliz tarihçi Kershaw, Alman halkının Nazilere neden bu derece gönüllü destek verdiğinin ise yapısal bazı gerekçeleri olduğunu belirtiyor. İtalya’daki faşizm döneminde Kral Viktor Emanuel ve “Büyük Faşist Konsey” gibi kurumların var olduğuna, İtalyan faşist lider Mussolini’nin bunları bir süre de olsa dikkate almak zorunda kaldığına işaret eden İngiliz tarihçi, Almanya'da ise gerçekten bir tek lider devleti “Führerstaat” olduğunu, Hitler’in iktidarı hiçbir kurumla paylaşmadığını, kimseye hesap vermek zorunda kalmadığını vurguluyor. Kershaw, Hitler ülkeyi yok etme pahasına savaşı sürdürmeye karar verdiği için de Alman halkının ona, ses çıkarmadan destek verdiğini söylüyor.

© Deutsche Welle Türkçe

Günter Kaindlstorfer / Çeviri: Çelik Akpınar

Editör: Ahmet Günaltay